54 — Rabbınız, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşından her şeye hükmeden, gündüzü — mütemadiyen takip eden — gece ile bürüyen, güneşi, ayı, yıldızları, hepsini emrine baş eğdirerek var eden Allah’dır. Bilin ki, yaratma da, emir de O’nun hakkıdır. Alemlerin Rabbı olan Allah’ın şanı ne kakadar yücedir...
İslâmdaki tevhid inancı, Allah’ü Teâlâ’nın ne zatı, ne de efâlinin keyfiyeti hakkında beşeri görüş ve tasavvura mahal bırakmaz. Madem ki Allah’ü Teâlâ’nın benzeri yoktur, o halde O’nun zatı hakkında beşerî görüşe yer verilemez. Ne kadar beşeri görüş ve tasavvur mevcutsa insanlar bunların hepsini etraflarındaki mevcudattan edindikleri intiba ve tecrübeler sonunda ortaya atmışlardır. Allah’ü Teala’nın benzeri olmadığına göre, insan tarafından O’nun zatının tahayyül edilmesi ve belli bir biçim vermeye kalkışılması elbette mantık dışı bir tutum olur. Zatı hakkında şekil tayin etmek nasıl mümkün değilse, efâlinin keyfiyeti hakkında görüş ortaya atmak ta mümkün değildir. Hal böyle olunca, insanoğluna sadece Allah’a teslimiyet ve O’nun efâlini kabullenmek düşer.
Bu noktadan hareket edildiğinde, acaba Allah gökleri ve yeri Nasıl yarattı? Arşa nasıl hâkim oldu? Yüce zatının oturduğu arş nasıl bir şeydir?., gibi sorular üzerinde durmak hem faydasız hem de
İslam akidesine aykırıdır. Bu kâideyi anlamayanların bu neviden sorulara cevap vermeye kalkışmaları zararlı ve yersizdir. Bununla beraber İslâm tarihinde birçok kişinin hatta grupların eski Yunan ve Grek felsefesinin tesiri ile bu sorulara enine boyuna cevap vermeye kalkıştığı görülür.
Göklerin ve yerin yaratılma süresi olan altı gün dahi insanlar ve diğer mahlûklar için meçhulden ibarettir.
«Oysa ben onları ne göklerin ve yerin yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum»/
Bu konuda söylenenlerin hiçbiri sağlam bir esasa dayanmamaktadır.
Zira altı günden maksat altı dönem veya altı devir olabileceği gibi, Allah’a ait özel olarak altı gün de olabilir. Gezegenlerin hareketleri esasına dayanan zaman birimi bahis konusu gün için ölçü alınmamış olabilir. Çünkü mahlûkatın yaratılmasından ünce, hareketlerini esas kabul ederek zaman birimi çıkardığımız gezegenler mevcut değildi. Kısacası; buradaki adedten neyin kastolunduğunu kesin olarak kimse tayin edemez. Gerek bu âyet gerek benzerleri hakkındaki söylenenler «ilim» adına ileri sürülen faraziyelerden öteye geçmeyen tahminlerden ibarettir. Bu filozofâne tutumlar, —bu konuda— zandan öteye geçemeyen ilmin karşınımla sadece ruhî bunalım doğurur.
Biz, esasen âyetin asıl hedefiyle ilgisi olmayan bu mevzuyu İm imla bırakarak müşahede ettiğimiz kâinat ve onun gizli sırları hak kında ilham kaynağı olan mübarek âyetlerle yolculuğumuza ih vanı edelim.
*
**
AZAMET VE İHTİŞAM
«Kalıbınız, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve »oma aı Nunlaıı her şeye hükmeden, güdüzü —mütemadiyen lııltip eden gem ile bürüyen, güneşi, ayı, yıldızları, hepsini emrine lıuıy cgıllıı
• eU var eden Allah’tır. Bilin ki yaratma da, emir de O'mııı halik ıılıı Alenilerin Kalıbı olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir.»
«Azamet ve ihtişamına hayran olduğumuz bu kAlnalı, Allah Tanla yarattı ve hâkimiyeti altına alarak emriyle İdare elmaya haşladı Mlribirinin aralıksız takipçisi olan geceyi göndererek gün düzü kararttı.»
Durmadan yer değiştiren feza cisimleri arasındu, geceye gün dölü devamlı takip etme kudreti verdi. Güneş, ay ve yıldızlan em •İne amade kıldı. Idure eden, yöneten, hâkim olan, yoktan var eden Allah’dır, Kalıbımız, yalnız O size Rabb omlaya müstehliktir Kay 'lıığıı nizamlarla Nİzi büyütür, bir araya gelmenizi sağlar, meşru ge bileklerinize izin verir. Size kanun ve nizamıyla hükmeder. Halk
• den () olduğu için emir de O’nıı aittir. Başka bir halik nasıl ki
• Ul doğlİMO başka bir Amirin düşünülmesi de mümkün değildir İşle
İslâmdaki tevhid inancı, Allah’ü Teâlâ’nın ne zatı, ne de efâlinin keyfiyeti hakkında beşeri görüş ve tasavvura mahal bırakmaz. Madem ki Allah’ü Teâlâ’nın benzeri yoktur, o halde O’nun zatı hakkında beşerî görüşe yer verilemez. Ne kadar beşeri görüş ve tasavvur mevcutsa insanlar bunların hepsini etraflarındaki mevcudattan edindikleri intiba ve tecrübeler sonunda ortaya atmışlardır. Allah’ü Teala’nın benzeri olmadığına göre, insan tarafından O’nun zatının tahayyül edilmesi ve belli bir biçim vermeye kalkışılması elbette mantık dışı bir tutum olur. Zatı hakkında şekil tayin etmek nasıl mümkün değilse, efâlinin keyfiyeti hakkında görüş ortaya atmak ta mümkün değildir. Hal böyle olunca, insanoğluna sadece Allah’a teslimiyet ve O’nun efâlini kabullenmek düşer.
YanıtlaSilBu noktadan hareket edildiğinde, acaba Allah gökleri ve yeri Nasıl yarattı? Arşa nasıl hâkim oldu? Yüce zatının oturduğu arş nasıl bir şeydir?., gibi sorular üzerinde durmak hem faydasız hem de
İslam akidesine aykırıdır. Bu kâideyi anlamayanların bu neviden sorulara cevap vermeye kalkışmaları zararlı ve yersizdir. Bununla beraber İslâm tarihinde birçok kişinin hatta grupların eski Yunan ve Grek felsefesinin tesiri ile bu sorulara enine boyuna cevap vermeye kalkıştığı görülür.
Göklerin ve yerin yaratılma süresi olan altı gün dahi insanlar ve diğer mahlûklar için meçhulden ibarettir.
«Oysa ben onları ne göklerin ve yerin yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum»/
Bu konuda söylenenlerin hiçbiri sağlam bir esasa dayanmamaktadır.
Zira altı günden maksat altı dönem veya altı devir olabileceği gibi, Allah’a ait özel olarak altı gün de olabilir. Gezegenlerin hareketleri esasına dayanan zaman birimi bahis konusu gün için ölçü alınmamış olabilir. Çünkü mahlûkatın yaratılmasından ünce, hareketlerini esas kabul ederek zaman birimi çıkardığımız gezegenler mevcut değildi. Kısacası; buradaki adedten neyin kastolunduğunu kesin olarak kimse tayin edemez. Gerek bu âyet gerek benzerleri hakkındaki söylenenler «ilim» adına ileri sürülen faraziyelerden öteye geçmeyen tahminlerden ibarettir. Bu filozofâne tutumlar, —bu konuda— zandan öteye geçemeyen ilmin karşınımla sadece ruhî bunalım doğurur.
http://namenstr8.blogspot.nl/search?q=akide
http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2013/08/islami-akide.html
http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2016/04/vahdeti-vucut-felsefesi-new-age.html