Sahnenin son kısımlarında yeryüzünde haksız yere büyüklenenlerin, Allah’ın âyetlerinden ve hükümlerinden yüz çevirenlerin âkibetinin açıklanması ile ilgili bir bölüm yer alıyor. Bu bölümde Hak Teâlâ bu tip kimselerin tabiatını gayet ince ve derin şekilde tasvir ediyor. Bunun yanı sıra da Kur’an’ın eşsiz tasvir güzelliği ve aydınlığı içerisinde ruh portrelerini, tabiat tiplerini açıklıyor :
«Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, âyetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün âyetleri görseler yine de îman etmezler; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalanlamaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir.»...
Burada Allah’ü Teâlâ yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri ne kadar delillerle karşılaşsalar bile inanmayanların, doğru yolu apaçık görseler bile o yolda yürümeyenlerin, sapık yolu görür görmez hemen o yola koyulanların durumuyla ilgili meşiyeti ilâhiyeyi açıkça ilân ediyor. Bunların hakkındaki İlâhî irade şöyledir! Allah onları kendi âyetlerinden yüz çevirtecektir. Binaenaleyh ne o âyetleri kabul edecekler, ne de onlardan faydalanabileceklerdir Hakkın âyetleri hem gözler önüne serilen kâinat kitabında yer alır, hem de peygamberlere indirilmiş bulunan İlâhî kitaplarda...
Bunun sebebi ise Hakkın âyetlerinin yalanlamış olmaları ve âyetinden gafil bulunmalarıdır.
Âyeti kerîmenin murad ettiği insan tipi Kur’an kelimelerinin gerisinde yavaş yavaş canlanmaktadır. Onun canlanış hareketlerini ve izlerini görür gibi olmaktayız :
«Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanların»...
Şüphesiz ki Allah’ın kullarından bir kul, Allah’ın mülkünde hiçbir zaman haklı olarak kibirlenmez. Çünkü kibirlenmek tek başına Allah’ın sıfatıdır. Çünkü bu konuda Allah eş kubul etmez.
Ne zaman olursa olsun ve nerede olursa olsun bir insan büyüklendimi bu büyüklenme haksız yere olacaktır. Büyüklenmenin daim kötü şekli ise yeryüzünde Allah’ın kulları üzerinde tanrılık hakkı istenmesidir. Ve bu hakka Allah’ın emrinin dışında insanlar İçin ^ hüküm koyarak özenmektir. İnsanları bu bâtıl hükümlere boyun eğdirmektir. Aslında bütün büyüklenme şekilleri bu büyüklenmeden doğar. Binaenaleyh insanın tanrılaşma arzusu bütün kötülüklerin anasıdır. Ve bütün fenalıklar bundan doğar, yayılır çevreye İşte bunun için portredeki diğer izler de yavaş yavaş açıklanıyor «Doğru yolu görseler yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu görseler hemen onu yol edinirler»...
Aslında bu bir insan tipidir. Doğru yolu gördüğü zaman hemen ondan kaçınır. Eğri yol gözüne görünür görünmez kanat gerer o yola. Sanki otomatikman yapar bunları. Ve doğrudan dogruya tabiatının bileşiminde vardır kötülük arzusu. İşte ifade i celilenin canlandırmak istediği ana işaret budur. Ve bu tipi Hak Teala mütekebbir olarak belirtmektedir. Nitekim irade-i İlâhî metekebirleri ebediyyen bu âyetlerden yüz çevirterek gaflete düşmeleri ve Allah’ın âyetlerini tekzip etmeleri sebebiyle cezalandırmayı irade buyurmuştur.
Gerçekten de insan bu tip kimselere bu vasıfları İle, lal 1*1« '* ve işaretleri ile çok çok tesadüf eder. Bakar insan onlum ."«aııkı hiç zırlamadan, düşünmeden ve kendi iradesinde olmaksızın dnfiıiı \"l dan sapmaktadır da yanlış yolu izlemektedir. Doğru yola karşı kür etmektedir gözünü ve kaçınmaktadır. Eğri yola gelince bütünüyle önüne açılmakta ve hemen dalıvermektedir. Çünkü o kişi aynı a manda Allah’ın âyetlerinden de sıyırmıştır gözünü, onları gürınor ve düşünmez. Alıcı cihazları bu âyetlerin gönderdiği ilhamları ve sesleri almaz.
Sübhanallah!... Kur’an-ı Kerîm’in ifadesindeki o çarçabuk do kunan fırçaların gerisinde birden bire bu yaratık tipi PÇik şahsi yelleri ile canlanıvermez mi? Öyle ki okuyucu onun dönekliği km şısında istemiyerek bağırıyor: Evet... Evet... Ben o tip kimselm çok tanıyorum... Falancanın tipi o... Evet falanca... Bu kelimelı-ı le portresi çizilen fulanın tam kendisi...
Şüphesiz ki Hak Teûlâ dünya ve Ahiretto helûke götüren Isı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder