4 Mayıs 2016 Çarşamba

Şu kadar var ki yanıp tutuşan güneşimiz, parlayıp duran yıldızlarımız ve muhtelif hayat şekilleri ile dolup taşan dünyamız tamamen açık bir şekilde bu kâinatın esasının muayyen bir zamanda başlamış olmasını gerektirir. Şu halde kâinat \ sonradan meydana gelmiştir. Ve bu da demektir ki bu kâinatın başlangıcı olmayan ezelî ve ebedî, İlmî her şeyi kuşatmış, kudretinin hududu olmayan güçlü bir yaratana ihtiyacı vardır. Ve elbette bu kâinat O’nun kudret elinden çıkmış olmalıdır.»...

Gerçekle hiç alakası olmayan bir vehim olmaktan öteye geçmez. Nitekim S i r  james Jeans son olarak bu görüşe dönmüş ve kâinatın fiili bir varlığa muhtaç olmadığını ve sadece zihnimizdeki suretlerden ibaret olduğunu ileri sürmüştür. Bu görüşe uyarak diyebiliriz ki biz bir vehimler dünyasında yaşıyoruz. Meselâ bindiğimiz şu trenin dokunduğumuz şu vasıtalar hayalden başka birşey değildir. Ona binenler de hayellerdir. Bu trenler varlığı bulunmayan nehirlerin Üzerinden geçmekte, maddi olmayan köprülerden aşmaktadırlar. Bu tamamen hayalî bir görüştür, üzerinde tartışma veya münakaşaya dalmak lüzumsuzdur.» 1

«İkinci görüşe gelince ki buna göre içinde yaşadığımız âlem bütün maddesi ve enerji kaynakları ile birlikte olduğu şekilde yoktan meydana gelmiştir. Bu görüş de bir önceki görüşden basitlik bakımından geride kalmaz. Üzerinde fikir serdetmeye ve tartışmaya bile lüzum yoktur.

Kâinatın ezeli olduğunu ve başlangıcının bulunmadığını ileri süren üçüncü görüş ise bu kâinatın yaratanının bulunması gerekliğini ileri süren görüşe yakındır. Bu kâinatı yaratan ezelî tek bir unsur vardır. Öyleyse biz bu ezelilik sıfatını ya tek başına ölü bir âleme nispet edeceğiz yahut da yaratan canlı bir ilâha bu iki ihtimalden birini diğerine tercih etmek fikrî zorluk bakımından durumun değişmesine sebep olmaz. Ancak termo dinamik kanunları bu kâinatı meydana getiren unsurların tedrici olarak ısısını kaybettiğini ve bir gün kesinlikle kâinattaki bütün çisimlerin sıfırın altında bir sıcaklık seviyesine düşeceğini ve o gün de bütün enerjinin yok olup hayatın değişeceğini ileri sürüyorlar. Bu durumun meydana gelmesi için hiçbir engel yoktur. Zira cisimlerin sıfırın altına düştüğü zaman, zamanla enerji stokları tamamen yok olur. 

2 Şu kadar var ki yanıp tutuşan güneşimiz, parlayıp duran yıldızlarımız ve muhtelif hayat şekilleri ile dolup taşan dünyamız tamamen açık bir şekilde bu kâinatın esasının muayyen bir zamanda başlamış olmasını gerektirir. Şu halde kâinat \ sonradan meydana gelmiştir. Ve bu da demektir ki bu kâinatın  başlangıcı olmayan ezelî ve ebedî, İlmî her şeyi kuşatmış, kudretinin hududu olmayan güçlü bir yaratana ihtiyacı vardır. Ve elbette bu kâinat O’nun kudret elinden çıkmış olmalıdır.»...

Allah’ü Taâlâ her şeyin yaratanıdır. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. İşte Kur’an’ın üzerine kaim olduğu ana kaide. Tek başına Allah’a ibadet etmeyi rububiyetin bütün mefhumları ile O'nun rububiyetine bağlanmayı gerektirdiği temel esas.

ALLAH’IN ZATI

«İşte rabbmız olan Allah. O’ndan başka ilâh yoktur. Şu halde O’na ibadet edin. O, herşeyin üstünde mutlak bir vekildir»

O’nun hâkimiyeti sadece insanlara mahsus değildir.Herşey O’nun hâkimiyeti altındadır. Çünkü O’dur herşeyi yaratan. İşte müşriklerin cahiliyyet devrinde iken büsbütün inkâr etmedikleri temel kaideyi yerleştirmekten maksat bunu ifade etmektir.Evet onlar Allah'ın varlığını inkâr etmiyorlardı. Ama Allah'ın varlığını kabul etmenin gereğini de yerine getirmiyorlardı. Bu gerceği kabul etmenin icabı Allah’ın emirlerine boyun eğmek, O'na itaat etmek, tek başına O’nun hâkimiyetine teslim olarak O’nun dinine bağlanmaktır.

*

**
Sonra Allah’ü Taâlâ’nın sıfatlarını belirten ifadeler yer alıyor. 
Bu ifadeler mevzuu öyle çepeçevre sarıp kuşatıyor ki beşer lisanı bunu tavsif edecek kelimelere malik değildir. 

Bırakalım sözü Kur’an’a da tatlı bir şeffafiyet ve yumuşaklık içerisinde onun parıltılarını alalım. O aydınlatsın her tarafı. İnsanı dehşete ve hayrete düşüren İlâhî sıfatların üzerindeki örtüyü o kaldırsın ve manzarayı olduğu gibi gözler önüne sersin. Budur işter insana huzur veren, rahat bahşeden ve nuranî bir şeffafiyetle kaplıyan.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder