12 Mayıs 2016 Perşembe

Onlar Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, ekinleri ve hayvanları iki bölüme ayırmaktadırlar. Bir kısmını Allah’ın şeriatının böyle emrettiğini sanarak Allah’a vermekte, bir kısmmı da Allah’a eş koştukları şeylere ayırmaktadırlar. Yani Allah’tan başka şirk koşar oldukları ve tapındıkları sahte ilâhlarına: «Kendi zanlarına «öre: “Bu Allah’ındır, bu da putlarımızındır” diyerek Allah’ın yarattığı meyve, ekin ve hayvanlardan pay ayırdılar».

bu şeriatı insanlar arasında hükümran kılacak kuvvetli devleti vücuda getirmek, öğrenilen Ahkâm-ı İslâmiyenin tenfizini sağlamaktır. Zaten bu dinin prensip ve tabiatı da bunu gerektirir ki, dinin ciddiyet, vakar ve heybeti muhafaza edilmiş olsun.

İşte, biz diyoruz ki, M e k k e - i Mükerreme’ de nazil olan bu 
sûre-i celîlenin hâkimiyet ve şeriat mevzuuna etraflıca temas etmesi bu dâvanın ehemmiyetini gösterir. Onun bir akide dâvası olduğunu belirtir. Ayrıca temas edilen bu akide mevzuu İslâm dini içindeki ciddiyetini ifade eder. Zaten İslâmiyetin başlıca konusu da bundan ibarettir...1 Âyeti kerîmelerin teker teker tafsilatına geçmeden önce mevzuun Kur’an’ın seyri içindeki akışı üzerinde kısaca duralım. Özet olarak mevzuun muhtevasını ifade ettiği mana ve duyguyu görelim...

Konuya bir takım düşünceler yığını ve cahiliyyet adetleri ile başlanıyor. Mali ve İçtimaî mevzuları teşkil eden cahiliyyet devri insanının meyveler, hayvanlar ve çocuklarla ilgili düşünüş tarzı belirtilerek giriliyor. Dikkatle düşündüğümüz zaman bu düşünce tarzından aşağıdaki hususları çıkarabiliriz. ‘

1 Onlar Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, ekinleri ve hayvanları iki bölüme ayırmaktadırlar. Bir kısmını Allah’ın şeriatının böyle emrettiğini sanarak Allah’a vermekte, bir kısmmı da Allah’a eş koştukları şeylere ayırmaktadırlar. Yani Allah’tan başka şirk koşar oldukları ve tapındıkları sahte ilâhlarına: «Kendi zanlarına «öre: “Bu Allah’ındır, bu da putlarımızındır” diyerek Allah’ın yarattığı meyve, ekin ve hayvanlardan pay ayırdılar».

2 — Onlar daha sonra Allah’ın payına ayırdıkları bu taksimde biraz daha ileri giderek Allah’ın payına düşeni alıyor ve O’na eş koştukları şeylerin payına ekliyorlar. Ama Allah’a eş koştukları şeylerin payından alıp öbürüne ilâve ettikleri görülmüyor: «Putları için ayırdıkları Allah için verilmez. Ama Allah için ayırdıkları putları için verilirdi. Ne kötü hüküm veriyorlardı»...

3 — Allah’a eş koştukları kimselerin cazip göstermeleri yüzünden çocuklarını öldürüyorlardı. Allah’a eş olarak kabul ettikleri kimseler bu durumda kendi toplulukları için adet ve alışkanlıkları belirten, hükümler koyan kâhinlerdi. Onlar bir taraftan içtimai baskı ile, bir taraftan da dinî ve efsanevî şeylerin tesiri ile bunlara boyun eğiyorlardı. Fakirlikten ve utançlarından dolayı bazen ki/ çocuklarını öldürüyorlar, bazen de erkek evlâtlarını ilâhlarına adı yorlardı. Nitekim Abdül Muttalip kendisine Allah on tane evlât verirse onlardan birisini ilâhlar için keseceğini ahdetmişti:

«Böylece putlara hizmet edenler puta tapanların çoğunu Helake sürüklemek, dinlerini karmakarışık etmek için çocuklarını öldürmelerini onlara iyi göstermişlerdir»...

Hayvanlarından bir kısmını ve ekinlerin bazısını dllrdlklü rinden başkasının yemesini yasaklıyorlardı. Nitekim bazı hayvan lara da binmek yasaklanmıştı. Bir kısım hayvanları binerken ve ya keserken Allah’ın adını anmaya engel oluyorlardı İlaç ijicvmI minde Allah’ı anmaları için o hayvanlara binmiyorlardı V< buldu bunları Allah’ın emretmiş olduğunu iddia ediyorlardı

«Bu davarlar ve ekinleri dilediğimizden başkasının yenirdi .Vaşaktır. Bir kısım develerin sırtlarma yük vurmak da luımındıı d»'» ler. Diğer bazı hayvanları da Allah’ın ismini anmadan boğazlın la» Bütün bunları Allah’a iftira ederek yaparlar.»...

5 — Bazı hayvanları daha ana karnında iken kendi eık« Mu rine mahsus kılıyorlar ve karılarının yemesini hanım kabul ' dİ yorlardı. Şü kadar var ki doğan hayvan cansız olursa eıkek \ <• di şi bunda müşterek oluyordu. Bunun yanısıra da bu gülünç adı il* rini Allah’a atfediyorlardı: «Bu davarların karınlarında olun v»' rular yalnız erkeklerimize mahsus olup karılarıınr/.ıı yasııklıı Dili doğacak olursa hepsi ona ortak olurlar dediler. Allah İm türlü süz lerin cezasını verecektir. Çünkü O, Hakim ’dir, Alim dir.»...

İşte, o günkü Arap cemiyetine cahiliyyet rengini veren «del ve alışkanlıkların bir kısmı. M e k k e -i Mükerremr 'de mı zil olan bu tafsilatlı Kur’an âyetleri işte bu adetlere karşı çıkıyı, onları yıkmak, kalpleri ve ruhları onlardan temizlemek ve içtimai hayatta onları yok etmek için çalışıyor. Kur’an bu yolda ağıt agn adımlarla kuvvetli ve güçlü olarak yürümüş ve aşağıdaki luı .ıı. ları yerleştirmiştir:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder