YILDIZLAR
97 — O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir. Bilen millet için âyetleri uzun uzadıya açıkladık.
Güneşi, ayı ve yıldızları ile dönüp duran kâinat okyanusunun arzettiği manzaraya uygun bir sonuç. Beşer hayatı ve menfaatları ile alâkalı müthiş ve hayretengîz kâinat manzarasına muvafık düşen bir bitiriş:
«Kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir»...
Karaların ve denizlerin sonsuz karanlıklarında insanlar yıldızlarla yollarını bulurlar. Eskiden beri böyle idi bu. Halen de böyledir. Yıldızlarla yol bulma metotları asırdan aşıra değişir. İlmi keşifler ve mütenevvî tecrübelerle bu metot ilerler ve gelişir. Ama bir kaide vardır ki hiç değişmez. O da gerek karada, gerekse denizde karanlıklarda gök cisimleri ile yol bulma metodu. Bu karanlık gerek hissiyat âleminde tezahür etsin gerekse düşünce ve fikir âleminde. İşte böyle idi Kur’an. Beşeriyete ilk hakikatları barınmak basamak çıkararak göstermişti. O günün insanları bu âyetin ifadesini yaşadıkları pratik hayatlarında görüyorlardı. Ve onların bizzat pratik dünyalarına hitap ediyordu. Zamanla insanlara Allah'ın dilediği tarzda gerek kendi nefislerinde, gerekse engin ufuklarda bir takım esrar perdeleri açıldı. Ama bugünde bu kadar gelişen keşiflere rağmen insanoğlunun hayatında bizzat aynı gerçek İfadesini buluyor. Böylece Kur’an-ı Azim’in insan fıtratına kâinat gerçeklerini nazariyeler şeklinde değil de realiteler şeklinde sunarak hitap etmesindeki metodun üstünlüğü belirmiş oluyor. Bu metodun gerisinde yaratıcı kudret eli O’nun takdiri, rahmeti ve tedbiri açıkça tecelli ediyor. Hem de kafalara ve gönüllere tesir ederek duygu ve idraklere ilhamlar buhşederek İnsanî düşünce ve hatırlamaya sevkederek. İlim ve bilgiyi büyük gerçekleri? ulaşmak için vasıta yaparak. Bunun içindir ki karaların ve denizlerin karanlıklarında insanlara yol bulmaları Allah’ın bir delil kıldığı ,yıldızlar mevzuunu müteakiben hemen şu duygularla dolu ifade yer alıyor:
«Bilen millet için âyetleri uzun uzadıya açıkladık»
Karaların ve denizlerin karanlığında yıldızlarla yol bulma, yıldızların nasıl hareket ettiklerini, yörüngelerini durak noktalarını ve takip ettikleri yolu bilmeyi gerektirir. Ayrıca bütün bunları yüce yaratıcı Aziz ve Hakim olan Allah’ın kudretinin varlığına delâlet ettiğini bilen bir kitleye de ihtiyaç vardır. Bu da doğru yolu bulmak pratik ve hissi karanlıklarda doğru yolu bulmak olduğu gibi, aklın ve vicdanın karanlıklarında da doğruyolu bulmak hususu varittir. Hisler âleminde yıldızları yolların yolunu bulmak için vasıta olarak kullananlar, sonra da onu yoktan var eden yaratıcının kudretine bir delil olarak aradaki münasebeti Kavramayanlar işte onlar büyük hidayetten mahrum ve henüz hidyete ermemiş kimselerdir. Kâinatla kâinatı yaratan arasındaki bağı koparmak istiyen kâinattaki delillerle kâinatı meydana getiren yüceYaratıcı’nın varlığı arasındaki delilleri koparanlardır
TEK BİR NEFİS
98 — «O, sizi bir tek nefisten, babaların sulbümle İmi mİ.o mış ve anaların rahminde kararlaşmakta olarak yarıılıımlır Ani. yan millet için âyetlerimizi açıkça bildirdik.»...
Bir kere daha doğrudan doğruya aynı mevzulara teinin edil! yor. Bizzat insan ruhuna ve insan nefsine... Mahiyeti İle tek M varlık olan hakikati itibariyle dişi ve erkekten meydana p.elınl ve hayata ilk adımlarını ilkâh edilmiş genlerin çoğalınası He ha? lamış olan insanoğluyla. Erkeğin sulbünde bu hücreyi' tevdi edi miş olan bir canlıdır o. Dişinin rahminde gelip yerleşivoriyoı ¡'»s ra da hayat emareleri başlıyor. Zamanla gelişerek büyüyor ve v yılıyor. Bir de bakıyorsunuz ki renk renk, cins cins yeryüzüne v. yılmış. Çeşit çeşit diller çıkmış, kabilelere, topluluklara aynim ve birden sayılmayacak insan türleri türeyivormiş. Ve halen de I»
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder