Bu hususu belirttikten sonra Allah’ın onlara verdiği rızıklarla nasıl hareket ettiklerini hatırlatıyor. Nitekim onlar bu rızıklardan bir kısmını Allah için ayırıyorlardı. Bir kısmını da putları ve ilâhları için. Tabiatı haliyle putlara ve ilâhlara ayrılan bu son kısım doğrudan doğruya onlara hizmet eden kâhinlerin eline geçiyordu. Bundan sonra da onlar Allah için ayırdıkları kısma tecavüz ediyorlardı. Ve âyeti kerîmenin belirttiği şekilde o kısmı harcıyorlardı.
İ b n i A b b a s diyor ki: Yemek yiyecekleri zaman yemeği birkaç kısma ayırırlardı. Bir kısmını Allah’ın payı olarak kabul ederler, bir kısmını da kendi ilâhlarına ayırırlardı. Şayet rüzgâr kendi ilâhları için ayırdıkları tarafdan Allah için ayrılan tarafa doğru eserse o Allah için ayırdıklarını da kendi ilâhlarına ayırdıklarının içine katarlardı. Şayet Allah için ayırdıklarının tarafından ilâhları için ayırdıklarının tarafına doğru eserse de onu yine ilâhlarına ayırırlar ve Allah için ayırdıklarının arasına katmazlardı. İşte Allah’ın ne kötü hüküm veriyorlardı fermanı bunlar içindir.
Mücahit diyor ki: Ekinlerinin bir kısmını Allah’a adıyorlardı. Bir kısmını da putlarına. Şayet rüzgâr Allah’a ayırdıkları taraftan bir miktar ekini alıp putlarına ayırdıkları tarafa götürürse onu kendi haline bırakıyorlardı. Ama putlarına ayırdıkları taraftan alıp da Allah’a ayırdıkları tarafa götürürse onu geri getirir putlarının tarafına koyarlardı. Ve « Allah bunlardan zengindir » derlerdi. Hayvanlara da bahire ve şaibe adı verirlerdi.
K a t a d e diyor ki: Ehli dalâletten bir kısmı ekinlerini ve hayvanlarını bölük bölük ayırdılar. Bir bölüğünü Allah’a tahsis ettiler, bir başka bölüğünü de putlarına. Allah için ayırdıkları bölümden putları için ayırdıkları bölüme birşey karışırsa ona dokunmazlardı. Ama putları için ayırdıklarından, Allah için ayırdıklarına birşey karışırsa onu tekrar geri döndürürlerdi. Kuraklık olduğu sene Allah için ayırdıkları şeyden istifade ederlerdi de putları için ayırdıklarına karışmazlardı. İşte bunun için Allah’ü Taâlâ: «Ne kötü hüküm veriyorlardı» buyuruyor.
S ü d d î diyor ki: “Onlar mallarını birkaç kısma ayırırlardı. Bir kısmını Allah'a tahsis ederlerdi. Ektikleri ekinlerden de Allah’a bir pay ayırırlardı. İlâhları için de aynı şeyi yaparlatdı hllt lan için elde ettikleri şeyi onlara harcarlardı, Allah İçin »'Mı* tiklerini de fakir fukaraya dağıtırlardı. İlâhları için ayırttıkları /„ la kalırsa şöyle derlerdi: «İlâhlarımızın verecekleri nnlnkıı volt.. \ Allah için olanı alırlar, ilâhları için infak ederlerdi tfnyvl Alin için ayırdıkları verimsiz olur da, ilâhları için ayırdıkları çok nl„ sa: «Şayet isteseydi kendisine daha iyisini yaratırdı« dml#y t
ilâhları için adadıklanndan Allah için bir pay ayırmaklardı İş Allah bunun için şayet taksimlerinde sadık olsaydılar ılnyin p,, laştırırlardı. Benim yoluma ayırdıklarını alıp da öbürüne »'•*» im« lerdi. Ne kötü hüküm veriyordu onlar” diye ifade ediyordu
İbni Cer ir-i T ab eri diyor ki: «Ne kütü hüküm vı»ı yorlardı» âyeti kerîmesine gelince, bu durum sıfatlan me,, (( bahsedilmiş olan bu müşriklerin yaptıklan harekelin Allah lanı/( dan belirtilmesinden ibarettir. Hak Taâlâ buyuruyor k ı «onlar ı, na ayırdıkları payı ilâhlarına vermekle ve ilâhlarına ay irdik laı ı dan benim yoluma birşey vermemekle kötü bir hüküm vnritıe||| dirler» Aslında Hak Taâlâ bunu zikretmekle onların rehâlei e* lâletini, Hak yolundan nasıl çıktıklarını, kendilerim yanılan on liyen Allah’a karşı nasıl adaletsizlik ettiklerini, ketııUlerlıı* nıiym nimetler ihsan eder Rabbı Zülcelâl’e karşı hiçbir faydıı m-ya m,,, söz konusu olmayan kimseleri nasıl eş koştuklarım vr onlarla ı/(l> lan taksimde tarafgirlik ettiklerini bir cehâlet ve dalâlet <« »••()» •>/ rak gösteriyor.
İşte cinlerden ve insanlardan şeytanların hayvanlın ve ı kini konusunda müminlerle mücadele etmeleri için kendi dostlarına sıldadıkları şeyler bunlardı. Bu düşünce ve tasarruflarda şeytani için bahis mevzuu olan menfaat ise açıktır. Zaten onlarda bunun h bu konuları cazip göstermiye çalışmaktadırlar. İnsanlardan şay|M ların menfaati hususuna gelince, —ki bu vazifeyi kâhinler, ludn reisleri ve mabed temsilcileri— temsil etmektedir. Evvel emli kendilerine tabi olan dostlarının kalplerinde hâkimiyet kurup, «> lan istedikleri yönde ve diledikleri şekilde batıl düşünceler ve I zuk inançlarla hareket ettirmeleridir. Bundan sonra da bu insani topluluğunu aldatmanın bir takım şeyleri cazip göstermenin t ııunda tahakkuk edecek olan maddi menfaatini' söz konusudur İN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder