7 Nisan 2016 Perşembe

Hani meleklere: «Adem’e secde edin» demiştik de, onlar da hemen secde edivermişlerdi. Sadece şeytan kaçınmış, kibirlenmek istemiş, kafirlerden olmuştu»...

ben göklerin de yerin de gizliliklerini muhakkak bilirim. Ve sîzlerin neyi açıklayıp neyi gizler olduğunuzu da bilirim.”

Hani meleklere: «Adem’e secde edin» demiştik de, onlar da hemen secde edivermişlerdi. Sadece şeytan kaçınmış, kibirlenmek istemiş, kafirlerden olmuştu»...1

İşte beşer hayatının yüce bir kitle ile münasebet kurduğu bu geniş saha bir düşünce enginliğinin ifadesidir. Mevcudatı kavrayıp idrak etmek konusundaki derinliğin numunesidir. Duyguların genişliğini, fikir ve ruh hareketlerindeki enginliğin ifadesidir. İşte bu enginliklerin hepsini ancak İslâm düşüncesi verir bir müslümana. İşte Kur’an-ı Kerîm bu engin sahayı gözler önüne sermektedir. Görülen âlem kadar ve ona bağlı olarak görülmeyen âlemlerin de varlığını belirtmektedir.

İnsanoğluna, bu engin sahaların kapılarını kapamak ve bütünüyle gayb âlemini insanın gözünden silmek isteyenler, esas itibariyle insanlar için en büyük kötülüğü yapmak istemektedirler. Ve insanın dünyasını çok sınırlı kısa hislerin hududu içerisine kapayıp kilitlemek arzusundadırlar. Böylece insanoğlunu hayvanlar âleminin dar kalıpları içerisine mahkûm etmek istemektedirler. Halbuki Hak Taâlâ insana bir düşünce kuvveti vererek en büyük ihsanda bulunmuştur. Bu düşünce kuvveti ile insan hayvanların idrak etmediği yüce şeyleri idrak eder. Bir bilgi okyanusunda, duygu denizlerinde yaşar. Gönlü ve kafası ile böyle âlemlere atılır, temizlenir, bütün varlığıyla böyle bir nur ummanında kanat gerer.

Bütün cahiliyyet sapkınlığına rağmen İslâm öncesi Arap insanı bu yönüyle modern cahiliyyetin insanından çok daha ileri idi. Evet bütün gayb âlemiyle alay eden bilgin cahillerden daha ileriydi. Gayb âlemi gibi inançlara bağlanmış olanları ilim dışı budalalık olarak niteleyen gayb mefhumunu terazinin bir kefesine, ilim mefhumunu da diğer kefesine koyan modern cahillerden. İlerde «gaybın anahtarları onun nezdindedir. Ondan başka kimse bilmez onu» âyeti kerîmesini izah ederken bu konuyu tartışacağız. Ve onların iddia ettikleri bilginin hiçbir esasa istinat etmediğini, ileri dürdükleri iddianın da dinî hiçbir temele dayanmadığını belirteceğiz

Biz soruyoruz ve diyoruz ki: İlim dellalı akıl budalalarının kendi ilimleri arasında; melek adı verilen bu yaratıkların yokluğunu kesin şekilde ifade edecek hangi İlmî delilleri var? Melekleri düşnce ve tasdik dairesinden uzaklaştıracak hangi esasa dayanıyorlar? Evet bunu gerektiren ne gibi bilgileri varsa sersinler ortaya.

(Aksine meleklerin varlığını delillendiren örneklerden bir tanesi aşağdaki linkte mevcut.
http://www.denizli.bel.tr/Default.aspx?k=kameralar

http://www.webcamzone.net/

Gerçek odur ki onların ilim dedikleri şey gerek yeryüzünde ve gerekse diğer seyyarelerde bilinen hayat tarzından daha başka bir hayatın varolabileceğini, yeryüzündeki hayata elverişli şartların aksine başka bir bileşim ortamında bir başka hayat tarzının mevcut olabileceğini inkâr edecek hiçbir şeye sahip değildir... Neden öyleyse onlar varlığını inkâr edecek esaslı bir delile sahip olmadıkla' rı halde bu âlemleri inkâr etmek hususunda kesin bir tavır takınıyorlar?

Biz onları kendi inanç sistemimize göre muhakeme etmeyeceğiz. Hatta Allah’ü Taâlâ’nın mübarek sözleriyle de muhakeme etmeyeceğiz. Sadece kendi yanlarında‘bir ilâh durumuna gelen ilimleriyle muhakeme ediyoruz. Ve görüyoruz ki bu ilim dedikleri şeyden hiçbir delil getirmeksizin onları bu ilim dışı inkâra sevkeden amil sadece ukalalıklarıdır. Bu meseleyi tartıştığımız vakit gürürüz ki bugün ilmin varlığını inkâra yeltendiği gayb gerçeği aslında yegâne hakikatin ifadesidir. Hatta yaşanılan âlemde elle dokunulacak ve gözle görülecek kadar bu gerçek kesindir.

TEKZİBEDENLERİN ÂKİBETİ

Bu âyet dalgaları peygamberle alay edenlerin başına grimle* ı anlatarak sona eriyor. Yalancıları kendilerinden önce geçenlerin ûkibetlerini düşünmeye davet ederek bitiyor. Yeryüzünde bu Akı-betleri görmek için gezmelerini ve gerek yalanlayıcıların, gerekse alaycıların başına gelen İlâhî kanunları ifade eden o beldeleri görmelerini belirterek son buluyor:

10 — «And olsun ki senden önce de birçok peygamberler alııyıı alınmıştı. Onlarla eğlenenleri alaya aldıkları şey mahvetti.

11 — De ki yeryüzünde yürüyün, sonra da yalanlıyanlarııı sonunun nasıl olduğuna bir bakın»...

Kâfirlerin inatçılığını ve küfürde direnmelerini anlattıktan ve bu inat ve cehaletin neticesi olarak ileri sürdükleri iddiaları beyan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder