16 Haziran 2016 Perşembe

Azap, indi baride azaba mütsahak olanlara isabet eder. Ve böyle cereyan eder meşiyeti İlâhî.

«Bu dünyada ve âhirette bizim için en güzel olanı yaz... Biz sana yöneldik»...

Sana döndük biz... Senin kapına sığındık ve senin yardımını diliyoruz.

İşte böylece Musa peygamber Allah’tan mağfiret ve rahmet dilemek için Allah’a teslimiyetini, imtihandaki hikmetini kabullendiğini bir mukaddime yapmıştı. Sonra da Allah’a döndüğünü ve O’nun sığınağına iltica ettiğini açıklayarak sona erdirmişti. Aslında Musa peygamberin bu duâsı salih bir kulun kerim olan Rabbine karşı takınması gereken edeb tavrının ideal bir örneğidir. Gerek başlangıç, gerekse sonuç itibariyle duâ adabının bir numunesi idi bu.

Sonra cevap geliyor :

Allah : «Ben dilediğim kimseyi azabıma uğratırım. Fakat rahmetim her şeyi kuşatmıştır»...

Bu ifade insanları denemek ve seçmek için kanunlar koyan İlâhî iradenin enginliğini belirtmektedir. Aslında İlâhî iradenin enginliğini belirtmektedir. Aslında İlâhî irade bu deneme ve imtihan kanunlarını sürdürürken hakkaniyet ve adâlet çerçevesi dahilinde sürdürür. Zira adâlet hakkın sıfatlarından birisidir. Ve İlâhî iradenin cereyan ettiği şeylerde adâlet geride kalmaz. Çünkü o istemiştir böyle olmasını.  Azap, indi baride azaba mütsahak olanlara isabet eder. Ve böyle cereyan eder meşiyeti İlâhî. 
Rahmetine gelince, o her şeyi kuşatmıştır. Ama rahmete müstahak olanlara değer... Böyledir işte İlâhî iradenin cereyan tarzı. Hiçbir zaman Allah iradesini, rahmet ve azabı başıboş ve oldum olasıya seyrettirmez. Allah’ü Teâlâ bu türlü eksikliklerin her türlüsünden münezzeh ve yüce dir.

Hak Teâlââ bu ana kaideyi yerleştirdikten sonra peygamberi M u s a ’ya karşılaşılan gayb unsurunun bir tarafını açıklıyor. Allah, sonradan gelecek olan bir milleti rahmetinin nasıl kuşatacağına onu muttali kılıyor. Hem de bu ifadelerle... Ve İlâhî rahmetin enginliğini Allah’ın yarattığı şu dehşetengiz kâinattan daha geniş olduğunu ve insanların bunun derinliğini idrâk etmekten aciz olduklarını ifade ediyor. Ne rahmettir o ki, enginlik derecesini Allah’tan başka kimse bilmez :
«Rahmetimi; sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize îman edenlere yazdım»...

«Onlar ki yanlarındaki Tevrat’ta ve Incil’de yazılı gördükleri, okuyup yazması olmayan peygambere tabi olurlar, o peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten nehyeder, tertemiz ve İyi olan şeyleri helâl, kötü ve zararlı şeyleri haram eder, onların sırtlarındaki ağır yükü kaldırır, onların zincirlerini kırar, o peygambere inanıp ona saygı gösteren, yardım eden, onunla birlikte gönde rilen ışığa uyanlar yok mu, murada erenler işte onlardır» bııyııı-du.»...

Büyük bir haberdir bu... Ve bu haber bize, İsrailoğııllm m ı peygamberleri Musa ve İsâ (A.S.) vasıtasıyla çok e.M den, bu ümmî peygamberin geleceğinin yakînen haber verili İlgini belirtmektedir. Bu peygamberin gelişi, sıfatları, risaleti ve üitime tinin hususiyetleri onlara yakinen bildirilmiş idi. Gelen İni peygam ber «ümmî bir peygamberdir.» İnsanlara marûfu emreder, mim kerden nehyeder. İyi şeyleri helâl kılar, fena şeyleri hanım İti lal O’na inanan yahudilerin üzerinden, isyanları sebebiyle mılaım omuzlarına yüklenmiş olan yükleri ve ağırlıkları kaldırır < inim daha bu ümmî peygambere inanır inanmaz kalkar bütün •> yüklet

Ve bu peygambere tabi olanlar Rablarından korkarlar. Malim

zekâtını verirler. Ve Allah’ın âyetlerine îman ederler Ayın • tsrailoğullarma verilen yakinî haberde bu ümmî poygambeie ma nanların, ona hürmetle bağlanıp tazim gösterenlerin, mm yıııdnm • olup destekleyenlerin ve beraberindeki hidayeti gösteren ımıa lala olanların «muradına erenlerin kendileri» olduğu da bel u t ilmiyi lı

Musa (A.S.) tarafından İsrailoğullarına ilân edilen laı yeııl tebliğde Hak Teâlâ bu dinin geleceğini, bayraktarlığını yaparak zatı, ümmetinin yolunu ve rahmetinin karar kılacağı yeri blldlı inişti. Şu halde bu yakinî haberden sonra, geçmiş dinlerin aallkliri için bu dine bağlanmak konusunda hiçbir özür söz konusu ola maz.

Âlemlerin Rabbi tarafından peygamber Musa ’ya o ve beraberindeki üç kişi Allah ile mikâtta iken— bildirilen bu hnbeı aynı zamanda Tsrailoğullarının bu ümmî peygamberi ve onun ge
FIkiIAMI Kıır’uıı, Ci <1
I'- III

1 yorum:

  1. Allah : «Ben dilediğim kimseyi azabıma uğratırım. Fakat rahmetim her şeyi kuşatmıştır»...

    Bu ifade insanları denemek ve seçmek için kanunlar koyan İlâhî iradenin enginliğini belirtmektedir. Aslında İlâhî iradenin enginliğini belirtmektedir. Aslında İlâhî irade bu deneme ve imtihan kanunlarını sürdürürken hakkaniyet ve adâlet çerçevesi dahilinde sürdürür. Zira adâlet hakkın sıfatlarından birisidir. Ve İlâhî iradenin cereyan ettiği şeylerde adâlet geride kalmaz. Çünkü o istemiştir böyle olmasını. Azap, indi baride azaba mütsahak olanlara isabet eder. Ve böyle cereyan eder meşiyeti İlâhî.
    Rahmetine gelince, o her şeyi kuşatmıştır. Ama rahmete müstahak olanlara değer... Böyledir işte İlâhî iradenin cereyan tarzı. Hiçbir zaman Allah iradesini, rahmet ve azabı başıboş ve oldum olasıya seyrettirmez. Allah’ü Teâlâ bu türlü eksikliklerin her türlüsünden münezzeh ve yüce dir.
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/01/cennet-garanti-belgesi.html

    YanıtlaSil