5 Mayıs 2016 Perşembe

Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanları her peygamberin düşmanıdır. Bu şeytanlar, âhirete inanmayanların kalblerinin bu inançsızlığa yönelmesi, ondan hoşnud olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için o sözleri fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Sen onları iftiraları ile başbaşa bırak.

Âyeti kerîme seyrine, bu mevzuya giriş mahiyetinde Allah’ın bütün kullarını ihata eden engin meşiyetinden söz ederek başlıyor. 

Gerek cinlerden olsun, gerekse insanlardan, Allah’ın iradesinin sonsuz olduğu yeryüzünde cereyan eden bütün hadiselerin O’nun meşiyeti ve takdiri için de meydana geldiği, gerek insanlardan, gerekse cinlerden peygamberlere düşmanlık yapanları hemen azaba çarptırmayıp diledikleri kadar kötülük yapıncaya kadar onlara mühlet vermesinin yine O’nun engin meşiyeti muvacehesinde olduğu, dilemiş olsaydı onları zorla hidayete getirip zorla dalâletten kurtaracağını veya kalblerine hidayet kapıları açarak doğru yola getireceğini belirterek başlıyor. Yahut en azından onları peygamberlere ve müminlere eziyet etmekten alıkoyacağını bunun üzerine onlar, peygamberlere düşmanlık edip Allah’ın iradesinin ve meşiyetinin üstüne çıkarak kötülük yapamayacaklarını onların bütün bunlardan aciz olduklarını bildirerek mevzuya giriyor. Haddi zatında onlara hidayet ve dalâleti seçme kudretini verenin Allah olduğunu ve her halükârda Allah’ın kabzai kudreti içerisinde bulunduklarını belirtiyor:

Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanları her peygamberin düşmanıdır. Bu şeytanlar, âhirete inanmayanların kalblerinin bu inançsızlığa yönelmesi, ondan hoşnud olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için o sözleri fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Sen onları iftiraları ile başbaşa bırak.

Gerek şeytanların, gerek insanların ve gerekse cinlerin peygamberlere düşman olmaları Allah’ın takdirine uygun olarak yürüyen değişmez bir kanunudur. Bu şeytanlar; bunca kötülüklere irtlkâb etmelerine rağmen Allah’ın kabzai kudreti içerisindedirler. Peygamber (S.A.) Allah’tan başkasından bir hüküm dilemeyi reddetmiştir. Ne konusunda olursa olsun ve nasıl olursa olsun. Hiçbir kayda tabi tutmaksızın tamamen reddetmiştir... Çünkü yiyecek nevilerinde bile olsa Allah’tan başkasının hükmünü kabullenmek her hususda Allah’ın hükmünden başkasını kabullenmekten farksızdır. Aslında bu; Allah’ın rubûbiyetinden ayrı olarak kulların rubûbiyetini kabullenmektir ki Rasulullah onu doğrudan doğruya reddetmektedir... Sûre-i celîle içerisinde bu husus belirtildikten
sonra yüce Allah’ın sözlerinin tamamlanmış olduğu bu kitab ve bu şeriatla son bulmuş olduğunu belirten bir hüküm varid oluyor. Bu kitabtan sonra artık hiç kimseye o konularda söylenecek ,söz hakkı kalmıyor. Hiçbir beşere hüküm yetkisi verilmiyor. Aynen Resulullah (S.A.) Allah’ın dini ile ilgili hususlarda insanların arzusuna uymaktan men ediliyor. Çünkü onların çoğu zandan başka birşeye tabi olmuyorlar. Yakînî bir bilgiye sahip değiller. Kim onlara tabi olursa onu dalâlete götürürler. 

Ve şüphesiz ki kullun içerisinde kimin sapıklığa düştüğünü, kimin hidayete erdiğini b! len yegâne zat Allah’ü Taâlâ’dır... Bütün bunların bu kısımbu <lu serdedilmesindeki gaye inananların (gerçek manada inanmışla) m) sadece Allah adı anılarak kesilmiş olan hayvanların etini yiyip Al lah adının anılmadığı hayvanların etini yememek hususundaki eiıı» re giriş yapmak içindir. Bu arada helâl ve haramla ilgili konulunla şeytanın dostlarına tabi olmaktan sakındırmak içindir. Şayet aluıl bir davranış içerisine girerlerse bunlar da o şeytanın dostları gibi müşriktirler. Ve nihayet bütün bu konuların bahis mevzuu edil diği bölüm küfür ve imanın tabiatını açıklayan ve küfredenleri bu nevi uydurma sapıklıklara sevkeden amilleri belirten k imi o bul o son buluyor.

Rabbimin sözü doğrulukça da, adaletçe de tam kcmftlimlcıhı O’nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, Semi Mir, Alîm ’dir.

Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allniı yolundun saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde bulumu lar.

Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi İlilir. I ►«*« ru yolda olanları da en iyi O bilir.

Allah’ın âyetlerine îman edenlerden iseniz, üzerine Allah'ın adı anılmış olan şeylerden yeyin.

Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları uzun uzun anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden y*‘ miyorsunuz? Doğrusu çoğunluk heva ve heveslerine uyarak, bil mcdcn sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rııbbindir.

Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, ku znndıklnrına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder