K â b e bir emniyet mıntıkasıdır. Allahü Taâlâ çatışma ve mücadelelerin hüküm sürdüğü hayat sıkıntılarını o emniyet mıntıkasında kaldırıyor... Orası Allah’ın harem kıldığı K â b e ’dir. Haram aylar ise, birbirine girmiş, birbirinin canına diş bileyen, hayat savaşına katılmış çeşitli cinsten ve neviden canlılar arasında sürüp giden savaşların tam ortasında gelir çatar .. Duygu ve arzuların, istek ve zaruretlerin son noktaya çıktığı anda gelir... Ve korku yerine huzur getirir. Düşmanlık yerini barışa bırakır. Sevgi ve şefkatin; kardeşlik ve dostluğun teşkil ettiği bir hâle sarar her tarafı. Sevgi kanadı gerilir her yere. Ve beşer nefsi bu duygu ve manalar üzerine kaim olarak —hayal ve nazariyeler dünyasında değil— bizzat pratik ve amelî hareketine devam eder. Ve böylece yukarda saydığımız hususlar mücerred olarak göklerde kanatlanıp dolaşan kelimelerden, hayal edilen tatlı rüyalardan ibaret kalmaz. Bizzat pratik hayatın içine girer..,
«Allah, Beyt-i Haram olan Kabe'yi, o haram olan ay'ı, kurbanı, boynu bağlı kurbanlıkları insanların faydası için oraya koydu. Bu, Allah'ın gökte ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın şüphesiz her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.
Bilin ki Allah'ın azabı gerçekten şiddetlidir. Ve şüphesiz Allah, G a f û r 'dur, Rahim 'dir.
Peygamberin vazifesi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.»...
Gerçekten Allahü Taâlâ bu haramların Beytülharam’da bir emniyet havası içersinde bütün canlıları, haşeratı, kuşları ve insanları kuşatmasını irade buyurmuştu. Beytülharam’a girmese bile ihrama giren kişi için bu ihrama girdiği anda . başlar. Zülkade, zülhicce, muharrem ve recep aylarında da öldürmeyi ve savaşmayı yasaklamıştı. Cahiliyyet devrinde bile Allahü Taâlâ Araplar’ın gönlüne bu mübarek aylara hürmet etme duygusunu sunmuştu. Bu aylar içinde Haremi Şerifte hiçbir kimsenin canına kıymazlar, hiç kimse orada kaıı
453
talep etmez, intikam alma duygusuna kapılmazdı. Öyle ki adam babasının oğlunun veya kardeşinin katiline rast gelir fakat ona en ufak bir şekilde dokunmazdı. Bu haram aylar yeryüzünde gezinmek, dolaşmak ve rızık temin etmek hususunda bir emniyet sübabı durumundaydı. Allahü Taâlâ K â b e ’yi do ha remgâh kılmıştı, zira oranın bir emniyet ve selâmet ma halli olmasını irade buyuruyordu. Orada insanların korunma sini, korku ve ürpertiden azâde kalmalarını istiyordu. MekAn içerisinde Kâbe ’nin bir emniyet mıntıkası olmasını irade bu yurmuş olduğu gibi zaman içerisinde de bu haram ayların bir emniyet anı olmasını diliyordu. Sonra Hak Taâlâ emniyel duvar larını zaman ve mokân mıntıkasının dışına kadar uzattı. Ve İni emniyeti hacc umre mevsiminde K â b e ’ye ulaştırmak için yolu çıkarılan bütün kurbanlara teşmil etti. Ve hiç kimse K A l> e ye götürülecek kurbanlara kötü muamelede bulunmuyordu.
Allahü Taâlâ bu Haremi bu evin î b r a h im ve Imıınll Aleyhisselâm’ın eliyle yapılıp, insanlar için bir sığınak ve enini yet mahalli kıldığı zamandan beri koymuştu. Hatta bu lıu ren d II vasfına müşrikler bile sıkı sıkıya bağlı kalmışlar ve onların m a smda da Allah’ın evi bir sığmak ve emniyet mahalli olarak de vam etmiş, çevresinde insanlar birbirini yerken oraya nıftifımı lar emniyet içerisinde kalmışlardı. Ama buna rağmen de Allah'a şükretmemişlerdi. Tevhid için yapılmış olan Allah evinde hakka kulluk etmemişlerdi. Ve kendilerini tevhide davet etlen Allah Resulüne de şöyle demişlerdi :
«Dediler ki, «Eğer biz, doğru yola uyar da şeninin harnl»«r olursak yerimizden kovuluruz.» Kendilerinden sonra pek n/ı I» kân edilmiştir. Varis olan da ancak biz olduk.»1
Buharı ve Müslim’de İbni Abbas'tan rivayet edilen bir hadiste Resulullah (SAV) Mekke ’nin fethi güııündı şöyle buyurdu: «Bu belde haram beldedir. Onun aftan kesil
mez, nebatı sökülmez, avı kovalanmaz bilen olmadıkça kaybnla nı kaybedilmez...»
Canlılar içerisinde Haremi Şerifte katledilmesi cniz olma
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder