23 Mayıs 2016 Pazartesi

Evet vaziyet bu ölçüde mühim olduğu için Ayetler, insanları uyarmakta ve yaygın haldeki cahiliyet alışkanlıklarını mevzuat ve felsefesiyle birlikte bertaraf etmek için vicdanları şiddetle titretmektedir. Bu âyetlerde vaktiyle peygamberleri tekzib edenlerin dünyada uğradıkları felâketler hatırlatılmakta ve akibetleri bildirilmektedir:

Rubûbiyetini reddetmektir... Yoksa emrine bağlanmaksızın ittiba nasıl söz konusu olabilir?...

Âyetin biri peygamberimizin şahsına indirilerek ona hitab etmektedir: «Sana bir Kitab (Kur’an) indirildi»...

Biri de bütün insanlığa hitab etmektedir: «Rabbinizden size indirilen Kitab’a uyunuz.» Peygamberimiz (A.S.) a Kitab gönderiliyor, îman etmesi, müminleri uyarması ve öğüt vermesi için. Beşere Kitab indiriliyor, ona îman etmeleri, uymaları, ondan başkasının emrine ittiba etmemeleri için...

Her iki durumda hitab muhatabına mahsus olup onu yüceltmekte ve teşvik ederek cûşa getirmektedir. Rabbma muhatab olarak kitab indirilmeye lâyık görülen, mükellefiyet için beğenilmiş bulunan Kur’an gibi ulu bir nimetle taltif edilen kişi, elbetteki öğütten ne kadar istifade etse ve ne kadar şükretse değer. Bu kişi kendisine verilen emri eda etmekten bıkmamalı ve ona kuvvetle sarılmalıdır.

*

Vaziyetin, ciddiyet ve vehametiyle mütenasib bir gayret ve teşebbüs gerek. Bu teşebbüsün hedefi cehaleti kökünden kazımak ve değiştirmek olmalıdır. Felsefesini, mefkûresini, değerlerini, ahlâk anlayışını, adet ve geleneğini, nizam ve mevzuatını, İçtimaî ve İktisadî yönünü bütünüyle değiştirib Allaha, kâinata ve insanlara bağlılığı sağlamak gerek. Evet vaziyet bu ölçüde mühim olduğu için Ayetler, insanları uyarmakta ve yaygın haldeki cahiliyet alışkanlıklarını mevzuat ve felsefesiyle birlikte bertaraf etmek için vicdanları şiddetle titretmektedir. Bu âyetlerde vaktiyle peygamberleri tekzib edenlerin dünyada uğradıkları felâketler hatırlatılmakta ve akibetleri bildirilmektedir:

GEÇMİŞLERİN ACI ÂKİBETLERİ

4 — «Biz nice memleketleri helâk ettik, geceleyin veya gündüz uykularında iken baskınımıza uğradılar.»

5 — «Baskınımıza uğradıklarında feryatları “Gerçekten biz zalimlerdik” demekten ibaret kalmıştır.»

6— «And olsun ki, kendilerine peygamber gönderilenlere soracağız. Peygamberlere de soracağız.»

7— « And olsun ki onların yaptıklarını kendilerine bir bir soracağız zira onlardan uzak değildik.»

8 «Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler. işte onlardır kurtulanlar.»

9--«Tartıları hafif gelenler, âyetlerimize yaptıkları haksızlıklardan ötürü kendilerine çok yazık etmiş kimselerdir.»

O insanlarin başlarına gelenler bugünün insanları için de yerinde bir İhtar ve çok değerli bir öğüttür. Kur’an bu gerçekleri bir ibret levhası olarak önümüze sermekte ve gâfil gönüllerin kapılarını çalan bir tokmak vazifesi görmektedir.

Evet gururları ve tekzibleri yüzünden helake maruz kalan nice beldeler olmuştur. Hem de ya geceleyin ya gündüz uykularında iken Yani tam bir huzur ve emniyetle rahata varmışken... «Biz nice memleketleri helâk ettik; Geceleyin veya gündüz uykularında iken baskınımıza uğradılar.»

Ayalle gündüz ve gece uykuları ( ob ) ve ( Âljb* ) iudimeli’riylu ifade edilmiştir. Ki bu kelimelerin taşıdığı zaman ıındlıııııuı Imrşeyin bir kenara itilip emniyetle istirahate geçme anı dn Ihı anda azabın gelmesi gerçekten korkunç ve elimdir. Dolayı • I' 1,11 fi İnsanların da çok daha dikkatli ve ihtiyatlı olmalaıma vn ll»ı »I almalarına vesiledir.

I'1 İd inana ne oldu? İstirahat halinde yakayı ele verenleı için Ma lanın İtiraf etmekten başka çare kalmamıştı. Âyette de bclirlll di/ll II/,eı e arl ık ikrarda bulunuyorlardı.

■ llıiNİtmimı/n uğradıklarında, feryatları “gerçekten biz. zailin idtlı demekten ibaret kalmıştı»...

hiM/ın çok şey isterse de ikrar ve itiraf mevzuunda tutumu d<

1 ’1 '• *1 1 bııuı kolay kolay istemez. Ne var ki âyette ifadesini bulan

dilindeki limanların «biz zalimler idik» demekten başka çareleri nl in (lıinalıı kubullenib şirki ikrar etmekten başka çare bulamamak m korkunç bir durum Allah’ım!... Nasıl da utanç verici!! Hu

1 11,1 du İn yapılması gereken en basit şey; günahları ikrar ot-

dike <lalmış olmayı kabullenmektir...

duıada (zulüm) kelimesinden (şirk) kasdedilmiştir. Kur’an-1,1 ,Mi labinlen çıkarılan anlam çoğu zaman budur. Çünkü şirk; zu-

1 yorum:

  1. Evet vaziyet bu ölçüde mühim olduğu için Ayetler, insanları uyarmakta ve yaygın haldeki cahiliyet alışkanlıklarını mevzuat ve felsefesiyle birlikte bertaraf etmek için vicdanları şiddetle titretmektedir. Bu âyetlerde vaktiyle peygamberleri tekzib edenlerin dünyada uğradıkları felâketler hatırlatılmakta ve akibetleri bildirilmektedir:

    GEÇMİŞLERİN ACI ÂKİBETLERİ

    4 — «Biz nice memleketleri helâk ettik, geceleyin veya gündüz uykularında iken baskınımıza uğradılar.»

    5 — «Baskınımıza uğradıklarında feryatları “Gerçekten biz zalimlerdik” demekten ibaret kalmıştır.»

    6— «And olsun ki, kendilerine peygamber gönderilenlere soracağız. Peygamberlere de soracağız.»
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/07/muhammed-sas-in-allahin-peygamberi.html

    YanıtlaSil