**
MAHVEDİLENLER
Âyeti kerîmenin akışı M u s a ’yı ve kavmini de bu manzaraları ile olduğu gibi bırakıyor ve perdeleri kapıyor. Bunun yerine altıncı sahnenin perdelerini açıyor. Fir’avn’m ve erkânının yer aldığı perdeyi... Bu perdede Hak Teâlâ onları zulümleri ve haddi aşmaları neticesinde vardıkları âkibetten dolayı yok ediyor. M u -s a Peygamberin kavmine karşı yaptığı vaadini gerçekleştiriyor. Yüce Rabbmdan temenni ettiği ricasını tahakkuk ettiriyor. Ve sûrenin atmosferini teşkil eden korkutucu peygamberi tasdik ediyor. Aslında sûrenin akışı sırf peygamberin tasdiki mesabesindedir.
Sahne yavaş yavaş açılıyor. Sonra azar azar bir fırtına kaplamaya başlıyor sahneyi. Bir de bakıyorsunuz ki perdeler kapanmadan önce fırtına tamamen kopmuş ve her şeyi tuzla buz etmiş. Her-şey darmadağın olmuş, yeryüzü zalimlerden ve putçulardan temizlenmiş. Onların dalkavukları durumunda olanlar yok olmuş... Biliyoruz ki İsrailoğulları sabretmişlerdi ve bu sabırlarının güzelce karşılığını bulmuşlardı. Fir’avn ve erkânı ise sapıklığa dalmışlar ve bu sapıklıklarının cezasını yok olmakla ödemişlerdi. Allah’ın müminlere ve kâfirlere yaptığı vaadi doğru çıkmış ve yalanlayıcıların önce sıkıntıyla sonra bollukla denenerek yok olmaları konusundaki İlâhî kanun tecelli etmişti:
130 — And olsun ki, biz de Fir’avn ailesini ,ders alsınlar diye, yıllarca kuraklığa ve mahsul kıtlığına uğrattık.
131 — Onlara bir iyilik geldiği zaman: «Bu bizim hakkımızdır» derler, bir fenalığa uğrarlarsa da, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna verirlerdi. Bilin ki, kendilerinin uğradığı uğursuzluk Allah katındandır. Fakat çoğu bunu bilmezler.
132 — Fir’avn ailesi: «Bizi sihirlemek için ne mucize gösterirsen göster, sana îman etmeyeceğiz» dediler.
133 — Bunun üzerine biz de, ayrı ayrı alâmetler olmak üzere, başlarına tufan, çekirge, haşerat, kurbağalar ve kan gönderdik.
Yine de (îmanı) kibirlerine yediremediler. Onlar öyle günahkârlar güruhu idiler.
134 — Azâb başlarına çökünce: «Ey Musa, bizim için Rabbine —sana olan ahdî hürmetine— duâ et. Bizden bu azabı kaldırırsan, and olsun ki, sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle beraber göndereceğiz» dediler.
135 — Azabı — nasıl olsa sonuna gelecekleri — bir müddet üzerlerinden kaldırınca hemen sözlerinden cayıyorlardı.
136 — Biz de onların âyetlerimizi yalan saymaları. ...ayetlerimizden gafil kalmaları yüzünden öc alarak hepsini dibi görünmez denizde boğduk.
137 — Hor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Fir’avn ve kavminin yaptığını ve yükselttiklerini yıktık.
Öyleyse Fir’avn’da, erkânı da sürdürsünler kendi zulümlerini... Fir’avn savurduğu tehditleri ve azap korkularını tatbikat sahasına koydu. Erkekleri öldürdü, kadınları diri bıraktı Musa
peygamberle kavmi de bu azaplara tahammül ederek sabır örneği gösterdiler. Allah’dan kurtuluş ümidi beklediler... İşle o zaman Şartlar teşekkül edince... Küfre karşı mukabele eden iman olunca Zulmün karşılığında sabır yer alınca... Yeryüzünün basit kuvvetleri Allah’a meydan okumaya başlayınca... İşle o vakit büyük kuvvet sabredenlerle zulmedenlerin arasına giriyor ve son sözü söylüyor :
«And olsun ki, biz de Fir’avn ailesini, ders alsınlar diye, Yıllarca kuraklığa ve mahsul kıtlığına uğrattık»...
Bu ilk korkutma işaretiydi... Kuraklık ve mahsul kıtlığı.
Ayeti kerîmede geçen « OŞ-h » kelimesi arap dilinde kuraklık kıtlık ve şiddet seneleri için kullanılır... Hele bir de bu Mısır ımı/.isi gibi verimli, mahsulü bol arazide olursa artık dikkat ııazaı larını üzerlerine celbeden, kalplerin titremesine vesile olun, anı anlılar meydana getiren ve düşünmeye, uyanmaya çağının btı ha .lise olur. Ne var ki şu putperestler ve putlardan korkanlar. Allah'ın dininden sapıtıp da putlara boyun eğenler düşünme arsuzu göstermiyorlar, Tefekkür etmek islemiyorlar. Yeryüzüııdeki kuraklıkta
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder