24 Mart 2016 Perşembe

«Yaptığının vebalini tatmak üzere.»...

«Ey iman edenler, ihramlı bulunurken av öldürmeyin. İçinizden kim onu bilerek öldürürse ona öldürdüğü hayvanın benzeri bir hayvan kurban etmek cezası vardır. Buna Kabe'ye ulaşmış bir kurbanlık olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder. Yahut o nispette yoksulu doyurmak şeklinde kefaret, ya da yaptığının vebalini tatmak üzere bunlara denk oruç tutmak vardır. Allah geçmiştekileri atfetmiştir. Kim tekrar yaparsa Allah ondan intikamını alır. Ve Allah A z î z'dir, intikam sahibidir»...

Buradaki yasak emri ihramlı olarak bile bile av öldürmek hususundadır Yanlışlıkla öldürmeye gelince bu konuda ihramlı olan kimse için ne günah ne de kefaret bahis mevzuu olabilir. Bilerek öldürdüğü takdirde buna kefaret olarak öldürdüğü avın dengi olan bir başka hayvanı kurban etmesi gerekir. Bir ceylân öldürürse meselâ bir koyun veya keçi kurban etmelidir. Deveye karşılık inek veya öküzdür. Devekuşu, zürafa, gibi hayvanlara karşılık ise bir deve kâfidir. Tavşan, kedi ve benzeri hayvanların karşılığı bir tavşandır. Hayvanlar arasında mukabili bulunmayanlar için bedeli olan bir hayvan kurban edilir. Bu kefaret hususunda adalet sahibi iki müslümanın hakem olması gerekir. Hakem olan bu iki kişi Kâbe’ye ulaşıncaya kadar kurban edilmesi kastedilmiş olan bir hayvanı kesmeye hükmederlerse, kurban orada kesilir ve miskinlere dağıtılır. Hayvan bulunmadığı takdirde o iki hakem miskinleri doyurmak veya hayvanın bedelini, ya da avın bedelini fakirlere vermek hususunda hükmedebilirler. Bu mevzu fıkhı ihtilâfların, bahsedildiği bir mevzudur. Kefaret sahibi bu saydıklarımızdan birisini bulamazsa, bu kefarete denk oruç tutar. Avın veya hayvanın bedeli olarak kefaret yerine miskinlerin sayısınca doyabilecekleri kadar para verilir. Her miskinin doyabileceği bir günlük yemeğin karşılığında oruç tutulur. Miskinleri doyurmanın ne kadar miktar tutacağı da ihtilaf mevzuudur. Ancak bu, zamana yere ve şartlara göre değişik miktarlar tutar. Âyeti kerîme bu kefaretin hikmetini de beyan ediyor


«Yaptığının vebalini tatmak üzere.»...

********************
Şu halde kefarette bir bakıma ceza da vardır. Zira buradıı günah İslâm’ın son derece şiddet gösterdiği bir haremiyet ili' ya kından alâkalıdır. İşte bunun için daha önce olanlar affedilmek te ve bundan sonra sakınmayanlara Allah’ın intikamı hatırlatıl»» rak tehdid edilmektedir:

«Allah geçmiştekileri atfetmiştir. Kim tekrar yapar»« Al lah ondan intikamını alır. Ve Allah, Aziz 'dir, intikam sahi

bidir.»

Avlanan kişi kendi kuvvet ve kudreti ile öğünüp, Allah'ın emniyet mahalli kıldığı yerde, emin olarak yaşamasını di İrdiği avlara uzanmak isterse. Hiç şüphesiz ki Allahü Tealâ d»ı l/*«d sahibidir kuvvetlidir. İntikam almaya kadirdir...

Kara avının durumu böyledir. Deniz avına gelince o. Ilının» da iken de, ihramın dışında da helâldır:

«Deniz avı ve onu yemek, size de yolculara da y««.İmlik olarak helâl kılındı.»

Denizde yaşayan canlıları avlamak ve yemek gerek Ihı »mı lı, gerekse ihramsız herkese helâldır. Deniz hayvanlımın »ıvh» manın ve yemenin helâl olduğunu bildirince âyeti kerime «l<*ı»n yor ve ihramlı olanlara kara avının yasak olduğunu hlldlıivm

«İhramlı bulunduğunuz müddetçe kara avı siz« hm «m ki I inmiştir.»...

İhrama girmiş olan kimseye kara avının haraıh kılındığı hususunda icmaı ümmet vardır. Ancak ihramlı olmayım birim t sinin avladığı kara hayvanım ihramlı olan kimsenin yivli», ı < miyeceği hususunda ihtilâf vardır. Av hayvanı mevzuunda da ihtilâf vardır. Av hayvam ile sadece âdet olduğu veçhile avlum lan hayvanlar mı kasdedilmiştir, yoksa bütün hayvan cinsi mİ kasdedilmiştir? Bu husus ihtilâflıdır.

Helâl ve haramlar ile alâkalı bu konu vicdanlarda Allah korkusunu harekete geçirerek son buluyor. Veya Allah’a döndü rülme, haşir ve hisab günü hatırlatılarak bitiyor:

«Varıp huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.»


öyleyse... Bütün bu haramlar neden...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder