17 Nisan 2016 Pazar

«Allah’ın bir kulun isyanına rağmen ona sevdiğini, dünya nimetlerini bolca verdiğini görürseniz biliniz ki bu onu cehenneme yaklaştırmak içindir»..

Ruhî azap, psikolojik huzursuzluk, cinsî sapıklık gibi hastalıklarla karşı karşıyadır bu günün dünyası. Öyle ki bu hastalıklar gelişen üretim imkanlarını ve bolluk vasıtalarını tamamen yok edip hayatı bütünüyle kararsızlıkların, uğursuzlukların ve bedbahtIikların eline teslim etmektedir. Bunların yanı sıra da siyasî skandallara sebep olan ahlâki bozuklukların neticesi tevessül edilen cinsî sapıklık veya şehvet karşılığında satılan devlet sırları ve millî hıyanetler... Evet bütün bunlar en sonunda şaşmayan bir âkibetin ilk belirtileri durumundadır.

Bu henüz yolun başlangıç noktasıdır. Ama ne kadar doğru söylüyor Allah’ın yüce Rasulü: «Allah’ın bir kulun isyanına rağmen ona sevdiğini, dünya nimetlerini bolca verdiğini görürseniz biliniz ki bu onu cehenneme yaklaştırmak içindir»... Sonra şu âyeti kerîmeyi okuyor: «Bu sebeple kendilerine ne hatırlatıldı, ne öğüt verildiyse onları unutunca üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahladıkları sırada ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler»... 1

Ne var ki şu noktayı da göz önünde bulundurmak lâzımdır. Allah’ın kanunu bâtılı yok ederken yeryüzünde Hak’kı temsil eden bir ümmeti kaim kılmaktır. Sonra Allah’ü Taâlâ Hak’kı bâtılın üzerine' döndürür ve onun beynine bir tokmak gibi indirir. Ve bir de bakarsınız ki bâtıl yok olup gitmiştir... Şu halde Hak ehli de temin •! tembel oturup, hiç terlemeden ve yorulmadan Allah’ın değişmez kanunun tecellisini beklememelidir. Çünkü bu halleriyle onlar da Hak’kı temsil edemezler. Ve Hak ehli olma durumunda bulunamazlar. Çünkü Hak ehli tembel tembel oturup durmaz. Hak yeryüzünde Allah’ın hâkimiyetini yerleştirmek için ve ûlûhiyetin has-«alarını iddia ederek bu hâkimiyeti gaspedenleri yok etmek için çalışan bir millet şeklinde temessül eder. İşte ilk Hak ve en önemli Hak bu noktadır: «Ve Allah’ü Taâlâ insanları birbirleriyle yok etmemiş olsaydı yeryüzü fesada uğrardı»...

Bundan sonra Kur’an-ı Kerîm Allah’a şirk koşanları Allah’ın azabı karşısında kendileri ile başbaşa bırakıyor. Kalpleriyle, gözleriyle, kulaklarıyla. Onlar bu azabı reddetmekten âciz oluyorlar. Bunun yanı sıra da Allah’dan başka bir ilah da bulamıyorlar ki kendilerine Allah’ın aldığı kalplerini gözlerini ve kulaklarını geri versin:

46 — De ki: «Söyleyin bakayım; Allah sizin kulaklarınızı, gözlerinizi alsa, kalblerinizi kapasa, Allah’dan başka hangi tanrı onu sizlerc getirebilir? Bak, âyetlerimizi türlü türlü nasıl açıklıyoruz dn onlar yine yüz çeviriyorlar»...
I İlmi Certr ve Ibni Ebî Halem.

Bu sahne gerçekten tasvirlerle doludur. Onların bir yandnıı Al lah’ın azabı karşısındaki aczlerini canlandırırken diğer yandım dıı Allah’dan başka O’na eş koştukları şeylerin gerçek yalanlarım cid di bir tutum içerisinde tasvir ediyor. Ne var ki bu tasvir onları dı rinden derine sarsıyor. Aslında beşer fıtratını yaratan yiln* yat a tıcı bu fıtratın bunca tasvirlerle dolu manzarada kavrayacağı ciddi unsurları ve onun gerisindeki hakikatları çok iyi bilmcktcdn im kere insan fıtratı bu manzaradan Allah’ın bunları kendisi için yap maya kadir olduğunu anlamaktadır. Gözleri ve kulakları «İmaya, kalpleri mühürlemeye gücünün yettiğini ve bir daha bu «/.alarm vazifesini yapamaz hale geleceğini idrak etmektedirler. Ve şüphe siz ki şayet Hak Taâlâ bunu yapacak olursa ondan başka yrrylUün de onun azabını bertaraf edecek hiçbir ilah yoktur.

Gönüllere ve kemiklere kadar bir titreme salan ve bunun yanı sıra da şirk inancının gülünçlüğünü Allah’dan başka kinıselcı I du«t edinmenin sapıklığını açıkça belirten bu manzaranın ışığı altındı« kendilerine bunca âyetler ve deliller gösterildiği halde Hak'tan ay rılan kimselerin durumu hayretle müşahede ediliyor. Tıpkı almak develer gibi halâ hakikatlardan geri duranların tutumunu, M lipit* lâ olduğu bir hastalık sebebiyle de deve hep izden dışarıya dnfliıı meyleder ve çıkar. İşte bunların tutumu da aynı:

«Bak, âyetlerimizi türlü türlü nasıl açıklıyoruz «la »ıılnı v»••• yüz çeviriyorlar»...

Bu hayretengîz manzara ile birlikte aksama sahnesi «te yeı alı yor. Devenin aksayışını Araplar çok iyi bilirler. Bu mon/aın im yandan da onlara aksak develerin tasvirini hatırlatmaktadır kİ tu sana bir alay duygusu, küçümseme ve eğlenceye alma baleti mhi yesi vermektedir.1

*

* *

AZABI İLÂHÎ

Onlar henüz beklenen o manzaranın tesirinden kendilerini km tarmamışlarken bir yeni hal ile karşılaşıyorlar. Bu da Allah İçin pek uzak bir şey değil. Hak Taâlâ bu âyet dalgasında onlara yani zalim müşriklere Allah’ın azâbı ansızın gelip çattığı zaman veya
I, linkiniz: «Kur'nn'tlıı Hılcbi Tnuvtr».

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder