11 Haziran 2016 Cumartesi

Dâva adamı acele davranmamalıdır. Çünkü o gayb perdesinin ötesindekileri görmez... Ve hayrın nerede olduğunu bilmez..***İlk bakılanda görenlere, putçuların yeryüzüne kök salmış olduğunu ve sarsılmalarının mümkün olmadığını hayal etmelerine kapılmamalıdırlar. Yeryüzünün sahibi ve maliki onları ne zaman kovacağını belirtmiş, kararlaştırmıştır..

duğunu, düşmanlarını helâk etmesini dilediğini, hilafet emanetini denemek üzere kendilerini yeryüzüne halife kılmasını istediğini belirtiyor :

128 — Musa kavmine: «Allah’dan yardım dileyin ve sabredin. Yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona vâris kılar; hayırlı akibette Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır» dedi.


129 — Kavmi: «Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra
da eziyet çektik» dediler. (Musa): «Rabbimizin düşmanlarımızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onlarm yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl hareket edeceğinize bakacaktır» dedi.

Bu; üluhiyet gerçeğini gören ve bu gerçeğin gönlünde parladığını hisseden bir «Peygamberin» görüş tarzıdır. Kâinatın pratik durumunu ve kâinatta fonksiyonel olan güçleri iyice bilen, İlâhî kanunların mahiyetini farkeden ve sabredenlerden istenen hususları bilen bir peygamberin... Hiç şüphesiz ki âlemlerin Rabbı olan Allah'ın dâvasına çağıran dâva erlerinin tek bir sığınağı vardır. Emin ve kuvvetli sığınak... Bir tek dostları vardır. .Sağlam ve kuvvetli dost... Dâva adamı sabretmelidir. Ta ki dostu kendisinin yardımına koşsun ve hikmetine, ilmine göre takdir ettiği demlerde onu muzaffer kılsın. Dâva adamı acele davranmamalıdır. Çünkü o gayb perdesinin ötesindekileri görmez... Ve hayrın nerede olduğunu bilmez...

Gerçek odur ki yeryüzü Allah'ın mülküdür. Hem Fir’avn, hem de kavmi bu İlâhî mülkte konaklamaktan başka bir şeye sahip değildirler. Halbuki Allah kendi hikmetine ve kanununa göre kullarından dilediğini yeryüzüne varis kılar. Âlemlerin Rabbine davet eden dâva adamları hadiselerin dış görünüşüne aldanmamalıdırlar. İlk bakılanda görenlere, putçuların yeryüzüne kök salmış olduğunu ve sarsılmalarının mümkün olmadığını hayal etmelerine kapılmamalıdırlar. Yeryüzünün sahibi ve maliki onları ne zaman kovacağını belirtmiş, kararlaştırmıştır.

Ve hiç şüphesiz ki netice Allah’dan korkanlarındır... Zaman ister uzasın, ister kısalsın... Âlemlerin Rabbine davet eden dâva adamlarının kalbi neticenin dehşeti vc kararsızlığı ile çırpınıp durmamalıdır... Küfredenlerin yeryüzünde dolaşmaları, onları hayale kaptırmamak ve yeryüzünde bakî kalacaklarını sanmamalıdırlar...

İşte bu mevcudattaki gerçekleri gören «bir peygamber in» gürüş tarzıdır bu...

Ne var ki İsrailoğulları yine o İsrailoğullarıdır...

«Kavmi: “Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra eziyet çektik” dediler»...

Aslında bu kelimelerin ifade ettiği mâna geniştir. Cümlenin ötesindeki dönekliği gözler önüne sermektedir. Yani «biz sen gelmeden önce de eziyet çekmiştik. Senin gelişin neticeyi değiştirmedi ve hala da eziyet uzayıp gitmektedir. Sonu da görülür gibi değilir...» demek istiyorlar.

Yüce peygamber yine kendi yolunda yürüyor, onlara Allah'ı hatırlatıyor, Allah’dan dilemelerini istiyor, düşmanlarını helâk etme konusunda, onları yeryüzüne halife kılmak mevzuunda bir takım emeller canlandırıyor gözleri önünde. Bu arada yeryüzüne halife olmanın tehlikelerinden de sakındırıyor :

«(Musa): “Rabbimizin düşmanlarınızı yok etmeni ve yer
yüzünde sizi onların yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl haraket edeceğinize bakacaktır” dedi.»

Musa Peygamber bir peygamber gönlünün enginliği İle İm luyor ve görüyor ki Allah'ın kanunu sabredenlere de. Iııkfıı • di n lere de kendi vaadine uygun olarak tecelli etmektedir. V» İm ilah kanunun gerisinde Allah’ü Teâlâ’nın putları ve putpı ı «• .1 l* ı l lâle edip yalnız Allah’a sığınan, O’ndan yardım dileyen m • • •• • ilenleri yeryüzüne halife kılma hususunu müşahede edism \'ı kavmini İlâhî iradenin tecelli zemini bulduğu kanunların m u vai tarzına göre sevkediyor. O, kavmine önce Allah’ın yeryüzüne İmli fe kılmasının bir imtihan meselesi olduğunu, yoksa kendlleılnli sandığı gibi Allah’ın dostları ve çocukları olmadıklarım, dolayı ıııyle işledikleri günahlardan ötürü azaplandırılmayacnklart mana sına gelmediğini öğretiyor. Meselenin başıboş bir durum olmadığı gıni, yeryüzünde vakitsiz ve yersiz devamlı olarak kalmanın Imnusu olmayacağını, aslında bütün bunların bir imtihan mahıv İmdi' olduğunu belirtiyor. «O zaman nasıl hareket edeceğinize İm karlıktır»... Çünkü Allah’ü TeûlA, olacak şeyleri olmadan ünce l>ı

1 yorum:

  1. Musa kavmine: «Allah’dan yardım dileyin ve sabredin. Yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona vâris kılar; hayırlı akibette Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır» dedi.


    129 — Kavmi: «Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra
    da eziyet çektik» dediler. (Musa): «Rabbimizin düşmanlarımızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onlarm yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl hareket edeceğinize bakacaktır» dedi.

    Bu; üluhiyet gerçeğini gören ve bu gerçeğin gönlünde parladığını hisseden bir «Peygamberin» görüş tarzıdır. Kâinatın pratik durumunu ve kâinatta fonksiyonel olan güçleri iyice bilen, İlâhî kanunların mahiyetini farkeden ve sabredenlerden istenen hususları bilen bir peygamberin... Hiç şüphesiz ki âlemlerin Rabbı olan Allah'ın dâvasına çağıran dâva erlerinin tek bir sığınağı vardır. Emin ve kuvvetli sığınak... Bir tek dostları vardır. .Sağlam ve kuvvetli dost... Dâva adamı sabretmelidir. Ta ki dostu kendisinin yardımına koşsun ve hikmetine, ilmine göre takdir ettiği demlerde onu muzaffer kılsın. Dâva adamı acele davranmamalıdır. Çünkü o gayb perdesinin ötesindekileri görmez... Ve hayrın nerede olduğunu bilmez...

    Gerçek odur ki yeryüzü Allah'ın mülküdür. Hem Fir’avn, hem de kavmi bu İlâhî mülkte konaklamaktan başka bir şeye sahip değildirler. Halbuki Allah kendi hikmetine ve kanununa göre kullarından dilediğini yeryüzüne varis kılar. Âlemlerin Rabbine davet eden dâva adamları hadiselerin dış görünüşüne aldanmamalıdırlar. İlk bakılanda görenlere, putçuların yeryüzüne kök salmış olduğunu ve sarsılmalarının mümkün olmadığını hayal etmelerine kapılmamalıdırlar. Yeryüzünün sahibi ve maliki onları ne zaman kovacağını belirtmiş, kararlaştırmıştır.

    Ve hiç şüphesiz ki netice Allah’dan korkanlarındır... Zaman ister uzasın, ister kısalsın... Âlemlerin Rabbine davet eden dâva adamlarının kalbi neticenin dehşeti vc kararsızlığı ile çırpınıp durmamalıdır... Küfredenlerin yeryüzünde dolaşmaları, onları hayale kaptırmamak ve yeryüzünde bakî kalacaklarını sanmamalıdırlar...

    İşte bu mevcudattaki gerçekleri gören «bir peygamber in» gürüş tarzıdır bu...

    Ne var ki İsrailoğulları yine o İsrailoğullarıdır...

    «Kavmi: “Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra eziyet çektik” dediler»...

    Aslında bu kelimelerin ifade ettiği mâna geniştir. Cümlenin ötesindeki dönekliği gözler önüne sermektedir. Yani «biz sen gelmeden önce de eziyet çekmiştik. Senin gelişin neticeyi değiştirmedi ve hala da eziyet uzayıp gitmektedir. Sonu da görülür gibi değilir...» demek istiyorlar.

    Yüce peygamber yine kendi yolunda yürüyor, onlara Allah'ı hatırlatıyor, Allah’dan dilemelerini istiyor, düşmanlarını helâk etme konusunda, onları yeryüzüne halife kılmak mevzuunda bir takım emeller canlandırıyor gözleri önünde. Bu arada yeryüzüne halife olmanın tehlikelerinden de sakındırıyor :

    «(Musa): “Rabbimizin düşmanlarınızı yok etmeni ve yer
    yüzünde sizi onların yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl haraket edeceğinize bakacaktır” dedi.»
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=326408304477244&id=100013242319421&pnref=story

    YanıtlaSil