Hem Allah nezdinde, hem kâinat hesabına, hem de insanlığın hayatı ve tarihî ile ilgili son derece önemli bir meseleye elbette sımsıkı sarılmak gerekir. Bu derece önemli bir konunun insan ruhunda katiyet kazanması, açıklık bulması ve kendisine has bir ciddiyetinin olması gerekir. Böyle bir meselenin rehavet içerisinde müsamaha ile ele alınmaması icap eder. Çünkü bu konu kendi zatı \ itibariyle son derece önemli olduğu gibi koyduğu ağır mükellefiyctler pahalı bedeller bakımından da rehavetin tabiatı ve müsamahakârlıkla imtizacı güçtür. Yahut bu gibi önemli bir konuyu öyle cıvık ve gayri ciddi duygularla kim kavrayabilir?
Tabiatı haliyle bu söylediğimiz sözden maksat şiddet göstermek, inatçılık etmek, meseleyi grift bir şekle bürüyerek taassup içerisinde sıkmak değildir. Aslında bu nevi hareketler Allah’ın dininin tabiatına aykırıdır. Bizim söylemek istediğimiz konunun önemi, ciddiyeti, kesinliği ve sarahati ile ilgilidir. Bunlar ise ayrı vasıfları, ayrı duyguları icap ettirir ki şiddetle, taassupla, griftlikle ve inatçılıkla hiç ilgisi yoktur.
Özel olarak İsrailoğullarının tabiatı Mısır ’daki uzun müddet süren kölelikten ve zillet hayatından sonra bozulduğundan ötürü bu nevi tevcihata ihtiyaç hissediyordu. Bunun için biz İsrailoğulları ile alâkalı bütün emirlerin bu nevi şiddet ve tenkit tonu içerisinde gelmesini, bu sapık, azgın, dönek, ciddiyetten, açıklıktan ve aydınlıktan uzak tabiatın terbiye edilmesi ile ilgili buluyoruz.
İsrailoğulları gibi uzun müddet zillet ve kölelik hayatı geçirmiş, diktatörlerin, zalim putların baskı ve korku rejimi altında boyun eğmiş, bunun neticesinde içe dönüklük ve hilekârlık arazlarına tutulmuş milletlerin tabiatını da aynı İsrailoğullarının tabiatına benzetiyoruz. Bunlar da zorluklarla yüz yüze gelmemek İçin en kolay yolu tutarlar ve denerler. Nitekim günümüzde de birçok beşer topluluklarında aynı arazları fiilen müşahede ediyoruz, Akide isteminden sırf mükellefiyetlerine göğüs gerememek yüzünden ka•arak kitleden ayrı yaşayan bir avuç kimselerin peşinden gidenler de aynı haleti ruhiyenin esiridirler. Çünkü kozmopolit bir bölükle bu yola devam etmek onlara hiçbir mükellefiyet yüklemez.
Bu İlâhî emre sımsıkı sarılmanın karşılığı olarak Hak T< a!A hem Musa peygambere, hem de kavmine kendilerini vıvu züne yerleştirmeyi ve Allah’ın dininden sapanların mülküne v/iiIm kılmayı vaadediyor :
«Allah’a karşı gelenlerin yurdunu size göstereceğini"
Akla en yakın olan hükme göre bu yurttan maksut o ğÜlıh ıdn putperestlerin eline düşmüş olan mukaddes topraklardıı İşle bu toprakları müjdelemektedir Allah onlara. Ne var kl İmiıdlogiıllaM Musa (A.S.)’m devresinde bu mukaddes topraklara glı* nıenılg lordi. Çünkü henüz terbiye safhaları tamamlanmamıştı Ayım» " azgın tabiatları henüz kötülüklere karşı mukavemet oldu etmemiş II. Arzı mukaddes kapılarında durup peygamberlerine şöyle ılı inişlerdi: «Ey Musa: Orada zulmeden bir topluluk vnı Mtı-
hakkak ki biz onlar buradan çıkmadan orayn giremeyiz. Onlar çı kurak olurlarsa muhakkak biz de girenlerden olurıız» Snııra Al lah'dan korkan mümin iki neferin bu arzı mukaddese girmek knnıı alındaki ısrarı üzerine Musa peygambere korkakların rpına rıkllğl içerisinde cevap vermişlerdi. Tıpkı sahibini tekmeleyen hayvanlar gibi şöyle demişlerdi: «Onlar orada bulumluklıııı müd delçe biz katiyyen girmeyiz oraya. Git sen ve Kahini» onlarla do giişüıı. İşte biz şnradıı oturanlardanız» .. Bu ifadeler bile n pau.a
HrılAI-ll Kın ım, C: II
1' 1/
Akide meselesi Allah indinde çok önemli bir meseledir?
YanıtlaSilAyrıca bu kâinat hesabına da meselenin önemi gayet büyüktür. Bu konudaki İlâhi takdire gelince onun da insanlık tarihinde ve insanlığın hem yeryüzü yaşayışında, hem de öbür dünya ile ilgili hayatında ehemmiyeti son derecedir. Şüphesiz ki akidenin Allah'ın vahdaniyeti ve kulların tek başına Allah’a kulluğu konusundaki hükümleri ve buna dayanan metodu, nizamı bütünüyle beşer hayatının akışını değiştirecek bir güçtedir. Bu nizam insanlık hayatını cahiliyetin cereyan ettiği tarzdan apayrı bir tarzda inşa eder. Çünkü cahiliyetlerde hâkim olan zihniyet Allah’dan başkalarının kullara tanrılığı esasına dayanır. Cahiliyet sisteminde hâkim olan hayat nizamı bütünüyle akidenin ana kaynağı durumunda olan Allah’ın nizamından başka nizamlara istinad eder...
Hem Allah nezdinde, hem kâinat hesabına, hem de insanlığın hayatı ve tarihî ile ilgili son derece önemli bir meseleye elbette sımsıkı sarılmak gerekir. Bu derece önemli bir konunun insan ruhunda katiyet kazanması, açıklık bulması ve kendisine has bir ciddiyetinin olması gerekir. Böyle bir meselenin rehavet içerisinde müsamaha ile ele alınmaması icap eder. Çünkü bu konu kendi zatı itibariyle son derece önemli olduğu gibi koyduğu ağır mükellefiyetler pahalı bedeller bakımından da rehavetin tabiatı ve müsamahakârlıkla imtizacı güçtür. Yahut bu gibi önemli bir konuyu öyle cıvık ve gayri ciddi duygularla kim kavrayabilir?
İSLÂM AKİDESİNİN ÖZELLİĞİ
Fikri kaide oluşu:
http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2015/08/islam-akidesinin-ozelligi.html?spref=fb
https://www.facebook.com/photo.php?
İSLÂM AKİDESİ
YanıtlaSil(İLİMLER PAKETİ)
Akideler ancak, kesinlik ifade eden delilden alınır. Akidenin delilinin kesin olması lazımdır. Çünkü Allahu Teâla zannî olana itikat edenleri zemmederek şöyle buyurmuştur : "Onlar zandan başkasına tabi olmazlar. Halbuki, zan haktan bir şey ifade etmez." [5] Bu hitapla akide hakkında konuşurken zanna tabî olanları teşhir edip azarlamıştır.
Allahu Teâlâ zanna bir delalet (sapıklık) olarak itibar etmiştir. Nitekim Allahu Teâlâ; "Eğer sen yeryüzündekilerin çoğunluğu.........
na itaat edersen seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başkasına uymazlar." [6] buyurmuştur. Allah zanna hiç bir zaman ilim (kesin delil) olarak itibar etmemiştir. Nitekim Allahu Teâlâ şöyle buyurdu : "Onunla (inandıklarıyla) ilgili kendilerinde ilim (kesin delil) yoktur. Ancak, zanna uyarlar. Halbuki zan, haktan bir şeyi ifade etmez." [7]
[5] Necm : 28
[6] En'am : 116
[7] Nisa : 157
MÜSLÜMANLARIN GENELİNDE İSLÂMÎ ÖLÇÜNÜN HAKİM OLMAYIŞI.İSLÂM DEVLETİ HİLAFET'E GİDERKEN MESELELERİMİZ ;
http://namenstr8.blogspot.nl/2015/04/muslumanlarin-genelinde-islami-olcunun.html?spref=fb
BİR İNSANIN BU DÜNYAYA GELİŞ GAYESİ İÇİN TAKİP EDECEĞİ İSTİKAMET..DEVLET KURULUNCAYA KADAR
http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2013/12/akide-ideoloji-ve-kitlelesme-baglaminda.html?spref=fb
MÜSLÜMANLARIN İYİLEŞMESİNİN REÇETELERİ..
Bir toplum tutumunu değiştirmedikçe Allah onun konumunu değiştirmez.
Rad-11
http://huseyinsasm.blogspot.nl/2014/12/kitaplar.html
KURANI ANLAMAM DİYENLERE....
http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2015/07/kuran-anlamam-diyenlere.html?spref=fb
KAFİRLERİN KALKANI TEKFİR !
http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2015/06/baknz-iste-bunlar-musluman-kafir.html?spref=fb
MÜSLÜMANLARIN VE KAFİRLERİN ALLAH TARİFİ,TANIMI..SEN BU TARİFİN NERESİNDESİN?
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/817520584935421/?pnref=story
MÜSLUMANLAR VARLIKLARINI KORUMA UĞRUNA DA OLSA İSLÂMÎ KİŞİLİK VE TAVIRDAN VAZGEÇMEMELİDİRLER
http://namenstr8.blogspot.nl/2015/05/muslumanlar-varliklarini-koruma-ugruna.html?spref=fb
Asıl olan. vakıanın eşyadaki özellikleri ile olan ilişkileridir.
YanıtlaSilhttps://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=318388005279274&id=100013242319421