14 Nisan 2016 Perşembe

Ahnes, E b u Cehil ile yalnızca bulşunca; şöyle dedi: “Ya E b u ’ 1 Hakem! Muhammed hakkında bana doğruyu söyle! İşte görüyorsun burada senden, benden başka bizi dinliyen bir Kureyşli daha yoktur. Muhammed, sadık mıdır, kâzib mi?” Bunun üzerine Ebû Cehil; “yazık sana! Muhammed elbette ki sadıktır. Muhammed hayatta yalan söylemiş değildir. Fakat Kusay oğulları bayraktarlığı aldılar, K â ’ b e ’nin muhafazası ve hacılarına su takdim edilmesi de onların elindedir. Şimdi peygamberliği de alınca diğer Kureyş’lilere ne kaldı!” demiştir.»


ğümüzde dahi, birbirimize tam müsavi idik. “Kendine gökten vahiy inen peygamber bizdendir.” dediler... “Biz buna nasıl katlanırız? Vallâhi kıyamete kadar ne iman ederiz O’na, ne de doğrularız O’nu!” diye cevap vermiş ve bunun üzerine Ahnas çıkıp gitmiştir.

«Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; onlar hakikatte seni yalanlamıyorlar, fakat o zâlimler bile bile Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar,»

âyeti kerîmesi hakkında, E s b a t vâsıtasiyla, İ b n i C e r î r, S ü d d î ’den şöyle rivâyet etmiştir: Bedir savaşı günü Ahnas bin Şurayk; Zühre oğullarına hitâben: “Ey Zühre oğulları: Muhammed, elbetteki, kız kardeşinizin oğludur:

Kız kardeşinizin oğlunu müdâfaa etmeye en çok siz lâyıksınız. Eğer peygamberse bu gün O’nunla savaşmayın. Yok yalancı ise kız kardeşinin oğlunu yalandan men etmeye en çok lâyık olan gene sîzsiniz Durun; ben Ebu’l Hakem’le görüşünceye kadar bekleyin. Eğer Muhammed gâlip gelirse, bir şey kaybetmiş olmazsınız. Muhammed mağlûp olursa, kavminiz size bir kötülük yapacak değildir” demiştir. — İşte o gün; “Ahnes” adını almıştır. Daha önce ismi “ U b e y ” idi. Ahnes, E b u Cehil ile yalnızca bulşunca; şöyle dedi: “Ya E b u ’ 1 Hakem! Muhammed hakkında bana doğruyu söyle! İşte görüyorsun burada senden, benden başka bizi dinliyen bir Kureyşli daha yoktur. Muhammed, sadık mıdır, kâzib mi?” Bunun üzerine Ebû Cehil; “yazık sana! Muhammed elbette ki sadıktır. Muhammed hayatta yalan söylemiş değildir. Fakat Kusay oğulları bayraktarlığı aldılar, K â ’ b e ’nin muhafazası ve hacılarına su takdim edilmesi de onların elindedir. Şimdi peygamberliği de alınca diğer Kureyş’lilere ne kaldı!” demiştir.»

İşte: «Onlar hakikatte seni yalanlamıyorlar fakat o zâlimler bile bile Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar» sözlerinin mânâsı böylece açığa çıkmaktadır.

Dikkat edersek bu sûrenin ve okuduğumuz âyetin Mekkî olduğunu anlarız. Halbuki anlatılan hâdise Bedir savaşı günü Medine de cereyan etmiştir.

Fakat şurasını bilelim ki; âyeti kerîmeler nüzul sebebine bağlanırken, bazan da hâdiseyle nüzul sebebi arasında hiç bir alâka ol-
Sûre : 6 En’am Sûresi

FIZILAL-IL KUR'AN

107

maksızm, sadece âyetle hâdise arasında mutabakat görüldüğü it,-in birbirine bağlanır. Böyle bir bağlantı gördüğümüz zaman şaşma mak lâzımdır.

İbni İshak derki: Muhammed bin Kâ’b el K u r a z î ’den naklen Yezid bin Ziyâd’ın bana kov lediğine göre; bir gün Utbe bin Rabî’a, Kureyş’lıleı in toplantı yerinde otururken —ki o zaman onların başı idi— Rn.tü lüllah da yalnız başına mescid de oturuyordu: Utbe Kuıvyş'o

hitaben: «Ey Kureyş topluluğu! Şimdi kalkıp M u h a m m e d '«t giderek bu dâvadan vazgeçmesi için istediğini vermek şartıyla, l>!ı kısmını kabul etmesi muhtemel olan bazı tekliflerde bulunayım mı?» demiştir. —Hz. H a m z a ’mn da İslâmiyeti kabul rdoı. l , Rasulüllah’m ashâbmm günden güne çoğaldığını gördükleri bir zamanda— Kureyş’in: «Evet ya Ebel Veli d, konini*

demeleri üzerine gidip Rasulüllah’m yanma oturarak şöyle di'iııl») tir: «Ey kardeşimin oğlu! Kabilemiz arasında nesebçe ve soycu biz lerden çok üstün olduğunu elbette sen de bilirsin. Milletine gelinliğin bir dâva ile onları biribirinden ayırdın. Hayallerini silk ula uğ rattın. İlâhlarını ve dinlerini kötüledin ve atalarını kâfir yaptın Dinle beni. Sana bazı şeyler arz edeceğim. Bak, düşün, belki luıbul edersin» dedi. Rasulüllah: «Söyle ya E b e ’ 1 V e I mİ. ilmi i v rum» buyurdu. Utbe dedi ki: «Ey kardeşimin oğlu bu dâvadan

maksadın mal sâhibi olmaksa hepimizden çok malın oluııeıva kad.u sana mal toplıyacağız! Eğer mevki istiyorsan seni kentlimize bnij yapıp sensiz hiç bir karar almayacağız; kral olmak islersen Meııl bu şımıza kral yapacağız! Yok; sana bir hal oldu da, onu başından «tel edemiyorsan bütün mallarımızı vererek, doktorlar getirelim,Ivl edinceye kadar çalışalım. Çünki insana bâzan cin musallat oluı, tedavi olmayınca kurtulamaz»... Utbe sözlerini bitirinceye k ad; o Ilı»-su lüllah onu dinlemiş ve: «Bitirdin mi, ya Ebe.l Velld demiştir. «Evet bitirdim» deyince, Peygamber Efendimiz «öyleyse beni dinle» deyince o (peki) dedi. Ve Besmele çekerek (FumkIIi l) Küresini okudu. O okurken Utbe de iki elini arkasına götfiıııp yere dayayarak sükût içinde dinlemiş. Rasulüllah secde Ayetim' k ' dar bu sûreyi okumaya devam etmiş, kalkıp birde secde yaptıktan Nonra Utbe ’ye: «İşte duyduğunu duydun ya E b e ’ 1 V e I ı <I,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder