Kur’aıı’ı Kerim duâ esnasındaki gerçek duyguyu böyle tarif ve tesbit etmiştir. Bu duygu, Allah’ü Teâlâ’nm yakınlığını ve celâl sıfatını beraberce mütalea eden duygudur. Nitekim celâl sıfatının şuuruna eren kişi duâ ederken bağırmaktan utanır. O’nun yakınlığını idrak eden kişi herhalde bağırmaya gerek görmeyecektir.
Huşu içinde boyun eğerek gönülden duâ etme usulü telkin edildikten sonra^ Allah’a ait olan hâkimiyeti kendilerine mal etme sevdalarından vaz geçmeleri öğütlenmiş, İlâhî saltanata karşı koymaları yasaklanmış, İlâhî direktiflerle ıslah edilen yeryüzünü kendi arzuları istikâmetinde fesada vermemeleri emredilmiştir. Zaten isteklerine cevap vermeye muktedir olan Rabbına sessizce gönülden yalvaran kimse, ne hakkı olmayan saltanata sahip çıkar, ne de düzeltilmiş olan yeryüzünün fesadına çalışır. Görülüyor ki bu telkinlerle bunlara cevap teşkil eden infialler arasında nefis ve şuuru olgunlaştıran çetin ve içiçe bir bağlantı vardır. Kur’an kalbin heyecanlarını, nefsin infiallerini, kısacası insandaki sürekli değişen psikolojik durumu göz önünde bulundurur. Bu, yaratanın metodudur. O yaratan ki, yarattıklarının en gizli hallerine vakıf ve onlardan haberdardır.
«Allah’a, korkarak ve ümidle yalvarın.» Azab ve gazabını hatırdan çıkarmayın. Mükâfat ve rızasına erebileceğinizi de unutmayın.
«Doğrusu Allah’ın rahmeti iyi davrananlara pek yakındır.»
Zira bunlar Allah’ı görmeseler bile görüyorlarmış gibi ibadet ederler — Peygamberimiz (A.S.) bu âyetti' «iyi davranın» diye tercüme edilmiş olan «ihsan» kelimesini İzah buyururken— böyle anlatmışlardır.
*CANLILIK DOLU HAYAT
Kur’an beşerin gönlüne hitab ederek kâinat sayfalarından birini daha gözler önüne sermektedir. Fakat gönüller bu sayfalardaki derin manaları idrâk edememekte, kâinatın dilinden anlamamakta dır. Onun için bu sayfalar gelişi güzel geçiştiriliyor. Bu evvelki âyette İlâhî rahmetin hatırlatıldığı bir sayfa vardı. Burada yani l»lı sayfayla karşılaşıyoruz; sağnak sağnak yağmurlar, yeşerip gelişen bitkiler, ölmüş ve sönmüş bir hayatın yeniden canlanışını temin açlan İlâhî rahmet...
57 — «Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgârı gönderen Allah’tır. Rüzgârlar, yağmur yüklü bulutları yüklendiğinde onu ölü bir memlekete gönderir, su indirir ve onunla her türlü muhsuli yetiştirir. İşte ölüleri de böyle diriltiriz. Belki bunları düşünüp ibret alırsınız»...
Bunlardan herbiri, İlâhî hilkatin sonucudur. O’nun kudretini, saltanatını, devamlı yarattığı kâinatı nasıl idare ettiğini gOwleı lı Kvet bunların hepsi Allah’ü Teâlâ’nın eseridir. İnsanlar için O'mlıtn başka Rab düşünülebilir mi? Kullarına karşı merhameti İm»I ulan Halik, âyette ifade buyrulduğu şekilde onlara giyecek ve rı/ık v< ■ mekto, yaşamalarını temin etmektedir. Rüzgâr her zaman enet, l"i lutu her zaman taşır, buluttan da her devirde yağının iııeı 1'alı ut burada yeni olan, bütün bu olayların Allah’ın emrine bağlanımı < dır. —Gerçekte budur zaten— Kur’an, bu gerçeği, birçok bine ke tli sahnelerinde adeta gözle görülürcesine açık ifadelet b’ I- m etmektedir. Rahmetinin müjdecisi olarak rüzgârı güıuieıeıı O'ılııı Rüzgârlar, Allah’ü Teâlâ’nın kâinata hâkim kıldığı tabiat kamınla ıınıı göre eserler. —Kâinat ne kendi kendini yaratabilir, "<• de kendine hükmedecek kanunları vazetmesi mümkündür btlâııı la rıavvurunun dayandığı itikada göre kâinatta vukua gelen lıeı Iim
d.ae Daha önce takdir edilen ezelî kanunlara mutabık olarak yet
çekleşirken özel kanunlara tabidir. İlâhî ve (ezelî) emre göre ney mil devam ettiren kanunlarla, münferit olaylara İlâhî takdirin tmı! bık etmesi arasında herhangi bir uyuşmazlık olamuz. Zira bu olay lar zaten o kanunlara uygun olarak cereyan etmektedir. —Kâinat la bükümrûn olan İlâhî kanunlara uygun olarak-— Rüzgârın gönderil
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder