Ayeti kerîmenin seyri Allah’ın azâbı ile tehdidinden sonra o mevzua dokunmuyor. Daha esaslı bir dâvaya temas ediyor. Ulilhiyet ve Rubûbiyet dâvasına... Zaten bahsin bütünü ile ana mevzuu budur. Şimdi o ulu manzaraya dönelim. Manzara hâlâ bütün dünyaların gözü önünde açık bulunmaktadır. Şimdi o manzaraya dönelim de bu kerre Meryem oğlu İsa’ya (A.S.) atfedilen ulûhiyet iddiasını kendisinin nasıl cevaplandırdığını görelim. Hazreti İsa’ya ibâdet etmiş olanların gözleri önünde kendisine yöneltilen bir suale nasıl cevap verdiğini görelim. Onlar Hz. İsa’nın verdiği bu cevabı işitsinler. İşte görüyorsunuz ya llz, İsa Rabbi Zülcelâlinin huzurunda kendisini temize çıkarıyor, dehşet ve korku içinde kendisine yapılan iftiraları reddediyor. Zaten o bütün bu iddialardan uzaktır:
116 — Allah: «Ey Meryem oğlu İsa, sen mi insanlara «Allah'dan başka beni ve annemi iki ilâh edinin» dedin» demişti de, "haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem şüphesiz sen onu bilirsin; sen benim içimde olanı bilirsin, ben senin zâtında olanı bilemem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak sensin, sen.»
117 — «Ben onlara sadece «Rabbim ve Rabbimiz olan Allah'a kulluk edin» diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcu idim. Fakat vakta ki sen beni aldığın vakit, üstlerinde murakıp yalnız sen oldun. Sen her şeye şâhidşin» demişti.
118 — Onlara azâb edersen, şüphesiz ki onlar senin kullarındır; onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki Azız, Hakim olan ancak sensin sen.»
Allahü Taâlâ Hz. İsa ’nın insanlara ne söylediklerini pek iyi bilir. Ancak korku ve dehşet dolu o günde korkunç ve dehşetengiz şekilde suale çekiliş... Sorulandan başkasının kastedildiği sual... Evet bu şekliyle ve verilen cevap ile bu salih ve yüce kulu ilûhlaştıranların ne çirkin bir hareket içinde oldukları açığa çıkıyor ve hareketlerindeki çirkinlik bu sual ve cevap ile daha da artıyor.
Bu, öyle büyük bir iftiradır ki en basit bir kul dahi ona tahammül edemez. Kul olduğunu bile bile bir kişiye ilâhlık iftirası atılması... En basit bir insan bile bu iftiraya tahammül cilt mezken azamet sahibi bir ulu Peygamber nasıl tahammül «•<!« bilir. Meryem oğlu İsa (A.S.) gibi yüce bir Resill bu ıl tiraya hiç tahammül edebilir mi? Allahü Taâlâ onu risâleti 11' donatıp seçmezden evvel ve sonra yığınlarca nimetler İhsan el misti kendisine. Salih ve dosdoğru yolunda bir kul olduğu halde ulûhiyet iddiası ile sorguya çekilirken ne haldedir o?
İşte bunun için Allah’a sığınan, huşu ve huzur dehşet v< çırpınışlarla dolu cevap teşbih ve tenzih ile başlıyor:
«Hâşâ. Teşbih ve tenzih ederim.»...
Ve hemen böyle bir sözü asla söylememiş olduğunu bulırte rek kendisini teberrî etmeye başlıyor:
«Hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz.»
Kendisinin söylenenlerden beri olduğuna Allahü T.mİ 1 mu zatını şahid tutuyor. Ayrıca Allah’ın huzurunda km ul.luo.onil belirterek kul olmanın hususiyetlerini ve ilâhlığm özelliklerini beyan ediyor:
«Eğer söylemişsem şüphesiz sen onu bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin. Ben senin zâtında olanı bilemem. görülmeyeni bilen ancak sensin sen»...
İşte o zaman ve bu uzun teşbihten sonra gerçekten demli) olduğu ve dememiş olduğu şeyleri belirtme cüretini gösterivor Ve onlara hem kendisinin hem de onların Allah’ın kulu oldukla rını ve ona ibâdet etmeleri gerektiğinden başka hiçbir şey si»s lemediğini isbat ediyor:
«Ben onhra sadece: «Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'ı» l"‘l luk edin» diye bana emrettiğini söyledim.»...
Sonra vefat ettiğini belirterek başkaca onlara dokunmadı ğını ve elini çektiğini bildiriyor. Âyeti kerimelerden açıkça mı laşılıyor ki Allahü Taâlâ Meryem oğlu 1 s a (AS.) yı un ce öldürmüş, sonra kendi katına yükseltmiştir. Bazı hadisi şe rifler onun Allah katında sağ olduğunu belirtmektedir, fjchldleı de aynen böyle, yeryüzünde ölürler ama Allah’ın indinde sag
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder