5 Haziran 2016 Pazar

Halbuki müslümanların, düşmanlarını bilmeleri için onları iyi tanımaları gerekiyordu. Tabiatleri nedir?... Tarihleri nasıldır?... Yolları nicedir?... Onları tahrik eden çarpışmanın hakikati nedir?...

Bu tafsilatlı anlatışın ve yahudi milletiyle ilgili hikâyelerin Kur’an’da fazlaca yer almasının hikmetini tefsirimizin altıncı cüzünde işaret etmiştik. Aynı hususları kısaca burada da iktibas edelim:

«Bu hikmetlerden biri şudur ki; Medine’de ve bütün Arap yarımadasında İslâm davetine karşı ilk defa savaş açan, düşmanlık gösteren, hile ve tuzaklar hazırlayan insanlardır. Onlar, ilk günden beri müslümanlarm aleyhine olarak harp kazanını ateşlediler. Medine’de nifak çıkardılar ve oradaki münafıkları, tahrik ve teşvik ettiler. Sonra hile ve desiselerini hem müslümanlara, hem de İlâhî akideye tevcih ettiler. Müslümanlar aleyhine müşriklerle gizli toplantılar, istişareler yaptılar, onları tahrik ettiler, hatta çeşitli vaadlerde bulundular. Harp kazanını tutuşturmayı, casusluğu, müslümanlar arasında tuzaklar hazırlamayı da kendileri deruhte ettiler. Öbür taraftan da, İlâhî akidede ve kumandanlık mevzunda çeşitli şüpheler, tereddütler ortaya attılar. Bütün bunları rahatça yapıyorlardı, çünkü açık bir harp ilân edip de onların hakiki durumları henüz bilinmiyordu. Halbuki müslümanların, düşmanlarını bilmeleri için onları iyi tanımaları gerekiyordu. Tabiatleri nedir?... Tarihleri nasıldır?... Yolları nicedir?... Onları tahrik eden çarpışmanın hakikati nedir?...

Allah’ü Zülcelâl bunun üzerine bildirdi ki; onlar, bütün tarihleri boyunca bu millete düşman olacaklar. Nitekim mazide bütün İlâhî hidayetin düşmanı olmuşlardı. İşte Allah, Müslümanlara onların bütün durumlarını, her türlü vesilelerini açık açık beyan ediyor.

Bu hikmetlerden biri de şudur ki; Benî İsrail, Allah’ın son dinî gelmeden önceki diğer bir dinin yarânıdır. Ve onların İslâm’dan önce uzun bir tarihleri vardır. Bu zaman zarfında akidelerinde çeşitli sapıklıklar zuhur etti. Allah’a tekrar tekrar verdikleri sözleri nakzettiler. Bu sapıklığın ve bu nakzin, ahlâk ve geleneklerine tesir ettiği, hayatlarının her şubesinde müessir bir rol oynadığında şüphe yoktur. Bütün bunların zaruri neticesidir ki müslümanlar, daha önce geçen bütün risaletlerin ve bütün Rabbani akidelerin vârisleri olan kimseler, bu kavmin tarihini, tarihteki dönekliklerini, gidişatlarını, hayatlarında temsil edilen dılAk ve ukibetlerini derli toplu bir .şekilde öğrenmek, bu tecrübeleri de diğer tecrübelerine
ilûve etmek; asırlar boyu bu tecrübelerden istifade etmek, hususiyle onların tuzaklarına düşmemek, şeytanî gidişatlarına uymamak ve sapıklıklarına tabiî almamak için onları iyi tanımak zaruretini duydular.

Hikmetlerden bir diğeri de; çeşitli vasıta ve imkânlara sahip Henî İsrail’in tecrübelerinin uzun müddet devam ettiğidir. Allah bildiriyor ki müddet ne kadar uzarsa onların kalpleri de o kadar katılaşacak ve zamap gelecek ki bütün nesilleri sapıtacak. Halbuki müslümanlar, tarihlerini kıyamete kadar devam ettirecekler Ih ııİ İsrail’in hayatında görülen bazı devreler, bazan müslümunlurm ha yatlarında da görülebilir ve bu milletin önderlerini, kumandaııİMi ı m, davetçilerini, diğer milletlerin başına gelen musibetlerle karşı karşıya bırakabilir. Fakat bu işin tabiatını öğrenen onlar, nasıl l< ıla vl edileceklerini de biliyorlar. Hidayet ve istikâmete isyan etmek Is tüyen kalplerin en şiddetlisi, hakikati önce bilen sonra da sııpıhuı kalplerdir. Halbuki gafil ve olgunlaşmamış kalpler, hakikatimi ha İmle daha meyyaldir. Çünkü onlar, kendilerini sarsan yeni bit ıhı Vetle karşılaşınca, kendilerini kuşatan bağlardan ciddiyetle kurtul maya çalışırlar. Zira onlar, fıtratlarının kapısını çalan yeni biı < m mii ulaşmışlardır. Fakat daha önce kendilerine nida edilen kalplen , İkinci defa nida etmenin ne ciddiyetin kalır, ne de ehemmiyeti elin Aı lık, o, en ufak sarsıntı bile hissetmez. Ciddiyetini ve büyüklü|Ul n() bil«« hlssettiremez kendisine. Bundan dolayıdır kİ, uzun be . lıı hlı sabra ve fazlaca bir gayrete ihtiyaç duyulur. »

M ıı s a (A.S.)’ın ve İsrailoğullarımn kıssası daha öner Hal ii " flöresinde, Âli İmran Sûresinde, Nisa Sûresinde, Mıılde Sön İmin ve Kınım Sûresinde yer almıştır. Şu kadar var ki bu sıra iöıelnlıı nazil oluş sırasına göre, mushafların tertip sırasına güredlı Kak ıl biz ııözııl sırasına göre değerlendirecek olursak M e k k e ’de İnmiş bulunan A’raf Sûresinde varid olan bu bölümlerin M o d t n e de us • 11 olan sûrelerden daha önce inmiş olması gerekir. Zıden bu lıu ıı« mevzuun buradaki beyan şekli ile, oradaki beyan şekil miran da açıkça ortaya çıkmaktadır. Nitekim burada mevzu aııbdılukm biı IdkAye uslubıı içerisinde sunuluyor. Medine ’de nazil "İmi •ıııeb'ide he aynı ifade Israiloğulları ile yüzleştirme ve kendi la« ıibb tindeki hadiseleri ve tutumlarını kendilerine unlatma şeklimle sunuluyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder