B a ğ a v i tefsirinde, Câbir bin Abdullah ’a (R.A.) isnad ederek rivâyet ettiğine göre:Rasulüllah (S.A.) o sûreyi okumaya devam etmiş bunun üzerine U t b e peygamberin ağzını tutmuş ve ondan merhamet dilemiştir. Sonra Kureyş’e değil, doğruca kendi ailesinin yanına gitmiş ve Kureyşlilerin yanına çıkmamıştır. Sonra bu hususta sorulduğunda: «Ağzını tuttum, devam etmekten vaz geçmesini istirham ettim. Siz de biliyorsunuz Hz. Muhammed bir şey söylerse şüphesiz doğru çıkar. Üzerinize belâ inmesinden korktum» demiştir.
I b n i İ s h a k der ki: «Hac mevsimi gelince Velid bin M u ğ î r e Kureyş’den bir grup ile toplanarak — o zaman en yaşlılarından idi— onlara şöyle demiştir: «Ey Kureyş halkı, biliyorsunuz ki Hac mevsimi gelmiştir. Arap heyetleri yakında gelmiye başlıyacaklardır. Ve hepsi de bu arkadaşınızın ( M u h a mm e d ’in) dâvâsını duymuş bulunmaktadırlar. Aranızda söz birliği yapın, fikir ayrılığıyla birbirinizin görüşünü reddederek yalancı çıkmayın.» Toplantıda bulunanlar ona: «Ey E b â Abdi şe m s, sen bize bir fikir ver de öyle hareket edelim» demişlerdir.
O da; «fikri siz söyleyin» deyince: «kâhindir diyelim»
demişler; « V e 1 î d : «Hayır! Vallâhi o kâhin değildir. Kâhinleri gördük. O’nun sözleri kâhinlerin veya sözlerine hiç benzememektedir» demiştir, «mecnun ’dur diyelim» demişler; «O mecnun da değildir! Deliliği gördük. O’nun sözleri, delilerin ne boğazlamasına, ne kavgasına, ne de vesvesesine hiç benzememektir demiştir. Peki, «Şâir ’dir diyelim» demişler, «O, şâir dc değil dir; şiirin: recezini, hezecini, karıdını, makbudunu, mebsûtunıı ve bütün kısımlarını biliyoruz. O’nun sözü şiir değildir» demiştir ' «Sihirbaz diyelim» demişler, «O sihirbaz da değil. Sihirbazları gördük, sihirlerini biliyoruz. O’nun işi ne sihirbaz üfürüğüne benziyor ne de büyüsü’ne» demiştir. «Peki ne diyelim öyleyse ya Ebu Abdi Şems?» demeleri üzerine, şöyle demiştir: «Vallahi O’nun sözünde bir hoş tad vardır. Kökü hurma ağıcıdır, dallarında olgun hurmalar vardır. Bu söylediklerinizden her hangi birini söylerseniz doğru olmadığı elbette anlaşılacaktır! Fakat bunların gene en münasibi: O’na; «Sihirbaz’dır; getirdiği söz sihirdir, onunla kişiyi babasından, kardeşinden, karısından ve kabilesinden ayırmaktadır; deyin!» demiş ve bu esas üzere yanından ayrılmışlardır Mevsim dolayısıyla gruplar gelmeye başlayınca her biri şehre giriş yollarına oturarak, her geçene Muhammed Aleyhisselam hakkında gerekeni söyleyip ondan kaçınmalarını tenbihlcmİşlerdir.
< İbni Cerir der ki: İ k r i m e ’den, U b A d e hin Mansur’dan ve Ma’mer ’den: M u h a m m e d hin
Sevre ile Abdül’âlâ ’nın oğlunun naklettiklerine gOıc Velid bin Muğîre; Peygamberimize geldiğimle Menfi lüllah’ın ona okuduğu Kur’an’ın te’siri altında kalmıştı Ihımı Ebu Cehil bin Hişam duyunca ona gelerek • Ey ninen! / kavmin senin için mal toplamak istiyor» demiş, «niçin» deyince «sana mal verecekler, zira sen Muhammed’e gidip dâvâsı hakkımla konuşmuşsun» demiştir. (Ebu Cehil burada, V e 1 i d 'in en zayii tarafını bularak, izzeti nefsini okşamak istemektedir.) V e I I d «Kureyş, benim kendilerinden zengin olduğumu bilmektedir» de yince; Ebu Cehil: «Öyle bir söz söyle ki, O’nun sözlerini I.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder