25 Mart 2016 Cuma

Şeri hükümlere gelince, bu hükümlerin icabettiği meseleler vukubulunca onun derinliği sorulur ve cevabı istenir. İşte îslâmın takib ettiği metod budur...

onlara inanmak insan kalbi için kâfidir. Fakat gayba iman hususu, bir inanç mevzuu olmaktan öteye geçip bir araştırma ve gizliliklerine vakıf olma durumuna gelirse, şüphesiz ki insanoğlu onun gizliliklerine tamamen vakıf olamaz. Zira insanoğlu o gizlilikleri bilecek kudrette yaratılmamıştır. Onun elde edeceği bilgilerde Allah’ın açıkladığı hudutlar dahilinde olacaktır. Öyleyse bu hususta sarfedilecek enerji boşa gitmiş olacaktır. Bundan da öte kılavuzsuz bataklıklara dalmaktır ki neticesi uzak bir sapıklığa batmak olur...

Şeri hükümlere gelince, bu hükümlerin icabettiği meseleler vukubulunca onun derinliği sorulur ve cevabı istenir. İşte îslâmın takib ettiği metod budur...

Uzun Mekke devri boyunca —her ne kadar bazı şeyler vc ameller ile alâkalı emir ve nehiyler nazil olmuşsa da— pratik tatbikat ile alâkalı şerî emirler vârid olmamıştır. Pratik tatbikat ile alâkalı şeri hadler, hükümler, kefaret ve cezalar ancak bu hükümleri tatbik edebilecek müslüman bir devlet kurulduktan sonra vârid olmaya başlamıştır.

İlk müslümanlar bu metoda son derece dikkât gösterdüer. Bilfiil vuku bulmadıkça hiçbir meselede sual sormuyorlardı. Sordukları sualler de hükümlerin açıklaması olmaktan ziyade ar/.edilen meselelerin hududu dahilinde oluyordu. Bunu da sırf sual ve fetvanın ciddiyet bakımından Rabbani terbiye metodu ile birlikte yürümesi için yapıyorlardı.

Hz. Ömer (R.A.) olmayan şeylere dair sual soranları telin ediyordu... Bu hususu D a r e m i müsnedin de zikreder. Z ü h -r i ’den de şöyle dediği zikredilir: Biz gördük ki Zeyd Ibni Sabit El-En s ar i’ye bir mesele sorulduğu vakit: «Bu oldu mu?» derdi. «Evet vukubuldu» derlerse, Bildiği kadar o mesele ile alâkalı hükümleri söylerdir, «Hayır vukubulmadı derlerse» bırakın öyleyse vukubuluncaya kadar söz etmeyin derdi. Ammar bin Yasîr ’den de bir hususta sual sorulduğunda şöyle dediği rivayet edilir. «Bu dediğiniz vukubuldu mu?» Havır dediklerinde «Öyleyse vukubuluncaya kadar bırakın. Şayet böyle bir şey vukııbulursn size hükmünü bildiririz.»...
Daremî, Abdullah ibni Muhammed i b n i Eb.i Şeybe ’den rivayet ediyor. Bize ibni F u d a y 1, Alı»' dan o da İbni Abbas ’tan şöyle dediğini rivayet etti: «Re sûiullah (S.A.) ın ashabından daha hayırlı hiçbir topluluk gör medim. Vefat edinceye kadar Resûlullah'a sadece on üç şu kadar meselede sual sordular. Onların hepsi de Kur'an-ı Kerlm'dn cevabiandırıldı. «Sana haram aylardan soruyorlar».. «Sam» Im-yızlı kadınlardan soruyorlar»... âyetleri bunlar arasındadır. Onlar kendilerine fayda veren hususlardan başka hiçbir »<'y sormuyorlardı»

İmamı Malik diyor ki; «ben bu şehre geldifllmd*» (Medine’ye) yanlarında kitab ve sünnetten başka hiçbir kİ tab yoktu. Herhangi bir hadise meydane geldiği vakit emir »nida bulunan bilginleri toplardı. O konuda nasıl ittifak «dip karar verirlerse onu hemen tatbik ederdi. Siz ise çok sualler •onıyor sunuz halbuki Allah'ın Resûlü bunu hoş karşılamamıştı.»

İmamı Kurtubî’de bu âyetin tefsirindi’ şıı lıadlnlerl zikreder. Müslim, Mugire İbni Şube ’drıı rlvavcl « ılı yor. Resûlullah (S.A.) buyurdu: «Gerçekten Allahü Ta Ala *1»* annelere isyan etmeyi, çocukları diri diri toprağa udmınnyl haram kıldı. Ve üç şeyi de size mekruh kıldı. Bunlar da kllıı kal etmek, çok sual sormak ve malı boş yere harcamak İtil • inl< ■ pek çoğu «Çok sual sormak ile fıkiıî mum ’İden <!• ık rinliğirie dalmak, hakkmda hüküm nazil olmamış mrv/olnnlu özenip bezenip galatlara dalma, yeni çıkacak lııikılmlıTİ m laştırmak şeklinde açıklamışlardır. Gerçekten seldi sııllhtn hu nevi hareketleri hoş karşılamıyorlardı ve bir nevi Özenil l ulnıl ediyorlardı. Ve diyorlardı ki, herhangi bir hüküm nazil olduğu zaman birlikte de mesuliyet gelir.

Gerçekten İslâm nizamı dosdoğru ve pratik bir nl/.ııındıi1 Koyduğu hükümlerle doğrudan doğruya hayatî vakaları nazarı itibara alır. Ve bu hükümler Allah’ın şeriatının vaz ettiği esas hırdan amelî ve pratik bir şekilde türetilir. Islâm nizamı prnl» lemleri şekli, şartları ve hacimleriyle birlikte tam ve mülu ııı mel olarak en ince noktalarına kadar değerlendirir, sonra «la <> probleme uygun düsen, şekline muvafık olan ve tamamen u nu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder