21 Mayıs 2016 Cumartesi

«Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz, biz sana yöneldik» dedi. Allah: «Ben dilediğim kimseyi azabıma uğratırım. Fakat rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Rahmetimi; sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize îman edenlere yazdım.»

1 — Mûsâ, tayin ettiğimiz müddet için kavminden yetmiş kişi seçti, onları titreme alınca, «Rabbim, dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin. Aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, senin imtihanından başka bir şey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin. Bizim dostumuz sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin.»

«Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz, biz sana yöneldik» dedi. Allah: «Ben dilediğim kimseyi azabıma uğratırım. Fakat rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Rahmetimi; sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize îman edenlere yazdım.»

«Onlar ki yanlarındaki Tevrat’ta ve Incil’de yazılı gördükleri, okuyup yazması olmayan peygambere tabi olurlar, o peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten nehyeder, tertemiz ve iyi olan şeyleri helâl, kötü ve zararlı şeyleri haram eder, onların sırtlarındaki ağır yükü kaldırır, onların zincirlerini kırar, o peygambere inanıp ona saygı gösteren, yardım eden, onunla birlikte gönderilen ışığa uyanlar yok mu, murada erenler işte onlardır» buyurdu.» 1

Allah’ın bu sadık haberi ve ümmi olan peygamberin risaleti konusundaki geçerli vadinin ışığı altından Hak Taâlâ yüce peygamberini kendi risaletinin mahiyetini, dâvasının gerçek yönünü ve bütün peygamberlerin getirdikleri dinlerden esas olan itikadı umdeyi açıkça ilân etmesini emrediyor:

2 — De ki: «Ey insanlar, doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O'ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah’a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine —ki o da Allah’a ve sözlerine îman etmiştir— îman edin, O’na uyun ki doğru yolu bulasınız.»... 2

Sonra bu noktada tekrar kıssanın seyri başlıyor. Ahidleşme sahnesi, rnisak alınması anlatılıyor. İsrailoğullarından alınan ahid
ve misak sahnesinin ışığı altında bütün beşer kitlesinden alınan fıtrî ahid hatırlatılıyor:

3 — Rabbin insanoğlunun sulbünden soyunu devam ettirmiş onlara: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: «Evet, şahidiz» demişlerdi. Bu; onların kıyamet günü: «Bizim ikrardan haberimiz yoktur» yahut «bizden evvel analarımız, babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar, biz ise onlardan sonra gelen zürriyetiz, o halde bizi batıl işleyen ve haksızlık edenler uğruna helak mi edeceksiniz?» demeleri içindir.'

Bundan sonra âyetin seyri çeşitli takiplerle devam edip gidiyor. Bunlardan birisinde fıtrî ahdin alınış sahnesini canlandırıyor. Allah’ın âyetlerini gönderip de sonra da İsrailoğulları gibi veya Allah’ın hükümlerinden uzaklaşan her kitle gibi o âyetlerden ayrılanların akibeti ifade ediliyor. Ve bu sahne içerisinde yer aslan hareket ve tasvirler, temasları ve tesirleri ile aynen E n ’ a m  suresini hatırlatıyor:

4 — Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine veridiğimiz âyetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin hadisesini anlat.

Dileseydik, onu âyetlerimizle üstün kılardık; fakat o. dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir, İşte âyetlerimizi yalan sayan kimselerin durumu böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.

Ayetlerimizi yalanlayarak sırf kendilerine zulmetmekte olanlar güruhunun hali ne kötüdür!

Allah kime hidayet ederse o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa onlar en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.

And olsun ki, bir çok cin ve insanı cehennem İçin yarattık onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha da sapıktırlar. Bunlar gaflete düşenlerin ta kendileridir...  2


**
1. Araf: 172-173.
2 Araf: 175-179.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder