24 Mayıs 2016 Salı

Darvinizm’in dediği gibi, başka cinsin tekâmülü sonucu insanın meydana gelmiş olması şeklinde mütalâ edilen bünyevî bir terakki mevzuu bahis değildir.

Yaratılışı ile beşeriyetin doğuşu hakkında varit olan Kur’an âyetleri; insanoğluna, hem İnsanî meziyetlerinin, hem kendine has vazifelerinin, yaratılışı esnasında verildiğini beyan etmektedir. İnsanlığın tarihindeki terakki keyfiyetine gelince; bu terakki, esasen insanda var olan hususiyetlerin açığa çıkması, gelişmesi, bu hususiyetler sayesinde insanın ilim ve tecrübe sahibi olabilmesidir. 

Yoksa Darvinizm’in dediği gibi, başka cinsin tekâmülü sonucu insanın meydana gelmiş olması şeklinde mütalâ edilen bünyevî bir terakki mevzuu bahis değildir.

Yapılan kazılardan bazı bilgiler elde edilerek canlıların vücut bulduktan sonra tekâmül ettiği ve bu tekâmül devrinin zaman bölümlerine göre olduğu ileri sürülürse de bu görüş «İlmî» olmayıp sadece tahminlere dayalı bir nazariyeden ibarettir. Meselâ, yerin muhtelif tabakalarındaki kayaların ömrünün takdir edilmesi tahmine dayanır. Yıldızların ışıklarına bakarak onlara ömür tayin etmek te böyledir. Bunlar hiç bir zaman kesin bilgiler değildir. Çünkü bir başka nazariyenin bunları çürütmesi daima mümkündür.

Kayaların ömrü mevzuundaki nazariyeyi kesin bir İlmî sonuç gibi isabetli kabul ettiğimiz takdirde— her devirde biribirinden mütekâmil çeşitli canlıların —o devrin şartları elverdiği ölçüde — yaşamış olabileceği görüşüne yer verilebilir. Bu canlılar yurtlar müsait olduğu müddetçe hayatlarını sürdürmüş, şartlar değişince nesilleri tükenmiş te olabilir.

Fakat bunun • böyle olması, canlıların biribirinden tekâmül yoluyla geliştiğini zorunlu kılmaz. D a r w i n ’in ve ondan sonrakilerin kazı yoluyla isbatlamaya çalıştıkları görüşlerinde, bundan öteye bir delil yoktur. Kaya tabakalarından elde edilen bilgilere istinaden herhangi bir biyolojik zamandan bir öncekinde yaşamış olan bir hayvan türünün tekâmül ederek bünye ve organ değiştirdiğini katiyetle— isbatlamak mümkün değildir. Ancak daha önce yaşamış olan türden daha mükemmelinin sonradan yaşamış olduğunu isbatlamak kabil ise de, bunun da sebebini yukarda arz ettiğimiz gibi şu şekilde izah edebiliriz... Kalan zamanın şartları öyle bir hayvanın yaşamasına müsaitti. Fakat şartlar değişince o hayvana benser başka bir hayvan yeryüzünde yeni şartlara uygun olarak meydana geldi. Yeni zamanın şartları eski zamamla yaşamış olan hayvanların neslinin tükenmesine yardım etti ve o hayvanların nesil tükendi.

Durum böyle olunca insanın yaratılışı müstakil bir yaratılış oluyor. Hem bu yaratılış öyle bir zamana rastlıyor ki, insanın yaşama, gelişme ve büyüme şartlarının yeryüzünde var olduğu've Allah Teâlâ tarafından bilinen bir zaman. Beşeriyetin doğuşuna dair Kur’an âyetlerinin bütününden elde edilen netice bu...

«İnsan» biyolojik, fizyolojik yönden olduğu gibi akıl ve ruh yönünden de diğer canlılardan ayrıdır.


Bütün bunlar bir yana zatı kibriyasıyla yüce Halik, kâinatın şahit olduğu bir ihtişam içinde insan kulunun doğuşunu ilân ediyor

«Sonra meleklere: “ Â d e m ’e secde edin” dedik; hemen
secde ettiler. Ancak İblis secde edenlerden olmadı»...

Melekler de başka bir varlıktırlar. Bunları da, kendilerine göre İm Milliyetleri ve vazifeleriyle birlikte Allah Teâlâ yaratmıştır Al l'dı'ııı bize bildirdiğinden fazla, melekler hakkında birşey bilnıiyo m/ Ilıı konuda bildiklerimizi daha önce Fîzılâl-il Kur’an’da özetle • "İşlik (beyandan iblisin de meleklerden ayrı bir mahlûk olduğunu •/il Ayetten öğreniyoruz: «Gerçekten İblis cinlerden olup Kalıbının < Mirindim çıkmıştır.»
Cin de meleklerden ayrı bir varlıktır. Onun hakkında da Al hılı'ın bize bildiklerinden fazla birşey bilmiyoruz. Bu bilgilen de dahil öııee hu cüzde arzetmiştik. Ayrıca bu sûrenin ileri kısınılın ııı d» I h I I n in ateşten halk edilmiş olduğunu göreceğiz. Gerçi, son MI* iı/ıunet ve kudret sahibi olan Allah, müstakil varlık olan insanın •iofiıışıınu büyük bir ihtişamla kâinata ilân ederken İ b 1 i s’e de melekleı .alında Âdem’e secde etmesi için emir vermiş is*e di*, I b I | h katiyen melekler den değildir.
Melekleı Bunlar Allah’a asi olmazlar, emredileni yaparlar — İlah ın emrini yerine getirmek üzere itaatla hemen secde ettiler aleıı eınie uymakta tereddüt etmezler, kibir bilmezler, hiçbir se-

2 yorum:

  1. Darvinizm’in dediği gibi, başka cinsin tekâmülü sonucu insanın meydana gelmiş olması şeklinde mütalâ edilen bünyevî bir terakki mevzuu bahis değildir.

    Yapılan kazılardan bazı bilgiler elde edilerek canlıların vücut bulduktan sonra tekâmül ettiği ve bu tekâmül devrinin zaman bölümlerine göre olduğu ileri sürülürse de bu görüş «İlmî» olmayıp sadece tahminlere dayalı bir nazariyeden ibarettir. Meselâ, yerin muhtelif tabakalarındaki kayaların ömrünün takdir edilmesi tahmine dayanır. Yıldızların ışıklarına bakarak onlara ömür tayin etmek te böyledir. Bunlar hiç bir zaman kesin bilgiler değildir. Çünkü bir başka nazariyenin bunları çürütmesi daima mümkündür.

    Kayaların ömrü mevzuundaki nazariyeyi kesin bir İlmî sonuç gibi isabetli kabul ettiğimiz takdirde— her devirde biribirinden mütekâmil çeşitli canlıların —o devrin şartları elverdiği ölçüde — yaşamış olabileceği görüşüne yer verilebilir. Bu canlılar yurtlar müsait olduğu müddetçe hayatlarını sürdürmüş, şartlar değişince nesilleri tükenmiş te olabilir.

    Fakat bunun • böyle olması, canlıların biribirinden tekâmül yoluyla geliştiğini zorunlu kılmaz. D a r w i n ’in ve ondan sonrakilerin kazı yoluyla isbatlamaya çalıştıkları görüşlerinde, bundan öteye bir delil yoktur. Kaya tabakalarından elde edilen bilgilere istinaden herhangi bir biyolojik zamandan bir öncekinde yaşamış olan bir hayvan türünün tekâmül ederek bünye ve organ değiştirdiğini katiyetle— isbatlamak mümkün değildir. Ancak daha önce yaşamış olan türden daha mükemmelinin sonradan yaşamış olduğunu isbatlamak kabil ise de, bunun da sebebini yukarda arz ettiğimiz gibi şu şekilde izah edebiliriz... Kalan zamanın şartları öyle bir hayvanın yaşamasına müsaitti. Fakat şartlar değişince o hayvana benser başka bir hayvan yeryüzünde yeni şartlara uygun olarak meydana geldi. Yeni zamanın şartları eski zamamla yaşamış olan hayvanların neslinin tükenmesine yardım etti ve o hayvanların nesil tükendi.

    Durum böyle olunca insanın yaratılışı müstakil bir yaratılış oluyor. Hem bu yaratılış öyle bir zamana rastlıyor ki, insanın yaşama, gelişme ve büyüme şartlarının yeryüzünde var olduğu've Allah Teâlâ tarafından bilinen bir zaman. Beşeriyetin doğuşuna dair Kur’an âyetlerinin bütününden elde edilen netice bu...

    «İnsan» biyolojik, fizyolojik yönden olduğu gibi akıl ve ruh yönünden de diğer canlılardan ayrıdır.

    Aralarında büsbütün Allah’ı inkâr edenlerin de bulunduğu 20 inci asır Darwinist ’lerinin insanın müstakil varlık olduğunu itiraf edişleri de gösteriyor ki insan, başlı başına yaratılmış bir varlıktır. Diğer canlılarla —tekâmül safhası geçirmek bakımından — hiç bir ilişkisi yoktur.

    Bütün bunlar bir yana zatı kibriyasıyla yüce Halik, kâinatın şahit olduğu bir ihtişam içinde insan kulunun doğuşunu ilân ediyor

    «Sonra meleklere: “ Â d e m ’e secde edin” dedik; hemen
    secde ettiler. Ancak İblis secde edenlerden olmadı»...
    http://seyyitkutubtefsiri.blogspot.nl/2016/05/darvinizmin-dedigi-gibi-baska-cinsin.html

    YanıtlaSil
  2. Aralarında büsbütün Allah’ı inkâr edenlerin de bulunduğu 20 inci asır Darwinist ’lerinin insanın müstakil varlık olduğunu itiraf edişleri de gösteriyor ki insan, başlı başına yaratılmış bir varlıktır.
    http://namenstr8bredaholland.blogspot.nl/2017/01/yaraticinin-varliginin-kanitlanmasinda.html

    YanıtlaSil