2 — Hz. Musa (A.S.)’nın F i r v a n ve erkânıyla karşılaşması kıssası bize Allah’ın dinî ile yeryüzüne hâkim olan cahiliyet sistemleri arasındaki çatışmaların gerçek yönünü de gösterir. Putçularm bu dine nasıl baktıklarını, bu dinin varlığını kendileri için nasıl büyük bir tehlike olarak hissettiklerini de beyan eder. Ayrıca mü’min-lerle putçular arasındaki savaşta mü’minlerin ne gibi değer ölçülerine sahip olduklarını da açıklar.
Hz. Musa (A.S.)’nm Fir a vn ’a söylediği şu sözlerde bile mücerret olarak bu daveti âlemlerin Rabbına olduğunu ifade eden deliller vardır : «Musa: “Ey F i r a v n Ben Alemlerin Kabbının peygamberiyim. Bana Allah’a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabbınızdan bir mucize getirdim, artık İsruilogııllarını benimle beraber gönder” dedi.»...
101
Aslında bu ifadeler hâkimiyeti bütünüyle Allah’a iade etmekle ve bütün kâinatın, âlemlerin Rabbına kul olduğunu belirtmektedir. Ve bu ifadeye dayanarak Hz. Musa (A.S.) İsrailoğullarının serbest, bırakılmasını istemektedir. Zira Allah’ü Teâlâ âlemlerin Rabbı oldu fiuııu göre nasıl olur da O’nun kullarından bir kul — zalim ve dikta tür Firavn— kulları kendisine tapmaya zorlayabilir?... Hal bııki bütün kullar âlemlerin Rabbı olan Allah’a kulluk etmekle mükelleftirler... Rububiyetin Allah’a iadesi demek bütün hâkimiyet yetkisini Hak Teâlâ’ya vermek demektir. Çünkü hâkimiyet yetkisi ıııbubiyet makamının insanlar üzerindeki tezahürünün ifildet.allı i tütün insanlar âlemlerin Rabbı olan Allah’a kul olduklarımı fidi r hakimiyet konusu bütün âlemlerin Allah’ın huzurunda huşu İle efill inesi şeklinde de tecelli eder. İnsanlar tek başına Allah’ın hu/uıuıı ila eğilmedikçe ve bu rububiyet makamı karşısında halisane bir ye kilde kulluklarını ifade etmedikleri müddetçe Allah’ın rububiyet İni kabullenmiş sayılmazlar... Bir başka ifadeyle Allah’ın hâkimiyetin« h ilim olmadıkları müddetçe Allah’a kulluk etmiş olmazlın Ha klmlyet Allah’tan başkalarının elinde bulunduğu takdirde ve Al Inlı'ın şeriatı insanların hayatında hükümferma olmadığı müddelre Allah’ın rububiyetini inkâr etmiş sayılırlar...
Gerek Firavn, gerekse erkânı işte bu •alemleı lıı Kalıbına» davet edilişlerinin önemini iyice idrâk etmişlerdi V«' hı
’•ediyorlardı ki tek başına Allah’ın rububiyetini kabullenmeni
lıatıi gerek 'Firavn ’un, gerekse ona bel bağlayım erkânının hlltün yetki ve hâkimiyetlerinin ellerinden çekip alınması İdi lyte laı tehlikeyi onlar Hz. Musa ’nın kendilerini sahip oldııklaı ı aı a «tiden çıkarmak istediğini söyleyerek ifade etmiş oluyorlardı F I r n v ıı kavminin ileri gelenleri: Doğrusu bu usta bir slhlrbn/dıı NUt memleketinizden çıkarmak istiyor dediler. Firavn o lınlde ne buyulursunuz? dedi.»*... Firavn kavminin ileri gelenleri l'l ıı s a ’yı ve kavmini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, sının n tanrılarına yüz çevirsinler diye mi bırakıyorsunuz?*» . OnIaı •ılı mleiln Rabbı olan Allah’a davet edilişlerinin tek bir manası * »t ılııfiuııu, bunun da hâkimiyet yetkisinin bütün kulların elinden alı ııişim ve onu gerçek sahibine vermeyi ifade ettiğini biliyoılaıdı
n»UI-ll Km «ıı. Cl <> >' 11
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder