11 Haziran 2016 Cumartesi

Aslında ilâh insanlara hükümler koyan ve bu hükümleri tatbik ettirendir. İster kendisinin ilâh olduğunu söylesin, ister söylemesin..***Halk Fir’avn’a sadece istediğine boyun eğmeleri, buyruklarına karşı gelmemeleri, koyduğu hükümleri reddetmemeleri manasında bir ibadet içerisindeydiler. Gerek lügat bakımından, gerekse pratik yönünden, gerekse ıstilâhi yönden ibadet bu manaya gelir. Nerede olursa olsun insanlar hükümlerini kendi cinsinden kimseler tarafından alırlarsa ve o kimselerin koydukları hükümlere itaat ederlerse, onlara doğrudan doğruya ibadet etmiş sayılırlar. İşte Rasulullah (S.A)’inde yahudiler ve hıristiyanlardan söz eden şu âyeti kerîmeyi tefsir ederken belirttiği husus bunu teyid eder: «Onlar hahamlarını ve papazlarını Allah’dan başka tanrılar olarak ittihaz ettiler»... Nitekim Rasulullah (S.A.V.) müslüman olmak için gelen bir hıristiyan olan Adî bin Hatem’in ey Allah’ın Rasulü onlar hahamlarına ve papazlarına tapınmıyorlar ki, demesi üzerine Rasulullah şöyle buyurmuştur : «Evet tapmıyorlar. Onlar kendileri için helalleri haram, haramları da helâl kıldılar. Bunlar da onlara uydular. İşte onların hahamlarına ve papazlarına ibadeti de böyledir»...

Aslında Fir’avn bu kâinatı idare eden ve yaratan veya kâinattaki sebepler dünyasında müessir olduğunu iddia eden mahiyette bir ilâhlık davasında değildir. Sadece onun iddia ettiği ilâhlık kendisine boyun eğdirdiği milletine karşı idi. Bu milletin hâkimi olduğunu, onların kendisinin koyduğu kanunlara ve nizamlara göre muhakeme edileceğini ve aralarında cereyan eden hadiselerde kendisinin irade ve buyruklarının geçerli olacağını kabul ediyordu. İşte kendiliğinden koydukları hüküm ve nizamlara göre muhakeme edilmelerini isteyen ve kendi emir ve buyruklarına göre meselelerin düzenlenmesini arzu eden her hükümdarın ortaya attığı bir iddiadır bu lügat bakımından ve pratik yönünden de rububiyet kelimesi bu manaya gelir. Aslında Mısır ’lılar Fir’avn’a bilinen tarzda ibadet ve amellerle yönelerek kulluk ediyor değildiler. Onların kendilerine has ilâhları vardı. Fir’avn’un da tapınır olduğu bir ilâhı vardı. Nitekim çevresinde bulunanların ona söyledikleri sözde bu durum açıkça belirmektedir. «Sana ve tanrılarına yüz çevirsinler diye mi bırakıyorsun?»... Ayrıca Mısır Fir’avn’ları tarihinden de bu mevzuun sabit olduğu bilinmektedir. Halk Fir’avn’a sadece istediğine boyun eğmeleri, buyruklarına karşı gelmemeleri, koyduğu hükümleri reddetmemeleri manasında bir ibadet içerisindeydiler. Gerek lügat bakımından, gerekse pratik yönünden, gerekse ıstilâhi yönden ibadet bu manaya gelir. Nerede olursa olsun  insanlar hükümlerini kendi cinsinden kimseler tarafından alırlarsa ve o kimselerin koydukları hükümlere itaat ederlerse, onlara  doğrudan doğruya ibadet etmiş sayılırlar. İşte Rasulullah (S.A)’inde yahudiler ve hıristiyanlardan söz eden şu âyeti kerîmeyi tefsir ederken belirttiği husus bunu teyid eder: «Onlar hahamlarını ve papazlarını Allah’dan başka tanrılar olarak ittihaz ettiler»... Nitekim Rasulullah (S.A.V.) müslüman olmak için gelen bir hıristiyan olan Adî bin Hatem’in ey Allah’ın Rasulü onlar hahamlarına ve papazlarına tapınmıyorlar ki, demesi üzerine Rasulullah şöyle buyurmuştur : «Evet tapmıyorlar. Onlar kendileri için helalleri haram, haramları da helâl kıldılar. Bunlar da onlara uydular. İşte onların hahamlarına ve papazlarına ibadeti de böyledir»...
Fir’avn’ın kendi kavmine karşı söylediği: «Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum»18 sözüne gelince Kur’nıı-ı Ke rîm’in bir başka âyetinde ifadesini bulan şu husus bu söziırı açık laması mahiyetindedir :

Firavn, milletine şöyle seslendi: «Ey milletim, Mısır hükümdarlığı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim değil mi? («ürmU yor musunuz? Yahud, ben zavallı ve nerdeyse konuşanlayım hıı kimseden daha üstün değil miyim? Ona altın bilezikler verilmeli itveya yanında ona yardım edecek melekler gelmeli değil mlî»" Buradan da açıkça belirdiği gibi o kendisinin sahip olduğu mülkle, altından taçlar ve tahtlar ile Musa ’nın süsten ve .'..din nattan uzak durumu arasında mukayese yapmaktadır. «Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum.»... sözüne gelince bu sadece onların üzerinde hüküm ferma olan ve dilediği gibi hüküm yürüten bir hâkim, söylediği sözleri karşılıksız izleyen bir başlın kişi bilmiyorum demektir./Aslında ilâh insanlara hükümler koyan ve bu hükümleri tatbik ettirendir. İster kendisinin ilâh olduğunu söylesin, ister söylemesin...2®

İşte bu açıklamanın ışığı altında Fir’avn’ın kavının in .m-umum ifade ettiği manayı anlayabiliriz :

« M u s a ’yı ve kavmini yeryüzünde bozgunculuk yap-mluı saııa ve tanrılarına yüz çevirsinler diye mi bırakıyorsun?«

Onların nazarında yeryüzünde bozgunculuk yapmak bk b . ı

nu Allah’ın Rububiyetine davet etmektir. Zira bu davH Ih d

dan doğruya Fir’avn’m idaresinin ve nizamının meşruiyeti 1 kalkıyor. Çünkü bu nizam, Fir’avn’ın buyruklarının bAklınlv' il < <

sına dayanır. Eş bir ifadeyle Fir’avn’ın, kavminin Rabbl obnarıı <•. ı sına istinad eder. Şu halde onların kanaatine göre; böyle bir iddia İdarî nizamı devirmek, beşerin beşere tanrılığı esasına dayanım s la (emi yok etmek ve bütün bunların yerine tanrılığın Allah'a alt ol duftu, beşere tahsis edilmediği buna tamamen karşı bir başka ıd zaıııı inşa etmek yeryüzünde bozgunculuk demektir. İşte bııımu

IH, Duhıı geni» bilgi İçin l’uklıtun lsliknı Ccmnuti Reisi sıulık MUslUmun ScyyUl Huıl Abı II Mcvılııılt'nln «Kur'ıın’ıln Diirl Terlin» ndlt eserine bitkiniz.

1«. Kıı mi s ; İH.

Mİ. Zuhrüf: 51, 52, 53.

3 yorum:

  1. Halk Fir’avn’a sadece istediğine boyun eğmeleri, buyruklarına karşı gelmemeleri, koyduğu hükümleri reddetmemeleri manasında bir ibadet içerisindeydiler. Gerek lügat bakımından, gerekse pratik yönünden, gerekse ıstilâhi yönden ibadet bu manaya gelir. Nerede olursa olsun insanlar hükümlerini kendi cinsinden kimseler tarafından alırlarsa ve o kimselerin koydukları hükümlere itaat ederlerse, onlara doğrudan doğruya ibadet etmiş sayılırlar. İşte Rasulullah (S.A)’inde yahudiler ve hıristiyanlardan söz eden şu âyeti kerîmeyi tefsir ederken belirttiği husus bunu teyid eder: «Onlar hahamlarını ve papazlarını Allah’dan başka tanrılar olarak ittihaz ettiler»... Nitekim Rasulullah (S.A.V.) müslüman olmak için gelen bir hıristiyan olan Adî bin Hatem’in ey Allah’ın Rasulü onlar hahamlarına ve papazlarına tapınmıyorlar ki, demesi üzerine Rasulullah şöyle buyurmuştur : «Evet tapmıyorlar. Onlar kendileri için helalleri haram, haramları da helâl kıldılar. Bunlar da onlara uydular. İşte onların hahamlarına ve papazlarına ibadeti de böyledir»...
    ***********
    Aslında ilâh insanlara hükümler koyan ve bu hükümleri tatbik ettirendir. İster kendisinin ilâh olduğunu söylesin, ister söylemesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. DİNSİZ DEVLET Mİ OLUR BE HEY ŞAŞKIN?
      Türkiye Cumhuriyeti, Bir Din devletidir
      http://www.venharhaber.com/yeni-dinsiz-devlet-mi-olur-be-hey-saskin-makale,2934.html
      https://www.youtube.com/watch?v=LtqXeLaRr0U&index=4&list=PLr342JFErS74PD1gdrTSqmdDze38nBN9_

      Sil
  2. https://www.facebook.com/photo.php?fbid=246614562376406&set=a.116768562027674.1073741828.100010835920160&type=3&theater

    YanıtlaSil