Aslında bunlar bilerek ve açıkça işlemişlerdir bu suçu. Bir gayret sarfetmeksizin böyle bir suça tevessül etmişlerdir. Tarih ispat ediyor ki bu ümmî peygambere ve onun getirdiği dine karşı en çirkin tutum ve davranışta bulunanlar İsrailoğullarıdır... Önce ya-hudiler sonra da haçlılar. Onların hem bu dine, hem de bu peygambere ve bu peygamberin dininde olanlara karşı giriştikleri savaşlar tarihin tanıdığı en çirkin, iğrenç, katı ve aşağılık bir savaştı. Ne var ki onlar bu savaşta İsrar etmişler ve direnmişlerdi. Halen de aynı savaşı sürdürmekte, İsrarla devam ettirmektedirler. Bütün hazırlıkları bunun içindir.
Yalnız Kur’an-ı Kerîm’in anlattığı ehli kitabın İslama ve müslümanlara karşı giriştikleri savaşı — bunun bir kısmı Bakara, Ali İmran, Nisa ve Mâide Sûrelerinde geçmişti— dikkatle izleyenler onların bu dine karşı alçakça bir inad içerisinde ardı arkası kesilmez, uzun devreli bir savaşa girişmiş olduklarını görürler.
O günden sonra İslâmın Medine ’deki devletinin açıkça ilân edilişinden günümüze kadar geçen tarih şeridine de göz atanlar onların bu dine karşı durmak için ne derece inatçı bir İsrar ile direndiklerini ve bu dinî mübini mahvetmek için ne kadar büyük bir istekle çırpındıklarını görürler.
İçinde bulunduğumuz asırda haçlılar ve siyonistler geçmiş asırlarda kullandıkları oyunların, harplerin ve hilelerin kat kat üstünde oyunlar kullandılar, savaş taktikleri uyguladılar. Şu devrede bile onlar halâ bu dinî temelden yok etmek için plânlar hazırlamaktadırlar. Bu dine karşı en son ve kesin harbin taktiklerini düşünmektedirler. Geçmiş asırda denedikleri taktik ve üsluplara yeni birtakım oyunlar daha ekleyerek bu savaşlarını sürdürmektedirler.
Bunu hem de öyle bir zamanda yapmaktadırlar ki kendilerinin İslâma mensup olduğunu kalkıp iddia eden ahmak ve aptal bir grubun materyalizme ve Allahsızlık cereyanına karşı durabilmek için diğer dinlerle müslümanların yardımlaşması gerektiğini söyleyip durdukları bir zamanda. Her yerde İslama mensup olanları acımadan kesen, Endülüs’teki engizisyon mahkemelerinden haçlı savaşlarındaki zehirli tuzaklara kadar herşeyleri ile dolu dizgin islama savaş açmış olan din mensuplarıyla birleşmenin gerekligini geveledikleri sırada... Bu savaşlarını onlar gerek Asya ve Afrikadaki müstemlekelerinde bizzat kullandıkları propaganda vasıtaları ile, gerekse (hür ve bağımsız!) memleketlerde yükselttikleri sistemler yoluyla sürdürmektedirler. «Bilimsel» ve «devrimci» oldukları için «gaybı» »reddeden lâyik dünya görüşleri ve inanç sistemlerini İslâmın yerine oturtmak için... Hürriyet ve gelişme İçerisinde birbirlerine sokulan hayvanlar gibi bir ahlâk anlayışı İnşa etmek için ahlâkî gelişmeleri İslâmın yerine oturtmak üzere, İslam fıkhını geliştirmek ve tekâmül ettirmek için devrimci müsteşrikler kongresi toplayarak bu savaşlarını sürdürmektedirler.Bunun yanı sırada faizi, cinsler arası karışık hayatı ve İslâmca haram sayılan diğer hususları yaygınlaştırarak bu savaşlarına devam etmektedirler.
Aslında bütün bunlar ehlî kitabın bu dine karşı giriştikleri savaşların en vahşiyane ve korkunç birer şeklidirler. Nitekim bu dinî çok eski zamanlarda Allah’ın gönderdiği kendi peygamberleri onlara müjdelemişti. Ne var ki onlar bu müjdeyi bıı şekilde iğrenç, çirkin ve inatçı tarzda aldılar ve karşıladılar.
İLÂN EDİLEN GERÇEKLER
Âyeti kerîmenin akışı kıssanın içerisinde yer alan dlgoı «alı nelere geçmeden önce bu yeni tebligatın önünde bir nebze ılın uyul' ve hitabım bu ümmî peygambere çeviriyor. Ona davetini hu tim İn aaıılıga yöneltmesini ve Allah’ın eskiden buyurmuş olduğu vaadini tasdik etmesini emrediyor :
l!»K — De ki: «Ey insanlar, doğrusu ben, göklerin ve yerin lılt kilimimi, O’ııdan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Al lııh’in, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah’a ve okııyııp yazııııiNi olmayan, haber getiren peygamberine —ki o da Allah'ı» ve sözlerine îman etmiştir— îman edin, ona uyun ki doğru yolu ItUİItNIlUZ.»
Son risaletti bu... Âlem şuınül risaletti... Bir kavmo hır İmi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder