8 Haziran 2016 Çarşamba

O memleketlerin halkı, geceleyin kendileri uyurlarken, azabımızın gelip çatmasından güvende miydiler? 98 — Yoksa o memleketlerin ahalisi, azabımızın onlar gündüzün eğlencelere dalmışken gelmesinden mi güvende idiler?...

hangi bir saniyesinde uyurken veya eğlenip gezinirken başlarına gelmesi muhtemel olan Allah’ın azabını gözetlemelerini hatırlatıyor:

0 BELDELER

97 — O memleketlerin halkı, geceleyin kendileri uyurlarken, azabımızın gelip çatmasından güvende miydiler?

98 — Yoksa o memleketlerin ahalisi, azabımızın onlar gündüzün eğlencelere dalmışken gelmesinden mi güvende idiler?...

99 — Onlar Allah’ın tedbirine karşı da kendilerini emin mi buluyorlar? Allah’ın tedbirinden ancak hüsrana uğrayanlar emin olabilirler...

100 — Evvelki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanları, dileseydik, günahlarından dolayı bir felâkete dûçar edip, onların kalplerine mühür basarak körlenmiş, işitmez bir hale getireceğimiz besbelli değil midir?...

Güven içindemiydi yoksa o beldenin sakinleri?... Halbuki işte Allah’ın değişmez kanunları... Gerek sıkıntı ile gerekse bollukla imtihan edişi, gerek azapla gerekse nimetle deneyişi. İşte geçmişteki yalanlayıcıların başına gelenler. Onlar da kendilerinden önce bu beldeleri imar etmişler, sonra da bırakıp gitmişlerdi. Ve işte şimdi onların elinde aynı yerler... Onlar gaflete daldıkları saniyelerden bir saniye içerisinde, gurura kapıldıkları anlardan bir an içinde üzerlerine Allah’ın belâsının gelmesinden emin mi bulunuyorlar? Uyurken veya uyanıkken bir felâketin, bir yokluğun gelip çatmasından güvende miydiler?... İnsan uyurken iradesi elinden alınır... Gücü kuvveti kesilmiştir. Kendisini koruyacak güce sahip değildir. En küçük haşereden bile kendisini koruyamaz. Ya Allah’ın cebbar gücünün ifadesi olan azabından nasıl koruyabilecek? Halbuki bu ulu kudretin karşısında değil uyurken, uyanık bulunduğu zamanlarda, ihtiyatlı olduğu anlarda, gücü ve kuvveti üzerinde bulunduğu sıralarda bile karşı koyamaz.

Yoksa onlar başlarına Allah’ın belâsının... Gündüzün, eğlencelere dalmışken gelmesinden mi güven içerisinde bulunuyorlardı?... Eğlence insanı uyanıklıktan ve tedbirli olmaktan alıkoyar. İhtiyatlı davranmaktan ve hazırlıklı bulunmaktan uzaklaştırır. İnsan eğlenceye dalmışken bir saldırgan karşısında kendisini koruyamaz, nefsini müdafaa edemez. Durum böyle olunca hiç bir insanın en ciddi ve tedbirli sıralarında tamamiyle savunma durumuna geçtigı anlarında kendisini koruma gücüne sahip olamadığı Allah’ın azabından nasıl koruyabilecektir?...

Gerek uyurken, gerekse uyanıkken, gerek dikkatliyken gerekse eğlenirken Allah’ın azabına karşı durmak zor ve imkân dışıdır Ne var ki Kur’an-ı Kerîm’in mübarek âyetleri insanın zaaf anlarını iyice gözler önüne seriyor ki beşer vicdanına bütün gücü ve kuvveti ile tesir edebilsin. Beşer vicdanının uyanmasını ve kendi kendine gelmesini sağlasın. İnsan ansızın ve bilmeden kapıldığı zaaf anında korkunç ve kökten yok edici azabı gözetleyip durunca sakınır ve kendisine gelir. Halbuki ister dalgın olsun, ister uyanık bu azaptan kurtulacak değildir. Çünkü uyanıklık kadar dalgınlık da Allah'ın azabı karşısında müsavidir, durumu değiştirmez...

«Onlar Allah’ın tedbirine karşı da kendilerini emin ıııl Imlıı yorlar?»...

Halbuki Allah’ın gizli olan tedbiri kulları tarafından r< •<"l mez... Şu halde ona karşı korunsunlar ve sakınsınlar:

«Halbuki Allah’ın tedbirinden ancak hüsrana uğrayanlnı < m'" olabilirler»...

Şu halde şımarıklığın, gafletin ve buna raj'.mrıı dr Itmdı mi güven içerisinde hissetmenin gerisinde insanın eline geçen lıllm aıı dun başka birşey değildir. Ve ancak bu nevi hüsrana hak Im/siıuiı lor Allah’ın tedbirinden gafil olurlar.

Yoksa onlar kendilerinden önce geçen, işledikleri günahlın yüzünden helâk olan ve gaflet içerisinde bulundukları hlı unda yok olup gidenlerin arazilerine vâris oldukları için mİ Allah'ın letlhl miden emin bulunuyorlar? Halbuki kendilerinden önce geçenlerin acı ukibetleri kendilerine de yol göstermeli ve ışık tutmalı «lefill miydi?

«Evvelki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanları, dllmcy dik, günahlarından dolayı bir felâkete düçar edip, onların kalplen ııe mühür basarak körlenmiş, işitmez bir hale getireceğimiz besbel li değil midir?...»

Gerçek odur ki, Allulı'ın kanunu uslu değişmez. İlâhi irade asla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder