8 Nisan 2016 Cuma

Allah'ın rahmeti evvel emirde bizzat insanın varlığında tecelli eder. İnsanoğlunun bilinmeyen dünyalardan doğuşunda ve bu yüce insanlık vasfını alışında, kâinatta bulunan varlıklardan üstün hususiyetlerle bezenmesinde bu rahmet kendisini gösterir.

Beşer hayatındaki tecellilerini ise sayacak güçte değiliz. Sadece önemli planlarından bazılarına işaret ederek geçelim.

Allah'ın rahmeti evvel emirde bizzat insanın varlığında tecelli eder. İnsanoğlunun bilinmeyen dünyalardan doğuşunda ve bu yüce insanlık vasfını alışında, kâinatta bulunan varlıklardan üstün hususiyetlerle bezenmesinde bu rahmet kendisini gösterir. Allah’ın kendi takdiri nisbetinde kâinattaki enerji kaynaklarını insanoğlunun emrine vermesinde de rahmeti İlâhî kendisini gösterir. İnsanoğlunun hayatının her saniyesinde değişik tarzlarda ortaya çıkan bu engin ve şumüllü manasıyle rızık hususunda da bu rahmet kendisini gösterir. Hak Taâlâ’nın insana bilgi ihsan etmesinde, öğrenme kabiliyetini vermesinde bu nevi istidatları ile kâinatta ilham verici noktalar arasındaki uygunluğun temininde yine İlâhî rahmet tecelli eder. Bir takım sapıkların dillerini uzatmaya çalıştıkları ilmi İlâhîde de bu rahmetin izleri görülür. Aslında onlara da bu bilgiyi İhsan eden Allah’tır. İnsanoğluna sunulmuş olan bilgiler geniş manasıyla İlâhî ihsanın arasında yer alır.

Bu İlâhî rahmet Allah’ın insanoğlunu yeryüzünde halifesi kıldıktan sonra da koruyarak delâlete düştüğü ve hakkı unuttuğu zamanlar kendisine hidayet yolunu gösteren peygamberler göndermesi ve böylece ona yardım etmesi hususunda da ortaya çıkar. insanlar dalâlete dalınca Hak Taâlâ’nın onları hilim sıfatıyla muaheze etmesi, korkutucu peygamberlerin seslenişini duymayıp İlâhi buyruklara dikkat etmedikleri vakit de onlara hilimle muamele etmesi yine bu rahmetin tecellilerindendir. Aslında insanlara azap etmek Allah için pek kolaydır. Ne var ki, rahmeti İlâhî insana mühlet vermekte ve insanı çepeçevre Hakkın hilim sıfatı kuşatmaktadır.

Bu rahmetin bir tecellisi de insanoğlunun bilmeyerek kötülük işlediği vakit Hak Taâlâ’nın onun günahlarından vazgeçmesi ve günahkâr kimselerin Hakka sığınmaları halinde İlâhî mâğfiretin timsali olarak onlara rahmet etmeyi kendi üzerine almasıdır.

Bir de bu rahmet günahları misliyle cezalandırmak, sevapları ise on misli artırarak mükâfatlandırmak konusunda tecelli etmektedir Hak Taâla dilediği kimselerin sevabını on misli değil daha
fazla artırır. Ve günahları iyiliklerle yok eder. Esas itibariyle bütün bunlar Allah’ın fazlı inayetinin eseridir. Zira hiç kimse kendi ameliyle cennete giremez. Meğer ki, Allah’ın rahmeti onu boylamış olsun. Hatta Rasulullah bile. Nitekim O kendi zatı hakkında beşerin aczini ve Allah’ın fazlını mükemmel bir şekilde belirten ifadeler kullanmıştır. Allah’ın rahmet tecellilerini izleyebilmeli konusundaki eksikliklerimiz ve kusurlarımızı ilân etmek doğrusu daha iyi olacaktır. Yoksa biz bu İlâhî rahmeti biraz da olsa bütünüyle kavrayacak durumda değiliz. Allah’ın mü’min kullarının gönlünü açtığı rahmet kapıları bir saniye içerisinde Hak ile alaka kurmak, ona güven içerisinde kucağına sığınmak ve bu duygu içerisinde huzura kavuşmak... Evet, bu saniyelerden bir tek saniye içerisinde bile beşer takati o anı kavramaktan acizdir. Bırakın onu tasvir ve tâbir etmeyi de mahiyetini anlayıp aydınlatmaktan bile uzaktır. 


Şimdi Rasulullah’ın (S.A.) bu İlâhî rahmeti gönüllerin derinliklerine ulaştıracak tarzda nasıl beyan ettiğini görelim :

Buharı ve Müslim’de Ebu Hureyrc’yı-(İt A.) istinaden rivayet edilen şu hadisi şerifte buyuruluyor ki:

(¿j* »Ait y^s ^U-l dil ^ ) dil (J^~<j J1*

«Rasulullah (S.A.) buyurdu: Hak Taâlâ yaratma işini bitirin ce —Müslim’in rivayetinde de bu ifade «Allah'ü Taâlâ rnnhluhah yaratınca» şeklinde geçer— kendi indî bârisinde bulunun kİ İnim şöyle yazdı. Ki o kitap arşın üzerinde kendi nezdi pûkimlrıllı «Muhakkak ki, benim rahmetim gazabımdan önce gelir.» İt ıı harı ’nin bir başka rivayetinde bu ifade aynen şöylcdir : «IVIu hakkak ki benim rahmetim gazabımı yenmiştir»...

Yine B u h a r i ve M ü s 1 i m ’de Ebu H tı re y r e ’ye (R.A.) istinaden şu hadîs rivayet edilmiştir :


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder