2 Haziran 2016 Perşembe

«Biz, rahmetimizle, H û d ’ u ve beraberinde bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayarak inanmayanların kökünü kestik» .

Kur’an’da: «Allah’ın hiç bir delil indirmediği» cümlesinin tekerrür etmesi temel bir gerçeği hatırlatıyor... Hiç şüphesiz Allah’dan gelmemiş olan bir tasavvur, örf veya adet, vazedilen kanun veya her hangi bir söz ağırlık taşımaz ve süratle itibarını kaybeder. Beşer mizacı bunların hepsini istihfafla karşılar. Fakat, kelimeler Allah’dan geldi mi elbette bir ağırlık taşır, gönüllere nüfuz eder ve yerleşir. Zira Allah bu sözlere kendi saltanatından bir kudret hibe etmiştir.

Nice parlak sözler, nice mezhep ve görüşler, nice hoşa giden vaadlerle dolu ideolojiler, nihayet nice kanun ve nizamlar — beğendirmek ve yerleştirmek gayesiyle propaganda imkânlarının seferber olmasına rağmen —Allah kelâmının önünde erimektedir. Zira bu kelimelerde O’nun saltanatı vardır — düşünen için — bu ne yüce bir saltanattır.

H û d (A.S.) kendinden emin vc muktedir olmanın inancı içinde kavmine karşı koyarak: «Bekleyin, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim» dedi.

Bu inanç, H û d ’ un kuvvetinin dayanağı idi, Allah’ın yoluna davet ederken hep bu kuvveti hissediyordu. Hû d, bâtıl; ne kadar yaygın ve kuvvetli gözükürse gözüksün onun ağırlık taşımayacağını, zayıflığını ve oyuncaklığını kesin olarak biliyor, kendisinin yazmağa çalıştığı hakkın, Allah’dan gelen saltanatla galip geleceğinden emin olarak hareket ediyordu.

Âyetlerin devamında, beklemenin uzun sürmediği görülüyor:

«Biz, rahmetimizle, H û d ’ u ve beraberinde bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayarak inanmayanların kökünü kestik» .. Bu âyet tek kişi kalmaksızın umumî bir imhanın ifadesidir. Kökün kesilmesi şeklinde tabir kullanılıyor. (Kök, olarak tercüme

ettiğimiz) « j}* » kelimesi, kafile giderken en geride kalan son

ferdî demektir!

Böylece yalancıların sayfasından bir başkası daha kapatılmış, öğüt fayda vermeyince tehdit yeniden gerçekleşmiş oldu...

Burada hatırlatılan imha ola\ ı, Öteki mm elerde olduğu gibi ge-
niş olarak anlatılmamıştır. Biz de hadiseye kısaca temas eden bu

âyetler üzerinde tafsilata girmiyeceğiz. Bunu mahalline bırakacağı/

*

* *

SEMÛD KAVMİ VE SALİH (AS.)

73 — «Semûd milletine de kardeşleri Salih’i gön-derdik: Ey milletim, Allah’a kulluk edin, O’ndan başka ilâhınız yok tur Rabbmızdan size apaçık bir burhan geldi: Allah'ın bu dişi deve si size bir delildir, onu bırakın, Allah’ın toprağından otlasın, ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.»

74 — «Allah’ın sizi  d k a v m i yerine hükümdarlar lıildiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirildiğinizi hatırlayın;. Allah’ın nimetle rini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın dedi»...

75 — «Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, liraların-dan îman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere Salih'i. Rabbı tarafından gönderilmiş peygamber mi tanıyorsunuz? dedi Icr. Onlar da: (Evet) dediler, biz O’nunla ne gönderilmiş ise ona man edenlerdeniz»...

76 — «İmanı kibirlerine yedire niyenler: Biz de sizin îman el tiklerinizi inkâr ediyoruz, dediler.»

77 — «O dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler, Kahininin emrine isyan ettiler ve: Ey Salih, eğer sen paygamheı !>• zi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım, dediler»...

78 — «Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldııkluı ı yeıde ili/ üstü çöküverdiler»...

79 — «Salih de onlardan yüz çevirdi ve: “Ey milletim, and olsun ki ben size Rabbımm sözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fa kat nİz öğüt verenleri sevmiyorsunuz” dedi»...

Bu sayfa tarih deryasında yoluna devam eden beşeriyetin kın Hasını nakleden sayfalardan bir diğeridir. İşte cahiliyet gene nükse diyor, hak ile bâtılın karşı karşıya geldikleri sahneyi yeniden ııuı şubede ediyoruz ve inkûrcıların feci akibetlerinden birine daha şa lıii oluyoruz.,,
KUılAl-11 Kıır'ıın, C; 0
r

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder