«Anlayan millet için âyetlerimizi açıkça bildirdik»...
Âyeti kerîmede zikredilen anlayış Allah’ın tek bir nefisten halk ettiği insanoğlunun yaratışındaki sanatı idrak edebilmek için zaruridir. Bu tek bir nefisten meydana gelmiştir bütün nesiller. Ayrıca anlayış ilkâhın, nesillerin çoğalması için insanlık dünyasında erkek ve dişi münasebetlerinin devamı için vasıta kılınmasının gerisinde gizlenmiş bulunan hayretengîz uygunluğu kavrayabilmek için de zaruridir. Ancak ilkâh vasıtasıyla Allah'ın takdir buyurduğu çoğalma ve tenasül ameliyesi mümkün olabilmektedir. Yeni yetişen nesillerin insanlıklarını koruyacak çevre şartlarının bulunması ve insanlık hayatı için birer hazine olarak gelişmelerinin sağlanması için evlenme ameliyesi vasıta kılınmıştır.
Biz burada bu konuyu genişliğine açıklayacak değiliz. Çünkü bu mevzu başlı başına bir araştırmayı gerektirir.1 Sadece biz gerek erkek gerekse dişi olsun bir nutfenin nasıl doğduğunu gayb perdesiyle örtülü rabbani dağıtım metoduyla tevzi edilen ve İnsanlık hayatının uzayıp devam etmesi için gereken imkânı hazırlayan erkek ve dişi türünün dağıtımının nasıl tamamlandığını kısaca zikredip geçeceğiz. Daha önce bu cildde elli dokucuncu Ayeti tefsir ederken bir nebze bahsetmiştik. Ana karnına düşen her yumurtacığın erkek mi? dişi mi? olacağını kesin şekilde belirten Allah’ın takdiridir. Bazen yumurtacıkla birleşen canlı menidekİ kromozomların sayısına göre cereyan eder bu. Erkek kromozomları dişi kromozomlardan fazla olur veya dişi kromozomlar erkek kromozomlardan fazla olur ve böylece yavrunun cinsiyeti teşekkül eder. Ama erkek veya dişi kromozomların az veya çok .olması tamamen Allah’ın takdirine göre cereyan eder. Orası Allah’ın sırlarla örttüğü ğ a y b âlemidir. Allah’dan başka kimsenin orada hâkimiyeti söz konusu olamaz. Her defasında cereyan eden İlâhî kader dilediğine erkeklik dilediğine de dişilik unsuru vererek yeryüzünde devamlı bir muvazene temin eder. Dişi olacakların sayısı ile erkek olacakların sayısı arasında bir uygunluk sağlanır. İnsanlık seviyesi itibariyle bu denge kolay kolay bozulmaz. Çünkü bu denge sayesinde tenasül ve çoğalma mümkün olabilir. Aynı zurnanda müstakâr bir aile hayatının kurulması da bu dengeye bağlıdır. Tenasül ve çoğalma çok kere daha az sayıda erkekle de mümkün olabilir. Fakat Allah’ü Taâlâ insanlar arasındaki birleşmenin temel gayesi olarak sadece neslin devamı ve çoğalmasını bir gaye olarak takdir etmemiştir. Erkek ve dişi birleşmesindeki ana gaye — ki bununla insan hayvanlar âleminden ayrlır— iki cins arasındaki aile hayatının sağlam bir şekilde kurulmasıdır. Şağlam aile hayatının ötesinde de ancak çoğalma ve gelişme ile mümkün olan bir takım hedefler yer alır. Bu hedeflerin en önemlisi de yetişen nesillerin bir aile muhitinde ana ve baba kucağında sağlamca yetişmesi ve yeryüzünde kendisine tevdi edilecek olan insanlık fonksiyonunu icra etmeye hazırlanmasıdır. Geçim temin etmeyi ve diğer canlılar gibi nefsi müdafaayı bahis mevzu etmiyoruz. İnsanın yeryüzünde kendi payına düşen esas fonksiyonu istikrarlı bir aile muhitinde uzun bir müddet ana ve babanın himayesinde yaşamasını zarurî kılar. Diğer canlıların yuvrularına nisbetle insan yavrusu ana baba kucağına daha çok muhtaçtır.
Devamlı sürüp giden bu muvazene bile tek başına Allah'ın hikmet ve takdirinin ifadesidir. Fakat bu anlayan milletler içindir:
«Anlayan millet için âyetlerimizi açıkça bildirdik»
Başı dönmüş, gözü perdelenmiş körlere gelince Kı bunların başında Allah’ın ğ a y b âlemini ifade eden «gaybiyet»mefhumu ile alay eden «ilim» adamları gelir. Onlar da bu delillerle her zaman karşılaşmakta fakat başları dönmüş, gözleri perdelenmiş körler olarak geçip gitmektedirler: «Her âyeti gürseler bile inanmazlar ona»...
Sonra âyeti kerîmenin seyri yeryüzünde açılmış bulunan hn yat sahnelerini arzetmeye devam ediyor. Gözler bu sahneleri gb rür, hisler onu kavrar, kafalar ordaki kudreti düşünür ve Allah’ın yarattığı şeylerdeki İlâhî sanatı müşahede eder... İşte âyet tıpkı 1
1. Bu konudu «İnim geni* bilgi ivin Pakistan İsinin (cınhatı reisi Uslftd Hbftl Alil I I Mf* dııdi'nin «Hicap» udlı cscıiııc bakınız. Ayrıca tefsirin 3. cildinin 33. sııylasına ve dı yumma bakınız.