Allah’ın emir ve hükümlerini öğrenebileceğimiz başka bir kaynak yoktur. Bir emre —Allah’ın kitabında ve resulün tebligatında rastlamadıkça— «Allah’ın emridir» demek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Bir emrin, Allah’ın buyurmuş«olduğu ilmi yakîn halinde kesinlik kazanması için dinde sözü mesnet kabul edilen kişi (peygamber) tarafından bildirilmiş olması lâzımdır. Aksi halde her insan aklına geleni ortaya sürerek «dîn-i İlâhîde bu böyledir» der. Ondan sonra önü alınmayan bir keşmekeş bir başı bozukluktur sürüp gider.
Cahiliyet her zaman cahiliyettir. Devamlı olarak temel karekterini muhafaza eder. Ve insanlar cahiliyete düştüklerin de her defasında biribirine benzer sözleri söylerler. Aralarında zaman ve mekan farkı ne olursa olsun, biribirine benzer düşünceleri tekrar ederler. Bugün bizim içinde yaşadığımız cahiliyet muhitinde gün gecmez ki yalancı ve müfteri birisi çıkıpta kendi arzusunun telkini ile bazı şeyler söyleyerek bunların Allah’ın sözleri olduğunu söylemesin zaman geçmez ki, şımarık bir edepsiz çıkıpta dinin emirlerini redderek söze başlayıp «dinin böyle olması imkânsızdır... dinin böyle şeyler emretmesi katiyen mümkün değildir... şüphesiz dinin böyle bir şeyi nehyetmesi olamaz...» kendi arzularına göre bir şeyin saçmalamış olmasın.
Allah’ın fenalığı emretmiyeceği, aksine her şeyde adâleti, iti-• l.ıll emredip fenalığı, tecavüzü yasakladığı, ibadet ve dinî kaidelere ■ehal gösterilerek Kur’an ve peygamberin söylediklerinin tatbik ' dilmesi gerektiğini, herkesin keyfince konuşarak bu, Allah’tandı!, dlyemiyeceğini, halisane olmadıkça dinin ve ubudiyetin makbul olamıyacağım, şahıslara hürmeten dinin ifâ edilemiyeceğini, Ilımların ancak Allah için yapılabileceğini, Hak Teâlâ beyan buyurmuştur:
«l)e ki: Rabbim adâleti emretti; her secde edişinizde yüzünüzü O’na doğrultun; dinde samimi olarak O’nu yalvarın.»
Görülüyor ki, Allah’ın emirleriyle onların iddiaları tezat halimledir. Onlar kendileri gibi kul olan atalarının uydurdukları dine İnini oluyorlur. Ve bu Allahtandır dlyorlaı Allah (C.C.) ise on-
ların bu iddialarını reddediyor. Onlar açık saçıklığa özeniyorlar, Allah (C.C.) ise ayıp yerlerin örtülmesi için libası, ziynetlenmek için de elbiseyi nimet olarak gönderdiğini bildiriyor, hayat ve ibadetlerini düzenleyici kanunları vaz’etmek için yetkili olduklarım iddia etmelerini de şirk olarak vasıflandırıyor. İzahatın bu nokta uında Kur’an, onlara öğüt vermekte ve uyarmaktadır. Ayrıca ta yln edilen imtihan süresi sona erdikten sonra herkesin, ameliyle iki gıub hulinde Allah’a döneceği açıklanmıştır. Grubun biri Allah'ın emrine, öteki ise şeytanın emrine uymuş olarak...
«İlkin sizi yarattığı gibi yine O’na döneceksiniz. Allah İiiniiii lardaıı bir kısmını doğru yola eriştirdi. Fakat bir kısmı da Nitpık lığı bak etti. Çünkü bunlar Allah’ı bırakıb şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.»
Mu ifade, insanlığın büyük seferinin başlama noktası İle um bulma noktasını birleştiriyor. Hareket noktası ile varış noktası hıı Çok canlı ve beliğ bir ifadeyle anlatılıyor.
«İlkin sizi yarattığı gibi yine O’na döneceksiniz.»
Sefere zaten iki grub halinde başlamışlardı.
1 — Âdem ile Havva.
2 — Şeytan ve taraftarları...
İki grub halinde de dönmüş olacaklar. Bunlardan hlıl InlAım kabul etmiş, Allah’a inanmış, emirlerine uymuş olan Adem İle llm. va ve evlâtları...
öteki ise İblis ve taraftarları. Allah (C.C.) cehennemi hıınlaı la dolduracak. Çünkü bunlar, kendilerini doğru yokla sanmak Ih linin vesayeti altına girmişler ve onu kendilerine veli kaimi elliliklerdi Allah, kendi vesayeti altına girenleri hidayette devanı eldi ııilş, şeytanın vesayetini kabul edenleri ise dalâlete sevk etmişti Köylere, iki grup halinde başlayan yolculukları yine iki grup ha İllide devam ediyor.
«Allah insanlardan bir kısmını doğru yola eriştirdi, fakat hıı İiiniiii ılıt sapıklığı hak etti. Çünkü bunlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.»
Dönüşlerinin de iki grup hajinde olduğunu görüyoruz. Şöyle hlı gö/ alış, yolculuğun iki yanını da görmeye yetiyor. Kur’un’ın he l|j» lininini dışında bir ifadeyle hadiseyi böylesine canlandırmak mümkün değildir...
Cahiliyet her zaman cahiliyettir. Devamlı olarak temel karekterini muhafaza eder. Ve insanlar cahiliyete düştüklerin de her defasında biribirine benzer sözleri söylerler. Aralarında zaman ve mekan farkı ne olursa olsun, biribirine benzer düşünceleri tekrar ederler. Bugün bizim içinde yaşadığımız cahiliyet muhitinde gün gecmez ki yalancı ve müfteri birisi çıkıpta kendi arzusunun telkini ile bazı şeyler söyleyerek bunların Allah’ın sözleri olduğunu söylemesin zaman geçmez ki, şımarık bir edepsiz çıkıpta dinin emirlerini redderek söze başlayıp «dinin böyle olması imkânsızdır... dinin böyle şeyler emretmesi katiyen mümkün değildir... şüphesiz dinin böyle bir şeyi nehyetmesi olamaz...» kendi arzularına göre bir şeyin saçmalamış olmasın.
YanıtlaSilhttps://www.dailymotion.com/video/x38nmum#user_search=1
https://vimeo.com/196939999
SilSonra Allah'ın fenalığı emrettiğini onlara kim söylemiş? Allah’ın emir ve kanunları iddia edilerek değil, peygamberlerine gönderilen kitablarda görülerek öğrenilir.
YanıtlaSilAllah’ın emir ve hükümlerini öğrenebileceğimiz başka bir kaynak yoktur. Bir emre —Allah’ın kitabında ve resulün tebligatında rastlamadıkça— «Allah’ın emridir» demek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Bir emrin, Allah’ın buyurmuş«olduğu ilmi yakîn halinde kesinlik kazanması için dinde sözü mesnet kabul edilen kişi (peygamber) tarafından bildirilmiş olması lâzımdır. Aksi halde her insan aklına geleni ortaya sürerek «dîn-i İlâhîde bu böyledir» der. Ondan sonra önü alınmayan bir keşmekeş bir başı bozukluktur sürüp gider.
Cahiliyet her zaman cahiliyettir. Devamlı olarak temel karekterini muhafaza eder. Ve insanlar cahiliyete düştüklerin de her defasında biribirine benzer sözleri söylerler. Aralarında zaman ve mekan farkı ne olursa olsun, biribirine benzer düşünceleri tekrar ederler. Bugün bizim içinde yaşadığımız cahiliyet muhitinde gün gecmez ki yalancı ve müfteri birisi çıkıpta kendi arzusunun telkini ile bazı şeyler söyleyerek bunların Allah’ın sözleri olduğunu söylemesin zaman geçmez ki, şımarık bir edepsiz çıkıpta dinin emirlerini redderek söze başlayıp «dinin böyle olması imkânsızdır... dinin böyle şeyler emretmesi katiyen mümkün değildir... şüphesiz dinin böyle bir şeyi nehyetmesi olamaz...» kendi arzularına göre bir şeyin saçmalamış olmasın.
***
https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=353334478451293&id=100013242319421&pnref=story