»Bana Allah’a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır»...
Elbette ki Allah’ın gönderdiği gerçekleri öğreten bir peygambere yalnız hakikati söylemek yaraşır. Zira o bu gerçeklerin kadrini en iyi bilen ve kendi ruhunda o gerçekleri hisseden kişidir:
«Size Rabbinizden bir mucize getirdim»...
Bu mucize size benim sözümün doğruluğunu gösterir: «Ben âlemlerin Rabbinin peygamberiyim.»
Ve işte bu büyük gerçek adına, evet âlemleri ihtiva eden bu üluhiyet gerçeği adına Musa peygamber Fir’avn’dan îsrailoğul-larını kendisiyle birlikte salıvermesini istiyor. Çünkü Israiloğulları bir lek Allah’ın kuludurlar. Şu halde Fir’avn’a kulluk etmemeleri
\, .1 'r7; r
Kere&Tf- ,^VRsftym zamanda iki efendinin hizmetini ifa edemez, u ' , jküı-oa^şz. Allah’a kul olan kimse mümkün değil dlr ki Alli ^ İp başk*ır;a kul olsun. Fir’avn İsrailoğullarmı ken di arzu suna ettiğine g işte Musa peygamber ona âlemlerin Rejinin tek başına /-Şjlh olduğunu ilân ediyor. Ve bu g*ı çeğin ilânı Fir’avn’m özendiği israiloğullarmı köleleştirme arzusu ııun meşruiyetini ortadan kaldırır
Haddi zatında Allah’ın âlemlerin Rabbi oluşunun ilânı bizzat İnsanın hürriyetinin ilânıdır. İnsanın Allah’dan başkasına boyun eğip, itaat edip kulluk etmekten kurtuluşunun ilânıdır. İnsanın insanlar tarafından konan kanunlardan, insanların arzusuna kul olmaktan, insanların adet ve alışkanlıklarının mahkûmu olmaktan kurtuluşunun ilâmdır.
Allah’ın, âlemlerin Rabbi oluşunun ilânı ile âlemlerden bir ferdin Allah’dan başkasına boyun eğmesi asla birleşemcz. Kainataki varlıklardan herhangi birisinin insanlar tarafından konulan hükümlere göre muhakeme edilmesi mümkün olamaz. Beşer yapısı hükümlere boyun eğerek Allah’dan başkasının âlemlerin Rabbi olduğunu kabul ederek müslüman kalacaklarını sananlar eğer bu zanların da gerçekten hüsniniyet sahibi iseler? çok yanlış bir vehim içindedirler. Allah’dan başkasının hükümleriyle hükmettikten, nizam ve prensip olarak Allah’ın şeriatının dışındaki ahkâma bağlandıktan sonra bir an dahi olsa Allah’ın dininde kalamazlar Yalnız onlar kendilerine hükmedenlerin dinine bağlıdırlar. Allah'ın dinine değil, krallarının dinine bağlıdırlar.
İşte Musa (A.S.) da Fir’avn ve erkânından Isımlngnll "i ııııı serbest bırakılmasını isterken arzusunu bu gerçegr d.ıvmıdu makin omrolunmuştur:
«Ky Fir’avn, ben âlemlerin Rabbinin peygamber iyin '1
bk Israilogıd lunnı benimle beraber gönder»...
Mirisi mukaddime, diğeri netice... İkisi de birbiri içerisinde ve
birbirinden ayrılmaz halde...
Gerek Fir’avn’a, gerekse erkânına Hz. Musa ’nın ilân elliği Allab’m Alemlerin Rabbi oluşunun büyük bir manu ifade ettiği un Itırın gözünden kaçmamıştı. Bu gerçeğin ilânının satırları arasında H’lı’ttvn'm mülkünü yıkmayı hedef aldığını, idare nizamını değişi"
Beşer yapısı hükümlere boyun eğerek Allah’dan başkasının âlemlerin Rabbi olduğunu kabul ederek müslüman kalacaklarını sananlar eğer bu zanların da gerçekten hüsniniyet sahibi iseler? çok yanlış bir vehim içindedirler. Allah’dan başkasının hükümleriyle hükmettikten, nizam ve prensip olarak Allah’ın şeriatının dışındaki ahkâma bağlandıktan sonra bir an dahi olsa Allah’ın dininde kalamazlar Yalnız onlar kendilerine hükmedenlerin dinine bağlıdırlar. Allah'ın dinine değil, krallarının dinine bağlıdırlar.
YanıtlaSilhttps://www.youtube.com/watch?v=LtqXeLaRr0U&list=PLr342JFErS74PD1gdrTSqmdDze38nBN9_&index=4