6 Haziran 2016 Pazartesi

«Düşünmüyorlar mı ki, arkadaşları olan peygamberde deliliğin eseri yoktur. O, ilerdeki tehlikeyi apaçık haber veren bir kimsedir»... «Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah’ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar?»

Sonra da derinliğine düşünerek arzu ve heveslerinden uzak objektif olarak kendilerini hakka davet eden arkadaşları konusunda tefekkür etmelerini istiyor. Göklerin ve yerin sahibine atfı nazar ederek göklerde ve yerde mevcut olan hidayet cihazlarını sayfa sayfa inceleyip kendilerini bekleyen ölümü düşünmelerini ve bir an olsun ölümden gafil olmamalarını bildiriyor: «En güzel isimler Allah'ındır. O’na o isimlerle duâ edin. İsimlerinin kudsiyetine dil uzatanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir»... «Yarattıklarımızdan bir topluluk da vardır ki onlar hakkı gösterirler ve onunla hükmederler»... «Âyetlerimizi yalan sayanları, bilmedikleri bir yönden, ağır ağır helake yaklaştıracağız»...

«Onlara mahsustan mühlet veririm. Çünkü benim düzenim çetindir»...

«Düşünmüyorlar mı ki, arkadaşları olan peygamberde deliliğin eseri yoktur. O, ilerdeki tehlikeyi apaçık haber veren bir kimsedir»...

«Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah’ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar?»

«Allah kimi saptırırsa onu doğru yola götürecek yoktur. O, bunları taşkınlığı içinde ve serseri bir halde bırakıverir»...

Bu arada müşrikler, yalanlamakta oldukları ve zamanını sordukları kıyamet sahası ile yüz yüze getiriliyor. Bu yüz yüze gelme sahnesi o kadar büyük ve azametli bir şekilde oluyor ki onların küçümseyerek sordukları sualin ve hafife alarak temas ettikleri konunun büyüklüğüne uygun. Bu arada risalet müessesesi ile resullere.* dair bir takım gerçekler varid oluyor. Allah’ın uluhiyeti bir gerçek olarak yerleştiriliyor ve uluhiyetin bütün özelliklerinin yalnız Allah’a ait olduğu açıklanıyor. Bu uluhiyetin özellikleri arasında bilinmeyen gayb âlemini bilmek ve kıyametin ne zaman kopacağını açıklamak hususu da var:

«Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: “Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini O’ndan başka bilecek yoktur. Ağırlığını göklerin ve yerin kaldıramayacağı o saat, sîzlere ansızın gelecektir.” Sen onu tamamen hiliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: “Onu bilmek aııeıık Allah’a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler’ ••
De ki: «Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir faydu ve w rar verecek durumda değilim. Görülmeyeni hileydim, daha çok İyi lik yapardım ve bana kötülük te gelmezdi. Ben sadece, îman «‘den* herhangi bir kavmi uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim»»

Müşrikler bir takım gerçeklerle yüz yüze getirilirken bu m» yanda şirkin tabiatı ile ilgili bir takım açıklamalara yer veriliyi Allah’ın insan fıtratına verdiği tevhid ihtiyacını yolundan laptn manın kıssası anlatılıyor. Ve bu sapıklığın ruhlarda nasıl yeı elli ği belirtiliyor. Ve bu anlatış bir tasvir halinde sunuluyor. Sanki İn ifade putperest müşriklerin hikâyesiymiş gibi sunuluyor. Alalat İbrahim (A.S.)’ın hanif dinindeyken kendilerinin bu dlnılaı uzaklaşmaları dile getirilmiş oluyor:

«Sizi birtek candan yaratan ve gönlünün huzura kavuşanı# ı ««t* ni de ondan var eden Allah’tır. Eşine yaklaşınca, eşi hııfif hlt »MI yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca. ka rı koca, Rableri olan Allah’a “Bize kusursuz bir çocuk veril mmi, «ııt olsun ki şükredenlerden oluruz” diye yalvardılar»»...

«Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendileriııe v» »ıl» ı bu çocuk hakkında Allah’a şirk koştular. Allah, onların ortııl» i><»'i tukları şeylerden yücedir.»...

«Kendileri yaratılmışken, bir şey yaratmayan pulları ıııı »>ı!«l koşuyorlar?»

«Oysa putlar ne onlara yardım edebilir ne de kendi knnllleı İm bir yardımları olur»...

Aslında bu âyeti kerîme birbiri peşi sıra gelen nesillerin mitli telif hallerini tek bir nefiste izlemeyi temsil etmekte«IIt Ilıt IiimvI Hn hem güzelliği yönünden, hem de doğruluğu bakımından lıendı «ine has enterasan delâletleri vardır...

Hem maksat bu Kur’an’la yüz yüze gelen müşriklerin halini mi Hallerle anlatmak olduğuna göre âyeti kerîmenin seyri müeenet mİ Haller sunduktan sonra doğrudan doğruya onlarla yüz yüz«* ra ime v«' ve hitap etmeye başlıyor. Sonra da rasulullahı hem onlara l«nı şı, hem de ilâhlarına karşı meydan okumaya tevcih ediyor: «Onlıu doğru yola çağırırsanız, size uymazlar. Çağırmanız dıı, sıısıııaııı/ dı onlar için birdir»...

«Allnh’dan başka taptıklarınız putlar da, sizin gibi yandıklar

1 yorum:

  1. Sonra da derinliğine düşünerek arzu ve heveslerinden uzak objektif olarak kendilerini hakka davet eden arkadaşları konusunda tefekkür etmelerini istiyor. Göklerin ve yerin sahibine atfı nazar ederek göklerde ve yerde mevcut olan hidayet cihazlarını sayfa sayfa inceleyip kendilerini bekleyen ölümü düşünmelerini ve bir an olsun ölümden gafil olmamalarını bildiriyor: «En güzel isimler Allah'ındır. O’na o isimlerle duâ edin. İsimlerinin kudsiyetine dil uzatanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir»... «Yarattıklarımızdan bir topluluk da vardır ki onlar hakkı gösterirler ve onunla hükmederler»... «Âyetlerimizi yalan sayanları, bilmedikleri bir yönden, ağır ağır helake yaklaştıracağız»...

    «Onlara mahsustan mühlet veririm. Çünkü benim düzenim çetindir»...

    «Düşünmüyorlar mı ki, arkadaşları olan peygamberde deliliğin eseri yoktur. O, ilerdeki tehlikeyi apaçık haber veren bir kimsedir»...

    «Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah’ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar?»

    «Allah kimi saptırırsa onu doğru yola götürecek yoktur. O, bunları taşkınlığı içinde ve serseri bir halde bırakıverir»...

    Bu arada müşrikler, yalanlamakta oldukları ve zamanını sordukları kıyamet sahası ile yüz yüze getiriliyor.
    ***
    Allah’ın varlığını kabul etmeyen zaten müşrik olmaz.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=335165400268201&id=100013242319421

    YanıtlaSil