28 Mayıs 2016 Cumartesi

Defile salonları ve bunların desinatörleri, moda evleri ve güzellik hocaları işte günümüzdeki modern cahiliyetin yetiştirdiği erkek ve kadınlara göz açtırmayan budalalıkların gerisinde gizlenmiş olan tanrılar... Bu tanrılar buyruklar veriyor ve peşlerinde giden yeryüzünün dört bucağına dağılmış serseriler ve başı bozuk hayvanlar gürûhu gülünç şekilde bu buyruklara itaat ediyorlar.

konularla Allah’a ortak koşma, İlâhî kanunlar yerine kanun vaz’ederek tanrılığa kalkışmak gibi konularda dünkü cehalet mensublarının anlayışıyla bugünkü cehalet mensublarının anlayışı arasında ne fark var?

Arap müşrikleri açık geziyorlardı... Bu mevzuda telkini, arap  yarımadasında hükümranlıklarını garanti etmek için arabın cehaletini istismar eden yer tanrılarından alıyorlardı. Diğer cahiliyet mensupları da aynen bunlar gibiydi. Çünkü onlar da telkinatı kâhinlerden, reislerden, kilise ve havra mensuplarından almakta idiler.

işte, bugünün kadın erkek müşrikleri de, aynen dünküler gibi yer tanrılarına uyuyorlar ve emirlerini geri çevirme imkânına sahip olamıyorlar.

Defile salonları ve bunların desinatörleri, moda evleri ve güzellik hocaları işte günümüzdeki modern cahiliyetin yetiştirdiği erkek ve kadınlara göz açtırmayan budalalıkların gerisinde gizlenmiş olan tanrılar... Bu tanrılar buyruklar veriyor ve peşlerinde giden yeryüzünün dört bucağına dağılmış serseriler ve başı bozuk hayvanlar gürûhu gülünç şekilde bu buyruklara itaat ediyorlar.

Kimler vardır bu moda evlerinin arkasında? Güzellik salonları kime çalışır? Çıplaklık ve açıklık tutkusuyla yanıp tutuşanları . kim getirir bu hale? İnsanlık aleyhine şeni hamleyi yöneten dergilerin, gazetelerin, romanların, hikâyelerin, afişlerin arkasında kimler var acaba? Bu dergilerin bazıları o hale gelmiştir ki artık onu alan sırf ahlâksızlığın çeşitlerini öğrenmek için alır ve elden ele dolaştırır. Peki bütün bunların arkasındakiler kim?...

Bütün dünyada bu nevî müesseselerin arkasında yahudinin , gizlenmiş bulunduğunu bilmelisiniz. Şeytana mağlûb olan hayvanlara karşı tanrılığını sürdüren yahudiler, tahrim hünerleriyle dünyanın her tarafında hedeflerine ulaşıyorlar. Bunlar hedeflerine kademeli olarak ulaşmaya çalışırlar. Önce bahsettiğimiz alışkanlığı aşılarlar. Bu yoldan ruhî ve ahlâkî çözülmeleri yaygınlaştırırlar. Temiz beşerî duyguları fesada verdikten sonra insanlığı modacıların oyuncağı haline getirirler ve sıra İktisadî hedefin gcrçckleşmesine gelir. Makyaj için harcanacak paralar, moda yükünden israf edilen kumaşlar ve bu kesimde kurulacak sanayi, gıdasını buradan alacaktır.
Elbise ve kıyafet meselesi İlâhî kanun ve prensiplerden ayrı düşünülemez. Elbisenin îmanla ilgisi olduğu için şirkle de ister is temez arasında bağlantı kurulmuş oluyor.

Kıyafetin çeşitli sebeplerden dolayı îman ve şeriatle alâkası vardır. Mesele Allah’ın tahdidi meselesidir. O, bu mevzuda insanlara bir yön vermiştir. İnsanların tevcih edildikleri bu yönün; yalnız ahlâkî ve İktisadî sahalarda değil hayatın her alanında büyük tesiri vardır.

Diğer taraftan «insanın» beşerî hasletlerini ortaya koyması, İnsanî karekteri hayvani karektere galib kılması bakımından da kı yafetle şeriatın alâkası vardır.

Fakat cahiliyet mensubları; düşünceleri, zevki selimi, ahlaki değer ölçülerini tersyüz ettikleri için —hayvanlar gibi çıplanmayı ilericilik olarak vasıflandırırlarken insanca yaşamayı da geriçilik ve irtica olarak değerlendirirler. Beşerî fıtrat ve insani hasletler ancak bu kadar bozulabilirdi!...

Meselenin İslâmî ve İnsanî yönü bu iken bizim cühelâ gürühu kalkar, efendim; dinle kıyafetin, dinle kadın giyim ve kuşamının, dinle makyaj işinin ne ilgisi olabilir? derler. Gerçekleri ters görme, her devirde cahiliyet mensuplarına bulaşmış bir illettir. Tefrruattan gibi görünen bu meselenin İlâhî ölçüler içerisinde islami nokta-i nazardan büyük ehemmiyeti vardır. Çünkü önce bu mesele tevhid veya şirk meselesidir. İkinci olarak ta, beşeri fıtratın, ahlâkın, toplumun, hayatın ya tamamen salahı ya da tamamen fesadı meselesi olmaktadır. Âyet, önemli inanç konulularındaki uslubuna  uygun olarak etkili bir uyarmada bulunmakla ve yeryüzünde kalacakları zamanın muayyen ve mahdut olduğunu, ecel gelinen ömrün bir lahza bile zamanını şaşırmayacağını hatırlatarak insan oğlunu İkaz etmektedir:

34 «Her ümmetin mukadder bir eceli vardır. Vakitleri dolunca, ne bir saat geri bırakabilirler, ne de öne alabilirler.»

Bu İnanç İslamın temel prensiplerinden biridir. Zikri ve şükrü unutarak paslanan kalblerin tellerine âyet işte bu azametle vuruyor Uyarmak istiyor onları. Hayatın uzaması aldatmasın sizi diyor,

Mumdaki «ecel» ile ya her neslin hayatla ilişkisini k<

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder