Gerçek odur ki bu dinin tabiatı karışıklığa mahal vermeyecek kadar açık ve aydındır...
Cıvıklığı kabul etmeyecek derecede sert ve katıdır. Bu dinde tahrifata girişmek isteyenler onun bu açık ve sert tabiatını çevirme meşakkatiyle karşı karşıya gelirler. Onun için de ardı arası kesilmeyen ter dökerler bu uğurda. Bitmeyen hamlelere baş vururlar. Onun tabiatını cıvıklaştırmak için her türlü vasıtalara, metotlara ve çarelere baş vururlar ve gerçek yönünü tahrif etmek yolunda bütün bunları kullanırlar. Nerede olursa olsun, yeryüzünün bir bölgesinde bu dinî ikâme etmek için çırpınan ve bu konuda çalışanları, canlı diriliş hareketlerini sert ve katı İslâmî gelişmeleri herr türlü vahşiyane sindirme metotlarıyla sindirip, ortadan kaldırmak isterler. Onlar bazen bu din üzerinde çalışmış bilginleri, din adamlığını kendilerine sanat edinmiş olanları bu İslâmî diriliş hareketinin üzerine musallat ederler. Allah’ın kelâmını değiştirerek tahrif eder, haram kıldığını helâl göstermeye çalışırlar. İlâhî hükümleri bozmak isterler. Bir takım haddi tecavüzleri, kötülükleri fîsku fücûru kutsallaştırarak üzerine dinî işaretler ve armalar çekmeye çalışırlar. Onlar materyalist medeniyete kapılmış olan zavallılara, kendi nazariye ve sistemlerini bu materyalist medeniyetlerden alanlara İslâmın da onlardan farklı olmadığını, aynı nazariye ve prensiplerin benzerlerinin İslâmda bulunduğunu şaklabanlıkla anlatırlar. Bu konuda bayraktarlık yaparak o sistemlerin prensip ve hükümlerinde iktibaslar yapma konusunda önderlik ederler. Hayata hükmeden gerçek İslâmî geçmişte vuku bulmuş olan ve bir daha iadesi mümkün olmayan tarihî bir hadise olarak değerlendirirler. Ve bu mazideki azameti alkışlayarak müslüman •duyguları ve zihinleri uyuşturmak için vasıta kılarlar. Sonra da bu uyuşturma havası içerisinde derler kİ Artık günümüzde İslâm;müslümanların ruhunda bir akide ve İbadet şekli olarak yaşamalıdır. Şeriat ve nizam halinde ortaya çıkmamalıdır Mazideki şanla
şerefle dolu büyük tarih hem müslümanlar için hem de İslâm için kâfi gelir... Ya böyle yapmak gerekir, ya da dinin de modern hayat gibi gelişmesi gerekir ki ancak beşerin realitesine ayak uydurabilsin. Böylece din insanların yaşayışına mahkûm olur ve insanlar tarafından kendisine takdim edilen düşünce ve kanunların hepsini görmemezlikten gelerek kabullenir. Bir zamanlar İslâm dünyası olan bir dünyada din ve akide şekline bürünecek bir takım nazariye ve sistemler yerleştirirler, maksatları bunların klâsik din duygusu yerine geçmesidir. Ve eski Kur’an metinlerinin yerine geçmek üzere okutulan, öğretilen bir takım kitaplar indirirler. Onlar hem dinin tabiatını değiştirmeye çalıştıkları gibi, hem de cemiyetin tabiatını değiştirmeye çalışırlar. Cemiyeti öyle bir durumu getirirler ki bir daha ortada hidayete müsait bir gönül bulmak imkânsızlaşır. Cemiyeti cinsiyet bataklığına dalmış, fuhşa ve kütülüğe göbeğine kadar girmiş, alın teri ile bulduğunu zorla yiyen, bir lokma maişet için didinip duran bölükler haline getirirler kİ bir daha kendisine gelip de bir lokma yemekten ve tatmin edilen cinsi duygudan başka hidayete kulak asmasın ve dine dönme lmkânı bulamasın...
Bu, bu dine ve bu dine uyan ümmete karşı girişilmiş olan korkunç bir savaştır. Bu savaşta çekinilmeden her türlü silahlar kullanılır. Hesaba gelmeyecek her türlü metoda baş vurulur.
Dünyayı saran propaganda vasıtaları ve reklâm metotları bütün enerjilerini bu noktaya yığar, bu husustaki kabiliyetlerini kullanır. Buna ilâveten devletlerin kurduğu teşkilâtların bütün yayın vasıtaları onların emrine verilir. Bu propaganda vasıtaları olmasa bu beynelmilel yardımlaşmalar bulunmasa bir gün dahi yaşamanı mümkün olmayan sistemlerin ayakta kalması sağlanır...
Şu kadar var ki bu dinin tabiatı açık ve kesin olarak halâ bu korkunç savaşa karşı duracak güce sahipdir. Sayılarının azlığına kuvvetlerinin zayıflığa rağmen hakka sarılan İslâm ümmeti hala her türlü vahşiyane sindirme hareketlerinin karşısına dikilecek güçtedir... Ve şüphesiz ki Allah kendi emrini muhakkak üstün kılacaktır :
«Âyetlerimizi yalan sayanları, bilmedikleri bir yönden, ağır ağır helake yaklaştıracağız.»...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder