28 Mart 2016 Pazartesi

Onların seviyesi bu kadar bunların seviyesi o kadar.

41)4

ham etmiştim. «İnandık, bizim müslimier olduğumuza şahid ol» demişlerdi.»

İşte bütün bu nimetleri Allahü Taâlâ sırf alâmet ve delil olsun diye Meryem oğlu İsa’ya bahşetmişti. Ama ona uyanlardan pek çoğu bakıyorsunuz ki Allah’ın bahşettiği bu nimetleri bir kalpazanlık vasıtası yapıyor, bu mucizeler ve Hz. I s a ’nın etrafında binlerce sapıklıklar uyduruyorlar. İşte burada Hz. İsa kendisi yüce bir topluluğun huzurunda büyük, bir İnsan kitlesinin ve kendi kavminin yanında onlarla yüz yüze geliyor. O hakikatlarla yüz yüze gelerek kavminin bilmesi ve görmesi için âlemlerin huzurunda varılan neticeden elde edilen rüsvaylığın çok acı ve çirkin olması için onları karşılaştırıyor.
41)6

Burada zikredilen karşılıklı konuşma İsa Aleyhissclâm'm kavmmin tabiatını ve bunlar arasında seçkin bir kitleyi temsil eden havârilerin fıtratını bize açıklamaktadır. İşte görüyorsa nuz ya o seçkin havârilerle bizim Peygamberimizin eshabı ara sında çok büyük farklar vardır.

O havâriler ki Allah onlara iman ilhâm etmiş, Resıilü I •; a' ya inanmalarını bildirmiş ve onlar da iman etmişler. Allah'a teslim olduklarına dair Hz. İsa’yı da kendilerine şahit edin mişler... Ama bütün bunlara rağmen Hz. İsa’dan istedilderl kadar mucizeler gördükten sonra tekrar yeni bir harika la I* i» ediyorlar. Bu harika ile nefislerinin mutmain olmasını ve I»<»\ lece Hz. İsa ’nın doğruluğunu öğrenmek istiyorlar.

Ama Muhammed Aleyhisselâm’ın ashabı ona teslim olup müslüman olduktan sonra tek bir harika taleb etmemişler di. İman nuruyla karşı karşıya geldikten sonra bütün günülleriyle inanmışlar ve mutmain olmuşlardı. Bundan sonra Peygamberlerini tasdik etmişler ve bir daha doğruluğunu ispatlayan bir burhan istememişlerdi. Hem de Peygamberi' bu Kurdan başka hiçbir mucize görmeden inanmışlardı.

İşte İsa Aleyhisselâm’ın yârânı ile M u h a m me d Aleyhisselâm’ın ashabı arasındaki büyük fark bundandır
Onların seviyesi bu kadar bunların seviyesi o kadar. Bunlar da müslüman olmuşlar, onlar da müslüman olmuşlar. Bunlar da Allah indinde kabul görmüşler, onlar da Allah indinde kabul görmüşler... Bütün bunlara rağmen her ikisi arasındaki seviye faikı Allah’ın irade ettiği şekli ile uzak hem de çok uzak olarak sürüp gitmiş.

Sofra inme kıssası hıristiyan kitaplarında Kur’an ı Kerim de vârid olduğu şekilde zikredilmez. Hz. İsa’nın vefalından çok sonra kaleme alınmış olan bu Incil'lerde de sofra inme kıs sası yer almaz. Ayrıca Allah indinden inmiş olan hakikatini m bu İncil’lerde bulunup bulunmadığı da katı değildir. Bu İncil'lei umumen Allah’ın inzal buyurduğu ve İncil adı verdiği ınüb ı rek kitaptan farklı olarak İsa Aleyhisselûm’ın hayal lıikây« sine dair bir takım rahiplerin anlattığı rivayetlerden ibarelin



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder