12 Mayıs 2016 Perşembe

şeytana ayak uydurmayın.O size apaçık bir düşmandır,

Onlar şüphesiz ki sapmışlardır. Zâten doğru yolda değillerdi.

141 — Çardaklı ve çardaksız cennet gibi bağları vücuda getiren Allah’dır. Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı — birbirine benzer ve benzemez şekilde — yaratan O’dur. Mahsul verdiği zaman mahsulünden yeyin, devşirildiği ve toplandığı zaman da hakkını verin. İsraf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.

142 — Develeri de yük ve kesim hayvanı olarak yaratan Allah’dır. Allah’ın size verdiği rızıktan yeyin, şeytana ayak uydurmayın.O size apaçık bir düşmandır, 

143 — Sekiz eş : Koyundan iki ve keçiden iki... De ki : «Allah iki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Doğru sözlü iseniz ilme dayanarak bana cevap verip.»

144 — Deveden iki, sığırdan iki yaratmıştır. De ki: «İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Yoksa Allah size bunları buyururken orada mı idiniz?» İnsanları ilme dayanmadan sapdırmak için yalan uydurup Allah’ın üstüne atanlardan daha zâlim kimdir? Allah zâlim milleti doğru yola eriştirmez.

145 — De ki: «Bana vahyolunanda; ölü, akıtılmış kan, domuz eti ki — pistir — ve yoldan çıkarak Allah’dan başkası adına kesilen hayvandan gayrisini yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum, fakat darda kalan başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir.» Şüphesiz ki Rabbin, Gafûr’dur, Rahîm’dir.

146 — Yahûdîlere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt, bağırsak ve kemik yağları bir yana, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür.

147 — Seni yalanlarlarsa : «Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. O’nun gücü günahkârlar gürûhundan döndürülemez» de.

148 — Allah’a şirk koşanlar : «Allah dileseydi babalarımız ve biz putu tapmaz ve hiçbir şeyi haram kılmazdık» diyecekler. Onlardan öncekiler de, bizim acı gücümüzü tadana kadar böyle demişlerdi. Onlara : «Bize karşı çıkarabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz» de.

149 — «Tam ve kâmil delil Allah’ın delilidir. O dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi» de.

150 — «Haydin, de, Allah şunu haram kıldı diye şahadet edecek şahidlerinizi getirin.» Eğer gelir yalan yere şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme, âyetlerimizi yalanlayanların ve âhirete inanmayanların heveslerine uyma. Nasıl uyarsın ki, onlar Rablerine başkalarını denk tutuyorlardı.

151 De ki: «Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını söyleyeyim : O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya İyilik yapın, yoksulluktan ötürü çocuklarınızı öldürmeyin» — sizin ve onların rızkını veren Biziz—. «Gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın. Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır.»

152 — Yetim, erginlik çağına erişinceye kadar en iyi şekilin dışında malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru yapın kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, — akraba bile olsa— sözünüzde âdil olun. Allah’ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.

153 — Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye emretmektedir.

AKÎDE DÂVASI

Bu uzun bölümün tamamı —daha önce geçen ilâveten M e k k e - i Mükerreme’ de nazil olan Kur’an âyetlerinden olup, ana mevzuunu tamamen akide teşkil etmekteydi. Halbukİ Mekke’de nazil olan âyetler itikadî esası gerçekleştirmek gayesinin dışındaki şer’i hükümlere temas etmiş değildi. Zira o gün İslâm’ın bir devleti mevcut değildi ki İslâm şeriatını tatbik etsin İşte bunun için Hak Taâlâ o gün koyduğu şeriatını dedikodu mevzuu yapılmaktan ve tetkik konusu edilmekten mahfuz kıldı. Gaye; islâm’ı teşkil edecek cemiyeti eksiksiz hazırlamak, hepsinin birlikte Allah’a teslim olup O'na ve şeriatına bağlanmasını temin etmek,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder