yanlar arasında (ihramlılar için de aynıdır durum) karga, yılan, akrep, fare ve kudurmuş köpekten başkası istisna edilmemiştir. Yine Bu har î ve Müslim’de Hz. A i ş e’den varid olan bir hadisi şerifte Resûlullah (S.A.V.) ihramlı ve ihramsız beş bozguncunun Öldürülmesini emretmiştir. Bunlar karga, çaylak, akrep, fare ve kudurmuş köpektir.
Müslim’in sahihinde İbni Ömer (R.A.)dan rivayet edilen hadisi şerifte bunlara ilâveten yılan da zikredilmiştir
Hz. A 1 i (R.A.) dan mervi bir hadise dayanılarak M e -dine ’de harem olarak kabul edilmiştir. Bu hadisi şerifte Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor. « jf »ile « ;? » arasında bulunan Medine harem mahallidir.
Buharî ve M ü s 1 i m ’de
U b a d î b n i Temim ’den mervi bir hadisi şerifte Resûlullah (S.A.V.) buyurdu: «İbrahim Aleyhisselâm M e k k e ’yi harem kıldı ve orası için dua etti. Ben de î b r a h i m ’in (A.S.) M e k k e ’yi harem kılışı gibi M e d i n e ’yi harem kıldım..»
Şu halde eman mıntıkası sadece zaman ve mekâna has kalmıyor. Uzatılan emniyet duvarı hayvanları ve insanları içine almakla yetinmiyor. Aynı zamanda bu emniyet duvarı beşer vicdanının derinliklerine kadar uzanıyor.. Beşer nefsinin derinliklerine kadar inen, çevreyi sarmış olan ıstırabları yokeden bir emniyet duvarı. İsyan eden, bağıran, çağıran alevini ve dumanım insanların ve hayvanların dünyasına kadar uzatan bu ıstı-rabgâha. İşte bu ıstırabgâhda meydana getiriyor müsamaha ve selamet mıntıkasını. Ve o dereceye varıyor ki ihrama giren kişi elini bir hayvana veya bir kuşa uzatmaktan sakınıyor ve çekingenlik gösteriyor. Halbuki bu mıntıkalar dışında her ikisi de insan için helâldir. Ama nasıl olursa olsun bu haremgâhda onlara el atmak haramdır. Onlar bu yerde ve bu zaman dahilindi' emniyet mıntıkasında bulunmaktadırlar. Huzurlu bir nefis emniyeti içindedirler. Bu yerler insan nefsinin terbiye edilip eği
tildiği, melei âlâya yükselmek için arınıp temizlendiği ve kanal, kanat yükseldiği yerlerdir. Orada insan nefsi melei âlâ ile blı likte hareket etmeye başlar.
Dikkat ediniz. Bu gün korku ve dehşetler içinde kıvranan, birbirini yiyen, birbirini ezen beşeriyet böyle bir emniyet mm tıkasma ne kadar muhtaçtır?... Ve Âllahü Taâlâ böyle bir em niyet mıntıkasını sadece bu din ile belirtmiş ve bu Kur’an-ı mil bin ile açıklamıştır insanlığa.
«Bu Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'm şüphesiz her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.»...
Hayretengiz bir ifade takib ediyor bu âyeti celileyi Ancak bu hayretengiz nokta herkes tarafından anlaşılmaktadır. Hıı i)e riatı vazeden: şüphesiz ki Allahü Taâlâdır. Bu sığınak ınalııdln rini de koyan O’dur. Ve bunu; sırf insanlara Allah'ın göklerdi’ ve yerde olanları bildiğini ve Allah’ın her şeyi şüphesi/ hilen olduğunu bildirmek için yapmaktadır. İnsanların Hak Tnâlâ'nın beşer tabiatını, insanların ihtiyaçlannı, nefislerinde gizimi n duyguları, ruhlarından yükselen istekleri gayet iyi bildiğim bil meleri içindir bu. O, şeriatını insanların arzu ve ihtiyaçlar um cevap vermek, içlerinde gizlenen duygu ve şevklerine i m ıbi bulmak için koymuştur. İnsanlar, Allah’ın şeriatındaki öabi rahmeti gönülden hissetmeye başladıkları, şeriatı llAhl İle en gin fıtrî duyguları arasındaki fevkalâde mutabakatın zevkim erdikleri gün; Allahü Taâlâ’nın göklerde ve yerde olıtiılnrı bil diğini ve Allah’ın şüphesiz her şeyi bilen olduğunu dıı bilirler
Gerçekten bu din, beşer fıtratının bütün arzu ve İştiyakla rina cevap vererek hayretengiz bir uygunluk temin etııılşllı Beşerin her türlü ihtiyacına insanı hayretler içinde bırakan kuı şılıklar bulmuştur... Zaten bu dinin plân ve projesini çizen Zat insanın da yaratanıdır. Dolayısıyla ikisinin de plânı birbirine uymaktadır. Onun yapısı ile insanın yapısı arasında engin bir benzerlik ve mutabakat vardır. Bir gönül bu din enginliklerine dalmak için gönlünü açarsa öyle bir ünsiyet ve rahat bulur kı bunun verdiği manevî hazzı ve güzelliği ifade etmeye İmkân yoktur. Tadan bilir ancak onu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder