23 Mayıs 2016 Pazartesi

«Sizi yeryüzüne yerleştirdik ve size orada birçok geçim vasıtaları yarattık. Ne az şükredersiniz.»

11 — And olsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere: «Adem’e secde edin» dedik; hemen secde ettiler. Ancak İblis secde edenlerden olmadı.

•12 — Allah :«Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan neydi?» dedi. «Beni ateşten, onu çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm» cevabını verdi.

13 — Ona: «în oradan, orada büyüklenmek senin ne haddine, defol, sen alçaklardansın!» dedi.

14 — «İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver» dedi.

15 — Allah: «Sen mühlet verilenlerdensin» dedi.

16 — «Madem ki sen beni azgınlığa mahkûm ettin, and olsun ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunda pusu kurup oturacağım.»

17 — «Sonra önlerinden, arkalarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu sana şükreder bulamayacaksın» dedi.

18 — Allah: «Ayıplanmış ve koğulmuş olarak defol oradan; and olsun ki, insanlardan sana kim uyarsa, hepinizi birlikte cehenneme dolduracağım» dedi.

19 — «Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleşin ve istediğiniz yerden yeyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.»

20 Şeytan, ayıb yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: «Rabbinizin sizi bu ağaçtan men’etmesi; melek olmanızı veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir.»

21 — «Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim» diye onlara yemin etti.

22 — Böylece onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarını üst üste koyup oralarını örtmeye başladılar. Rableri onlara: «Ben sizi o ağaçtan men’etmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?» diye sezlendi.

23 — «Rabbimiz, kendimize yazık ettik; bizi bagışlamaz ve bize merhamet etmezsen her halde zarara uğrayanlardan olacağız» dediler.
24 — Allah: «Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz.»

25 — «Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan dirilip çıkarılacaksınız» dedi.

UZUN BİR YOLCULUK

Ve buradan başlıyor büyük göç... Önce Allah’ın beşer cinsini yeryüzünde yerleştirmesi anlatılarak giriş yapılıyor. Ve insanlığın tafsilatlı hikâyesine girişmeden evvel mutlak bir gerçek olarak yeryüzünde yerleşme kıssası anlatılıyor...

10 — «Sizi yeryüzüne yerleştirdik ve size orada birçok geçim vasıtaları yarattık. Ne az şükredersiniz.»

Yeryüzünün ve insanların yaratıcısı Hak Teâlâ... İşte, beşeri yeli yeryüzüne yerleştiren de O’dur. Yeryüzüne insanların yaşamasına elverişli şartları ve hususiyetleri O vermiştir. Rızık ve maişet sebeblerini ihtiva ettiği içindir ki arz, insanların ihtiyarını karşılar ve yüklerini kaldırır.

Havası, terkibi, güneş ve aydan uzaklığı, güneşin etrafında dönüşü, eksenindeki eğiklik ve diğer özellikleriyle dünyayı insanların yaşamasına müsait hale getiren, gelişmelerine elverişli bir zemin kılan da O’dur. Rızık başta olmak üzere beşer cinsinin gelişmesine, İlerlemesine ve devamlılığına yardım edecek güç ve kuvvetleride yer yuvarlağına O vermiştir. İnsanoğlunu bu yuvarlaktaki yaratıkların efendisi yapan da O’dur. Allah insanoğluna bir takım hususiyet ve kabiliyetler vermiştir ki, bu sayede onlar, tabiat kanunlarından bazılarını keşfederek arzı emirlerine âmâde kılarlar ve diğer mahlukları kendi yararlarına kullanırlar. İşte onlara bu kudreti veren de O'dur.

Cenahı Hak insanları, yeryüzüne bu imkân ve şeraitle yerleştirmemiş olsaydı bu cılız mahluk, eski ve yeni bütün cahiliyet mensuplarının tabiriyle «tabiatı kendilerine râm» edebilirlermiydi İnsan oğlunun bizzat kuvveti, bu uçsuz bucaksız kâinatın kuvveti karşısında nedir ki?

Günümüzün modern cahiliyet felsefesi eski Yunan ve R o m a Cahiliyetinin felsefesidir ki, bu felsefeye göre: Varlıklar alemi (onların diliyle tabiat) insanın düşmanıdır. 
Güya insanlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder