«Zührî S a i d ibnül Müseyyeb 'den rivayet ediyor: Dedi ki: ( ) : Deveden bir nevi olup, verimi putlara
adanırdı. (Yani südü alıkonarak ilâhlara tahsis edilirdi. İnsanlar ondan yemezdi. Tabiatı haliyle o sütü alanlar ilâhlara bakan
kâhinler olurdu.) (Sâibe V*1-' ) Deve cinsinde olup onu da ilâhları için adarlardı. (Vasile ) Dişi bir devenin ilk yavrusu
ve ikinci yavrusu dişi olarak doğmasıdır. İkisini vasletti tabirinden alınmıştır. Bunu putları için kurban ederlerdi. ( fi*- ) Erkek deve olup, birçok dişi develere telkih ettikten sonra o deve bırakılırdı. Ve arkası kızdı derlerdi.»
Dil bilginleri diyorlar ki: Bahire kulağı yarılan dişi devedir örnek olarak da ( *»'-11 û->' ) dişi devenin kulağım
yardım. Kulağı yarılmış deve tabirini gösteriyorlar. Ayrıca geniş ve engin denizlere de bahire denir. Cahiliyet ehli ise bahîre-yi haram kabul ederlerdi. Şöyle ki: Beş karın doğum yapıp son doğurduğu da erkek olursa, onun kulağını keserler ve haram sava Hardı. O hayvana binmekten ve kesmekten imtina ederlerdi Suya girdiği zaman kovmazlar, otlağa girdiği zaman engel olmazlardı. Şaibeye gelince, salıverilmiş demek idi. Cahiliyet devrinde bir kişi seferden dönmesi veya hastalıktan kurtulmanı için yahut buna benzer her hangi bir hususta adak adayacağı zaman benim devem şaibedir derdi. Bu hayvan da artık bahire gibi haram kabul edilir ve ona yaklaşılmazdı. Vasileye gelince bir takım dil bilginleri koyunun dişisinin erkeği ile birlikte doğmasıdır diyorlar. Araplar kardeşi ile birleşti derler ve onu kesmezlerdi. Bir kısmı da şöyle diyorlar. Koyun dişi doğurunca onu kendilerine akkorlardı. Erkek doğurunca da ilâhları için kur ban ederlerdi. Hem dişi hem erkek doğurunca veya çift doğurunca kardeşi ile birleşti diyerek ilâhlarına kurban etmezlerdi. Ham içinde şöyle derler. İlam, tohumluk devedir. Kendi sulbünden on karnı doğduğu zaman belini korudu derler ve onun
Sûre : 5 Malde Sûresi
FİZILÂL-İL, KUR’AN
■ıv:ı
üzerine binmezlerdi. Ayrıca su ve merada ona hiç dokunmaz lardı.»1
Bu hayvanların tarifi hususunda daha pekçok rivayetler vardır. Ki bunlardan hiç birisi aşağılık bakımından bu derece aşağı bir düşünce tarzının üstüne çıkmamaktadır. Sebepleri nin makul olması bakımmdan da bunlardan ileri geçmemekle dir. İşte görüyorsunuz ya bütün bunlar putperestliğin beşeriyi tin üzerine yığm yığın serdiği karanlıklarla dolu efsaneler t-nıfıdır... Efsane ve nefsi arzular hüküm haline gelcli.ci /aman artık ortada ne bir hal kalır ne de bir fasıla. Ne ölçü mevzu İm his olur, ne de mantık. Ve birden çeşitli efsaneler doğuverlr, Hiçbir zabıta düşünmeksizin efsanelere efsaneler katılır ■ • 1
eksiltilir. îşte cahiliyet devri arabının durumu da bundan laik lı değildir. Her zaman ve her yerde beşeriyetin vicdanının de rinliği mutlak tevhid akidesinden saptığı zaman... A .la karan lık ve gizliliklere mahal olmayan bir Allah’a iman ura-.imlan uzaklaştığı zaman meydana gelecek durum üzerindi* soyleııelıi lecek söz bundan başkası değildir. Dış şekiller değişebilir 1' a kat cahiliyetin özü her zaman devam eder. Tek cümleyle ifade etmek gerekirse cahiliyet hayatın hangi meselesinde oluna "I sun Allah’dan başka kimselerden telakki almak demektir
Cahiliyet devri muayyen bir zamana mahsus değildir.Cahiliyet muhtelif şekillerle zamanın şartları arasında tekerrür eden bir hal ve durumdan ibarettir. İnsanlar ya tek bir ilaha inanacaklar, onun karşılığında şumüllü bir ibadet ile Allah'a yönelecekler, her türlü hâkimiyet gücünü ona verecekler Fikir ve duygu, niyet ve amel, nizam ve sistem gibi hususlarda ona yönelecekler, değer ve ölçülerini, prensip ve kanunlarını, düşünce ve yönelişlerini ondan alacaklardır... Veya herhangi bu şekli ile cahiliyete sapacaklar ve kulun kula kulluğunu temsil eden ubudiyet sistemine girecekler, Allah’dan başka, Allah'ın yarattıklarına kul olacaklar, hiç bir hudut ve engel tanımayacaklardır... Zira beşer aklı sağlam bir akide nizamına bağlanma dıkça tek başına mazbut bir ölçü olamaz. Her zaman gördüğümüz gibi insan aklı heva ve heveslere kapılır, onların tesiri altında kalır, muhtelif şekilde baskı unsurlarına karşı mukavemet kudretini yitirir. Yan tarafında mazbut bir ölçü bulunmadığı müddetçe direnme gücünü muhafaza edemez...
I Mıkııııılll Kui ıııı Umumu ( ilil Hnlıifı MM Mimi' lıunRım
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder