21 Nisan 2016 Perşembe

Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, eceliniz gelinceye kadar gündüzleri sizi diriltircesine uyandıran O’dur. Sonra dönüşünüz yine ancak O’nadır. Sonra da O, size, yapmış olduklarınızı haber verecektir.

57 — De ki «Ben Rabbimden bir hüccete dayanmaktayım. Halbuki siz onu yalanladınız; acele istediğiniz azab da elimde değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır.»

58 — De ki: «Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu.» Allah zulmedenleri en iyi bilen’dir.

59 — Gaybın anahtarları O’nun katindadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. O’nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu —ki apaçık Kitabdadır—, ancak O bilir.

60 — Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, eceliniz gelinceye kadar gündüzleri sizi diriltircesine uyandıran O’dur. Sonra dönüşünüz yine ancak O’nadır. Sonra da O, size, yapmış olduklarınızı haber verecektir.

61 — O, kulların üstünde yegâne Hâkim’dir. Size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun ruhunu alırlar.

62 — Sonra, gerçek Mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Doğrusu hüküm O’nundur. O, hesap görenlerin en sür’atlisidir.

63 — De ki: «Kara ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? (Bundan bizi kurtarırsan şükredenlerden olacağız) diye O’na gizli gizli yalvarır yakarırsınız.»

64 — De ki: «Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O’na ortak koşarsınız.»

65 — De ki: «O, size üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azâb göndermeye veya sizi birbirinize katıp kiminizden kiminin hıncını taddırmaya kaadirdir.» Bak, âyetleri, onlar iyice anlasınlar diye, nasıl türlü türlü açıklıyoruz!

ÜLÛHİYET GERÇEĞİ



Bu bölüm geçen bölümde birbiri içine girmiş bir akış halinde • Resuller ve Risalet gerçeği»nin açıklanmasından sonra gelen 
«Ülûhiyet gerçeği »ne yeniden dönüş mahiyetindedir. Geçen bölümde de zikrettiğimiz gibi o âyetler serisi için de mücrimler ile müminlerin yolu birbirinden iyice ayırd edilmişti.

Bu bölümde beliriveren «Ülûhiyet gerçeği» bir kaç yönden ay-

dınlatılmaktadır. Âyetleri teker teker incelemeden evvel bu hususu kısaca özetleyelim:

«Ülûhiyet gerçeği», evvel emirde Resulullah’ın kalbindi' tecelli zemini buluyor. Hz. Peygamber, kendi kalbinde evvela Rabbi t»ı rafından bildirilen yüce bir delil ve hüccet üzerinde olduğunu ku bulleniyor. Ve buna yakinen inanıyor. Kendisini yalanlayanların yalanlaması asla onda sarsıntı meydana getirmiyor. Binaenaleyh doğrudan doğruya Allah’a teslim oluyor. Kavminin karşısında kn sin bir tavır takmıyor. Onların açıkça dalâlette olduklarım ve İten dişinin de kat’î bir hidayet üzerinde bulunduğunu kabul ediyor. «De ki ben sizin Allah’tan başka taptıklarınıza kulluk etmekten men olundum.» De ki sizin heveslerinize uymayacağım, yoksıı pıtmış, doğru yoldan gidenlerden olmamış olurum.

De ki « ben Rabbimden bir hüccete dayanmaktayım Halbuki siz O’nu yalanladınız. Acele istediğiniz azap ta elimde değibliı Ilıt küm ancak Allah’ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gcı anlatır.»...

Ayrıca bu gerçek, Allah’ın, yalanlayanlara karşı hallin davı a

nişi ve onların istemekte oldukları harika şeyleri gönderip b

tekzib etmeleri halinde azabının derhal tahakkuk etmesini liade buyurmadığı anlaşılıyor. Nitekim Allah’ü Taâlâ’nın sunııcli İlâhini de böyle cereyan etmiş, kudreti dahilinde olduğu halde oııhıi ı »ı/uh landırmakta acele etmemiştir. Onların acele edip istedikleri u/.ıhı yerine getirmek Resulullah’ın elinde olsaydı, derhal yerlim gelirli di. Belki de beşeri duyguları galebe çalar, onların tekzibi karşısın da fazla tahümmül göstermez ve o istedikleri şeyin başlarımı g<■İnlisinde acele ederdi. Onların tekzibine rağmen kendilerine bu kadın mühlet verilmesi de Allah’ın hilim sıfatının ve sonsuz rahmetinin bir tezahürüdür. Ayrıca Ülûhiyet vasfının tecelli edişidir «Do kİ, “acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı benimle aranızdaki İş bitmiş olurdu.” Allah, zulmedenleri en iyi bilendir.»...

Bu gerçek; Allah’ü Taâlâ’nın gaybı bilmesinde ve bu bilgisinin mevcudatta bulunan her şeyi ihata etmiş olmasında tecellî ediym Nitekim bu ihatnlı bilginin, sadece Allah’ın zatına mahsus olduğu ve ondan başka kimse için tasavvur edilmesinin imkânsız olduğu da şöylece belirtiliyor: «Gavbın anahtarları O’nun yanındadır. Onlaıı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder