27 Mart 2016 Pazar

Çok kere biz muayyen bir topluluğa dair hususlarda aldanıveririz.

tirler. Yazmak, kaybetmek, bankalara vermek gibi pekçok şekiller bulunmuştur.

Fakat bu âyeti kerîme beşer topluluğu içerisinde faaliyet kudretini kaybetmiş midir?

Çok kere biz muayyen bir topluluğa dair hususlarda aldanıveririz. Bir takım hükümlerin ve icraatın faaliyet gücünü kaybettiğini ve artık ona ihtiyaç kalmadığını, zamanı geçmiş cemiyetlerden arta kalan bir hatıra olduğunu zannederiz. Çünkü şimdi insanlık daha başka vasıta ve metodlar bulmuştur.

Evet. Çok kere bu gibi hususlar bizi aldatır ve bu dinin bütün beşeriyet için geldiğini, yeryüzünün her tarafında ve her çağda insanlık için gelmiş olduğunu unuturuz. Bugün beşeriyetin pek çoğu iptidaî bir hayat yaşamaktadır. Veya iptidaî hayattan yavaş yavaş kurtulma yolundadır. Binaenaleyh onların ihtiyacını her türlü şekli ve tavrı ile kucaklayacak hükümlere ihtiyaç vardır. İnsanoğlu bütün ihtiyaçlarına karşılık verecek hükümleri bu dinde bulur. Ve beşeriyet bir halden diğer bir hale geçince kendisine yetecek kadar ihtiyaçlarına cevap verecek hususların bu dinde olacağını görecektir. Bu dinin koyduğu hükümlerde hali hazırdaki ihtiyaçlarına cevap veren hususlar bulunduğu gibi onun değişip tekâmül eden ihtiyaçlarına cevap veren hususların da bulunduğunu görecektir. İşte bu dinin meydana getirdiği mucize... îşte îslâmm mucizesi budur. Bu dinin Allah indinden geldiğini ve Allah tarafından seçildiğini ifade eder bu.

Ayrıca bu devrelerden geçmiş olan cemiyet fertlerinin içinde bulunduğu zaruretleri bir kenara bırakarak İslâm şeriatının kolaylığı ve âlemşumüllüğü ve her cemiyette her kalû-kârda faaliyete hazırlanmış prensipleri bir kenara bıraksak bile yine aldanmış oluruz. Gerek bedevî gerekse medenî gerek çölde gerek ormanda yetişen bütün cemiyetleri nazarı itibara da alsak. Çünkü bu din her asırda ve her yerde beşeriyetin dinidir. Ve beşeriyet için gelmiştir. İşte bu da bu dinin büyük mucizelerinden birisidir.

İnsanlar olarak biz yaratıkları onları yaratandan daha iyi bildiğimizi düşünürsek yanıldığımızı hem de çok görürüz. Ortaya çıkacak vakıalar bizi mecburen tevazuya sevk edecektir. Ama hadiselerin korkunç sadmeleri ile karşılaşmadan önce o âkibetleri düşünsek çok daha iyi olur. Biz beşerin, beşerin yaratıcısına karşı gösterilmesi gereken edeb tavrını biliyoruz... Kulların, kulları yaratana karşı takınmaları İcap eden edebi görüyoruz. Ne olur düşünsek, öğrensek ve mükafata ersek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder