12 Haziran 2016 Pazar

Biz de onların âyetlerimizi yalan saymaları, âyetlerimizden gâfil kalmaları yüzünden öc alarak hepsini dibi görünmez denizde boğduk.

tiriyor, zalim diktatörleri helâk ettikten sonra onları hâkim kılıyor :

Biz de onların âyetlerimizi yalan saymaları, âyetlerimizden gâfil kalmaları yüzünden öc alarak hepsini dibi görünmez denizde boğduk.

Hor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Fir’avn ve kavminin yaptığını ve yükselttiklerini yıktık.

Âyeti kerîmenin akışı burada denizdeki boğulma hadisesini kısaca anlatıyor. Diğer sûrelerde olduğu gibi uzun uzadıya tafsilatlı bilgi vermiyor. Zira burada meydana gelmiş olan hava uzun müddet mühlet verildikten sonra gerginleşmiş olan kesin bir tutumun gerektirdiği havadır. Binaenaleyh uzun uzadıya beyana lüzum yoktur... Çünkü çabucak geliveren kesin bir karar insan ruhunda daha fazla tesir icra eder ve insanın his dünyasını daha çok korkuya dûçar kılar :

«Öc alarak hepsini dibi görünmez denizde boğduk.»...

Bir darbe ile... Ve bir de bakıyorsunuz ki hepsi de yok olup gitmiş. O yükselmelerin, baş kaldırmaların ve büyüklenmelerin neticesi işte şu alçaklarda, aşağılarda ve diblerde boğulup gitmektir. Tam da uygun bir ceza :

«Âyetlerimizi yalan saymaları ve ondan gafil kalmaları yüzünden.»...

Âyeti kerîme Allah’ın âyetlerini yalanlamakla, âyetlerden gafil kalmayı birbirine bağlıyor ve bu mukadder olan netice ile ilgi kuruyor. Hadiselerin tesadüfen meydana gelmediğini, hiç bir şeyin başıboş cereyan etmediğini ve gafillerin sandığı gibi hayatta hiç bir şeyin kendiliğinden vuku bulamadığını kesin olarak kararlaştırıyor.

Bu katî ve kesin havanın iyice yerleştirilmesi için âyeti kerîmenin akışı hemen diğer bölümü sunmaya başlıyor. Ve bunda çok acele ediyor. Evet yeryüzünde güçsüz kalmış olan insanların onların yerine geçmesi safhasını... Aslında İsrailoğullarının iyiliğe en yakın olmaları gereken ve henüz hakikatlardan yüz çevirip de sapıklığa düşmezden ve zillete düçar olmazdan önce yeryüzünün ha-
llfoleri olmaları ne M ı s ı r ’da idi, ne de Fir’avn’ın hâkim olduğu mazi parçasında. Bu yeryüzünün halifeliği haddi zatında Ş a m topraklarında tahakkuk etmişti. Hem de Hz. Musa ’nın vefatından sonra ve diğer sürelerde belirtildiği gibi kırk yıl çölde kaldık lan ve Fir’avn’ın boğulmasından on yıl sonra vuku bulmuştu Fa* kat burada âyeti kerîme zamanla hadiseleri bir anda ortadan kal diriyor ve karşılıklı iki sahneyi arzetmek için hemen İsrailogullu ı inin yeryüzüne halife kılınışları konusunu açıklamaya başlıyor

«Ilor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin dogıılım mı ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarmn ve rdlftl güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Fir’avn ve kııvııılıılıı yaptığını ve yükselttiklerini yıktık.»

Ancak zamanla mukayyed bulunan biz faniler için «önce» ve «donra» gibi zaman hududu söz konusu olabilir. Çünkü biz İmdi e k»rln üzerimizden geçtiği zamana göre ve onun farkına vardığımı/ ana göre tarihleştiriyoruz. Ve bunun için diyoruz ki yeryü/ünde güçsüz bırakılmış olan bir kavmin, yeryüzünün halifeliğine seçil inesi, boğulma hadisesinden sonra meydana gelmiştir Ne vnı kİ bu sıra bizim beşerî kavrayış kabiliyetimize göredir. Mıılluk bil gi ve varlık sahibi olan zatın yanında ise önce veya sonranın yeri ne plabilir. Bütün sayfalar aynı şekilde serilidir onun önünde Ilı ı ıjey apaçıktır. Zaman ve mekân perdesi engellemez lılçblı geyl Ve şüphesiz ki en yüce örnek Allah içindir. Size ise ilimden çok a/ İm tfoy verilmiştir.

Murada perdeler tekrar iniyor, bir yandan yok olup gitme nalı ııeNİ sona eriyor, diğer yandan da yeryüzünün halifeliğine seçilme ve kâinatın imarı sahnesi bitiyor. Bir de bakıyorsunuz kı o /alim Ve diktatör Fir’avn kavmiyle birlikte boğuluyorlar. Hayatla luıla bilmek için yaptıkları herşey direklere ve desteklere dayalı htllüıı binalar, mamureler askıya aldıkları meyveler ve üzüm bahçeleri Hepsi birden işte yok olmuş gitmiş. Evet bir göz açıp kapayıncaya kadın Veya çok kısa birkaç kelime söyleyinccye kadar...

Mu bir misuldir. Bu misali Hak Teâlâ Mekke ’de putpcie-u leı tarafından sıkıntı ile karşılanılan mümin kitlesine nnlutıym Ayrıca Fir’avn gibi yeryüzünün her tarafında hâkimiyet iddiasın da bulunan zulim diktatörlerle karşılaşun müslümaıı kitleyi* ufuk
lardaki kurtuluşun işaretlerini gösteriyor. İsrailoğullarımn Fir’avn’-un elinden neler çektiklerini, ne kadar güçsüz kaldıklarını ama neticede Allah’ü Teâlâ’nın onlara sabretmeleri yüzünden yeryüzünün doğusunu ve batısını nasıl miras bıraktığını anlatıyor. Anlatıyor ki onlar da görsünler nasıl hareket edeceklerini:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder