Evlenme ve tenasül yoluyla uzanan bir hayat çizgisi bile her kalbe ve kafaya tek bir yaratıcının idare ve kudretini haykıran birer şahid durumundadır. Yoksa kimdir o ki hayatı garantilemek üzere erkek ve dişi sayısını devamlı olarak bir ölçü dahilinde tutar ve böylece çiftleşme ameliyesi muayyen miktarlarda seyrine devam eder? Niçin bir zaman gelmiyor ki, doğan canlılar hep erkek olmuyor veya hep dişi?... Eğer böyle birşey olacak olsa insan nesli sadece bir asırda yok olur gider... Şu halde kimdir bu denge terazisini ve tekerleğini nesiller boyu devamlı ve mütenâsip şekilde tutan?...
Hiç şüphesiz ki denge göklerin ve yerin varlığındaki temel projede mevcuttur. Tek başına bu canlı mucizesinde değil. Kâinatın her yanında... Bir atomun yapısında denge unsuru plânlanmış olduğu gibi bir galeksinin (kehkeşan) yapısında da plânlanmışın Aynı denge canlılar arasında muhafaza edildiği gibi bütün eşya arasında da sağlanmıştır... Eğer bu denge bir kıl payı sarsılacak olsa o anda kâinat kökten yıkılır... Kimdir öyleyse göklerde ve yerlerdeki bu büyük denge tekerleğini tutan?... Bu Kur’anla ilk defa muhatap olan yarımada arabına gelince onlar bilgileri ile bu göklerde ve yerlerdeki Allah’ın yarattığı eşyadaki eşsiz dengeyi ve uygunluğu ne anlayacak, ne de kavrayacak durumdaydılar... Şu kadar var ki insan fıtratı bizzat derinliğinde kâinatla uyuşur ve konuşulmayan bir dille onunla ancak fıtratın derinliğinde anlaşır. Yeterki insan açık bir kalple, gören bir gözle bu kâinata bir kerre baksın. Onun duygu ve ilhamlarını doğruyu gösterecek ve hakikati belirtecek tarzda alır ve değerlendirir.
Nitekim insanoğlu bu varlığın ilhamlarını hissinde kavrarken bizzat fıtratı ile bu varlığın bir yaradanı olmasını bulmuş ve hiçbir zaman bu gerçek insanın hissinden uzak kalmamıştır. Şu kadar var ki bu gerçek yaratıcının sıfatlarının hududu konusunda hatalara düşmüş, nihayet gelen risalet müesseseleri onları sağlam bir görüşe ulaştırmıştır. Ancak modern Allahsızlara gelince ki bunlar «bilimsel sosyalizmin* taraftarıdırlar. Onlar— fıtratları bozulmuş, şekil değiştirmiş varlıklardır. Aslında onlar Allah'ın varlığını inkâr ederken kendi varlıklarını inkâr etmektedir. Ruhlarında şiddetle hissettikleri gerçekleri görmemek için direnmektedirler. O imansızlardan birisi fezaya çıktığı zaman ordaki son derece üstün manzarayı görünce —fezada asılı durun yuvarlak dünya manzarasını— fıtratı yerinden hopluyor ve içinden gelen duyguyu haykırıyor: «Kimdir bu fezayı böyle boşlukta tutan« diye bağırıyor. Fakat dünyaya inince devletin korkusunu ve baskısını hatırlıyor ve fezalarda dolaştığını ama Allah’ı bulamadığını söylüyor. Fıtratının özünden gelen şiddetli duygu ve haykırmaları | vicdanının derinliklerinde hapsediyor.28
İnsana bu Kur’an’la hitap etme şerefini bahşeden Allah, aynı zamanda insanı yaratan ve insanoğlunun fıtratını en İyi bllendlı de.
İşte son olarak onların kalplerine bir ölüm lemuuıylıı dnknıın yor. Belki yakın bir zamanda bilinmeyen gayp âleminde kendili rini de kucaklar ve bağrına basar. Halbuki onlar halâ buutlun jml let içindeler :
«Ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini <lüi|UnmU.y«»ıhn
mı?»...
Kim bilir belki de ecelleri yaklaşmıştır. Belki ile onları gıd let anındayken yakalayacaktır. Bilmez onlar Allah’ın perdelerin ı örtülü gayp âlemini. Ve bilmiyorlar ki onlar her zaman Allah'ın kabzası içerisindeler. Bir türlü çıkıp kurtulamazlar oradan.
28. Merhumun kastettiği astronot Yuri Gugarin'dir. Ama llfthî takdire/bakın kİ hlı gllıt Gagarin toprağa gömülen jetin içerisinde geberip gidince inkAra yeltcıullji! Ilnk'lnıı emrine boyun eğmekten bn>kn blrşey elinden gelmemiştir. (Mütercimler)
rtalM-11 Kur'an, C: <1 f V
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder