11 Mayıs 2016 Çarşamba

O, kulların hepsinden müstağnidir. Kulların kendisine inanmasına ve ibadet etmesine ihtiyacı yoktur. Şayet kullar iyilik yapıyorlarsa bunu hem dünyada, hem de ahirette kendileri için yapmaktadırlar. Ayrıca Allah’ın kendisine şirk koşan günahkar nesilleri helâk etmeye kadir olduğu ve onların yerine bir başka nesli getirme gücüne sahip bulunduğu halde onları helâk etmemesi de ayrıca rahmetinin bir tecellisidir.

don koruma görevini yüklemiştir. Ve gelecek azabı; tebliğ ve kor-katmalara rağmen küfre dalıp Hak’kı inkâr edenlere tahsis etmiştir Bu gerçek Allah’ın insanoğluna şefkat ve rahmetini ifade ettiği gibi beşerin sahip olduğu fıtrî ve akli duyguların değerini de ortaya koyar. Ve bu duyguların tek başına insanı sapıklıktan koruyanı lyuçağını, doğru yola götüremiyeceğini, arzuların baskısı altında dayanmasını sağlayamayacağını belirtir. Dînî bir esasa dayanmadan, itikadî bir kontrola tabi tutulmadan bunların insanı koruyamayacağını ifade eder. Daha sonra âyeti kerime gerek müminlere, gerekse şeytanlara dair ceza konusunda bir başka gerçeği belirtiyor:

132 — «Herkesin yaptıkları şeylere karşılık dereceleri vardır. Rabbın onların işlediklerinden habersiz değildir»...

Müminlerin dereceleri vardır. Hem de dereceler üstü dereceleri , Şeytanların da dereceleri vardır. Hem de dereceler altında dereceler... Herkesin derecesi kendi yaptıklarına göredir. Ve yapılanlar Allah’ın huzurunda saklanmaktadır. En küçük birşey kaybolmaz orada:

«Rabbın onların işlediklerinden habersiz değildir»...

Allah’ü Taâlâ her ne kadar kullarına aciyarak onlara peygamberlerini gönderiyorsa da O, kulların hepsinden müstağnidir. Kulların kendisine inanmasına ve ibadet etmesine ihtiyacı yoktur. Şayet kullar iyilik yapıyorlarsa bunu hem dünyada, hem de ahirette kendileri için yapmaktadırlar. Ayrıca Allah’ın kendisine şirk koşan günahkar nesilleri helâk etmeye kadir olduğu ve onların yerine bir başka nesli getirme gücüne sahip bulunduğu halde onları helâk etmemesi de ayrıca rahmetinin bir tecellisidir.

ALLAH’IN RAHMETİ

133 — Rabbin müstağni ve rahmet sahibidir. Sizi başka bir milinin soyundan getirdiği gibi, dilerse yok eder ve yerinize dilediğini

getirir.

Şu halde insanlar Allah’ın rahmeti ile hayatta kaldıklarını bilmelidirler. İnsanların varlığı Allah’ın meşiyetine bağlıdır. Ve kendi ellerinde bulunan bir takım güç ve kudreti yine Allah vermiştir onluru. Aslında'usıl güç sahibi kendileri değildirler. Bütün hürri-
yetlerine verilmiş mümtaz bir varlık da değildir onlar. Hiçbir kim senin meydana gelmesi ye hayatını devam ettirmesi kendi elimi«’ değildir. Kullara verilen güç ve kudretin hiçbirisi kendilerinin a ni malı değildir. Onları yok edip yerine başkalarını getirmek Allah İçin gayet kolaydır. Nitekim onlar da bir başka neslin torunları olarak dünyaya gelmiştir. Ve Allah’ın takdirine göre bir başkalarına lıa lef olmuşlardır.

Bu hüküm; Allah’ın koyduğu hükümlerde tartışmaya girilen, kendiliklerinden helâl ve haramlar koyan, Allah’a baş kaldırıp hl lelere sapan insan ve cin şeytanlarının teşkil ettiği zalimlerin kalp lerine ve kafalarına indirilen kuvvetli birer balyoz mahiye! İniltidir. Onlar bu şekilde Allah’ın mübarek kabzasında bulunmakImlıı lar. Allah dilediği miktarda onların hayatiyetini devam ettirir vn

r dilediği vakit te yok eder. Ve arkalarından dilediği

lara halef kılar... Ayrıca bu ifadeler; müslüman topluluğun gönül« lerine bir yakîn ve güven hissi vermekte, şeytanların hile ve oyunları, günahkârların eziyet ve düşmanlıklarıyla karşı karşıya kalım lara sebat etmeleri konusunda müessir olmaktadır. Onlar no <lu rumda olurlarsa olsunlar, yeryüzünde diktatörlük de yapHalaı. Al lah’a karşı da gelseler yine İlâhî kabzanın içinde bulıınıııakladn lar. Hem de çok zayıf şekilde...

Sonra bir başka tehdit daha:

134 — Size vadedilen şeyler mutlak gelip çatacaktır. SI* oiıını önüne geçemezsiniz...

Hiç şüphesiz siz Allah'ın kabzası ve yedi kudretindi•.•ılııl* < hum kudreti ve meşiyeti içerisinde rehin bulunuyorsunuz Sız haşıl»« »j bırakılmış, kendi haline terkedilmiş değilsiniz. Biraz ünco hlrlmç sahnesine şahid olduğunuz mahşer günü şu andan itibaren sizi bek lemektedir. Ve o günün geleceğinden asla şüpheniz olmasın O gllıı hiçbir yere kaçamazsınız. Kuvvetli ve metin olan Allah’ı asla aciz bırakamazsınız.

Ve bu tehditler başka bir hükümle son buluyor. Bu hükmün gönüllerde yer ettiği duygu gayet derin ve müessirdir:

BENİM VAZİFEM

135 — De ki: «Ey kavmim, bütün kuvvetinizle yapın yapııeıı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder