25 Nisan 2016 Pazartesi

Kendi dinine gereken hürmeti göstermeyen, dinî vakarını korumayan, dinini kendi hayatının ana kaidesi itikad, ibadet, ahlâk ve hareketlerinde, şeriat ve sistemlerinde onu esas mihver almayan kimse gerçek mânasıyla kendi dini ile alay etmekte ve eğlenmektedir.

Ayeti kerîmede. Tabiî bu emir her müslümanı içine alır... BÖylece mesele fiilen sona erdiği gibi kavlen de sona erer. Kendi dinine gereken hürmeti göstermeyen, dinî vakarını korumayan, dinini kendi hayatının ana kaidesi itikad, ibadet, ahlâk ve hareketlerinde, şeriat ve sistemlerinde onu esas mihver almayan kimse gerçek mânasıyla kendi dini ile alay etmekte ve eğlenmektedir. Bu dinin emirlerini ve prensiplerini söz ederek anlatırken alay ve eğlence mevzuu yapanlar ise... « G a y b » a inanmayı bahis mevzuu ederken alayla konuşanlar... —Gayb İslâm akidesinin temel esasındandır— Zekâttan söz ederken —ki, zekât da bu dinin ana umdelerinden birisidir — küçümseyerek söz edenler. Yine bu dinin temel prensiplerinden birisi olan ahlâk, iffet ve hayadan bahsederken bu gibi hususların toprağa bağlı tarım ekonomisine sahib cemiyet tiplerinde görüldüğünü yahut feodalitenin (derebeyliğin) veya burjuvazinin yıkılmış gelenekleri arasında yer ettiğini söyleyenler... İslâmın yerleştirdiği evlilik hayatının esaslarından bahsederken onu kötüleyip küçümseyerek anlatanlar... Allah’ü Taâla’nın kadının iffetini koruması hususunda vazettiği emirleri ve temel prensipleri kadını köleleştirmek diye belirtenler... Herşeyden evvel ve herşeyden sonra, Allah’ü Taâlâ’nın insanların siyasî, İçtimaî, İktisadî, kazaî hayatlarıyla ilgili günlük pratik yaşayışlarındaki hâkimiyetini inkâr edenler... Ve insanların gökten gelme hiçbir şeriata bağlı olmadan kendi hayatlarını düzene koyabileceklerini söyleyip duranlar... İşte bütün bunlar bu âyeti kerîmenin İhtiva ettiği kendi dinlerini eğlence ve alay mevzuu yapanların anısında yer alırlar... Ve her müslümanın bunlardan kesin şekilde ayrılması gerekir. Ve bunlar zalîm putperestler, kazandıklarını kaybeden kâfirler arasında yer alırlar. Küfreder olduklarından dolayı kaynar su ve acıklı azâb onlar içindir...

2 — Rasulullah —ve onunla birlikte her müslüman— bu kendi dinlerini alay ve eğlence mevzuu edinen ve dünya hayatına aldanıp kapılan kimseleri bir kenara ittikden sonra Allah’ın emir-lerini onlara hatırlatmak ve nefislerinin elde ettiği şeyler yüzündün varacakları âkibetten korkutmak ile memurdurlar. Allah’a mülâki oldukları zaman kendilerine yardım edecek hiçbir velinin bulunmayacağını, hiçbir şefaatçinin şefaat imkânı bulamayacağını,
nefislerinin elde ettikleri şeyler yüzünden tutulduktan sonra hiçbir kurtuluş akçasmın kabul olunmayacağını onlara belirtmeleri ge rekir.

Kur’an-ı Kerîm’in ifadesinin de kendisine has bir güzelliği ve derinliği var...

«Allah’tan başka dost ve yardımcısı olmayan bir kimsenin kazandığından ötürü helake sürüklenip atılmaması için Ktır’ıııı ile öğüt ver. O kimse bütün varını fidye olarak verse yine kabul olun maz»...

Herkes bir tarz üzerine kazandığından dolayı sürüklenip lir. Ama bu öyle bir haldir ki, Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Ne de ondan başını kurtaracak kurtuluş akçeni kabul edilir.

O dinlerini eğlence ve alay mevzuu yapanlar ve dünya haya tının gururuna kapılanlar işte bunlardır kazandığından ötürü lıelA ke sürülenler. Ve işte bunlardır âyeti kerîmede geçenleri hak edenler. En sonunda da başlarına gelecek âkibet aşağıdadır

«Kazandıkları günahlardan ötürü yok olanlar işte hunim d ıı Nankörlük ettiklerinden dolayı kaynar su ve acıklı azfib onlar Içlıı dir»...

Yaptıklarından dolayı tutulmuştur onlar. Ve işte cezaları l>" ğazları ve karınları yakıp kavuran kaynar su... Ve küfrHmeleri yüzünden düçâr oldukları elîm azap. Dinleri ile alay etmeleıldiı, işte onların küfrüne delâlet eden husus...

3 — Allah’ü Taâlâ müşriklerden söz ederken «dinlerini oyun ve eğlenceye alanları» diye bahsediyor.

Onların dini bu mudur?

Âyeti kerîme İslâm’a girip de bu dini eğlence ve alay mevzuu eden herkese intibak ediyor. Bu nevi kimseler İslâm saflarında yer almış ve münafıklar adiyle bilinmişlerdir. Ancak münafıklar M e d i n e ’de ortaya çıkmışlardı. Yoksa bu hükmü İlahî İslâm’a girmemiş olan müşriklere mi hastır? Gerçek mânâsıyla yegâne din İslâm’dır... İslâm, bütün beşeriyetin dinidir. İster inansın, islet inanmasın bütün insanlık için gelmiştir. Onu terkeden kişi gerçek fıtratının dinini terketmiş olur. Zirâ Allah’ın din adını verdiği ve

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder