20 Mayıs 2016 Cuma

«Ey kavınım, Allah'a kulluk ediniz. Sizin için ondan başka ilâh yoktur»..

Her şeyi yaratan ve hâkim olan âlemlerin Rabbı Allah’ın emrine kulluk etmekten baş çevirmemelidir...

«Rabbmız, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşından her şeye hükmeden, gündüzü — mütemadiyen takip eden — gece ile bürüyen, güneşi, ayı, yıldızları, hepsini emrine baş eğdirerek var eden Allah’dır. Bilin ki, yaratma da, emir de O’nun hakkıdır. Âlemlerin Rabbı olan Allah’ın Şanı ne kadar yücedir...

Rabbmıza gönülden ve gizlice yalvarın, doğrusu O aşırı gidenleri sevmez.

Düzeltilmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah’ın rahmeti iyi davrananlara pek yakındır.

Rahmetinin önünde, müjdeci olarak rüzgârları gönderen AIlah’dır. Rüzgârlar, yağmur yüklü bulutları yüklendiğinde, onu ölü bir memlekete gönderir; Su indirir ve onunla her türlü mahsulü yetiştirir; işte, ölüleri de böyle diriltiriz, belki bunları düşünüp ibret alırsınız.

İyi ve temiz topraklar, — Rabbinin izniyle — mahsulünü (bereketli) verir. Çorak toprakların mahsulü kıttır. Biz âyetleri, şükreden milletler için böylece tekrar tekrar beyan ederiz.»...1

Ve şimdi yolculuk devam ediyor, hikâye akışını sürdürüyor, yüce bir iman kafilesi göz önüne çıkarak yolunu yitirmiş beşeriyete sesleniyor... Ona gerçekleri hatırlatıyor, bazı şeylerden sakındırıyor ve kötü akibetten korkutuyor. Yolunu yitirmiş kimseler inat ediyor, direnmek istiyor, hayır davetine karşı çıkıyor, sonra isyan ederek şımarıklık yapıyorlar. Peygamberler vazifelerini yeline getirdikten sonra bir kısım kimseler onları tekzip ile karşılıyor, bir kısmı da önce yüz çeviriyor, sonra zulüm ve eziyetle mukabele ediyor. Peygamberler akide temeli üzerinde kendi kavimle-ritıden tamamen ayrıldıklarını ilân ettikten sonra Allah’ın yolunu seçip ve bütün meseleyi Allah’a havale ettikten sonra savaşı Al-lah’ü Taâlâ yönetiyor.

Bu arada . âyetin seyri Nuh Aleyhisselâm’ın, H u d
Aleyhisselâm’m, Salih peygamberin, Lut peygamberin ve Ş u a y b peygamberin kavimleri ile geçen kıssalarını anlatıyor. Ve onlar, değişmeyen tek bir hakikati sunmak İçin çalışarak bu hakikati şöyle ifade ediyorlar: «Ey kavınım, Allah'a kulluk ediniz. Sizin için ondan başka ilâh yoktur»... Ama kavimleri Allah’ın ülûhiyetini inkâr ediyorlar ve tek başına onun Rab olmasına karşı çıkıp tartışmaya giriyorlar. Allah’ın beşer cinsinden bir kimseyi peygamberlik vazifesi ile göndermiş olmasını münakaşa ediyorlar. Bir kısmı da bu İlâhî prensiplerin dünya hayatı İle ilgi meselelere karışmasına, malî ve ticarî konulardaki muamelelere hükmetmesine karşı çıkıyorlar. Tıpkı günümüzde modern cahiliyet atmosferinde yaşayan ve onlardan asırlarca sonra aynı şeyleri tekrarlıyarak bu çok eski cahiliyet diyalektiğine «özgürlük" ve «ilericilik» adını veren kimseler gibi. Ve her kıssanın sonundu, Hak Taâlâ yalancıların durumunu gözler önüne seriyor.

Sûre-i celîle içerisinde geçen kıssaları müteakiben gelen ftve tin seyri üzerinde dikkatle duranlar her peygamberin kemli kavini» ne aynı şeyleri söylemiş olduğunu görürler: «Ey kııvmlııı; Allah» kulluk ediniz. Sizin için ondan başka ilâh yoktur» Kahin 7,ııl* e lâlleri tarafından kendilerine sunulan gerçekleri iyice muhata/n edip, samimi bir vaizin nasihati ile takdim eden kavmıııl bekleyen akibetleri görerek onlara acıyan, bir kimsenin ihlası içerinindi’ lak dim ediyorlar. Ne var ki onlar peygamberlerinin kendilerine veı diği nasihatin değerini ölçemiyorlar. Karşı karşıya bıılnııdultlai ı durumun akibetini değerlendiremiyorlar. Ve yiice I Vyganıbn in engin kalbinin taşıdığı samimiyetin derinliğini vc hor türlü men faatten uzak fedakârlığın derecesini, vazife şuurunun hassasiyetini kavrayamıyorlar... Biz bu kıssaların ilki olan Nuh Aleyhi«*»» lâm’ın kıssasında varid olan ifadelerle bu kıssaların sonuncunu olıın Ş u a y b peygamberin kıssasında varid olan ifadeleri teshil el mekle yetineceğiz:

And olsun ki Nûh’u milletine gönderdik. «Ey milletim, Al luh’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur; doğrusu sizin İçin büyük günün azabından korkuyorum» dedi.
l'l/.ılAMI Kıır'un, Cı i
I' M

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder