2 — Rasulullah —ve onunla birlikte her müslüman— bu kendi dinlerini alay ve eğlence mevzuu edinen ve dünya hayatına aldanıp kapılan kimseleri bir kenara ittikden sonra Allah’ın emir-lerini onlara hatırlatmak ve nefislerinin elde ettiği şeyler yüzündün varacakları âkibetten korkutmak ile memurdurlar. Allah’a mülâki oldukları zaman kendilerine yardım edecek hiçbir velinin bulunmayacağını, hiçbir şefaatçinin şefaat imkânı bulamayacağını,
nefislerinin elde ettikleri şeyler yüzünden tutulduktan sonra hiçbir kurtuluş akçasmın kabul olunmayacağını onlara belirtmeleri ge rekir.
Kur’an-ı Kerîm’in ifadesinin de kendisine has bir güzelliği ve derinliği var...
«Allah’tan başka dost ve yardımcısı olmayan bir kimsenin kazandığından ötürü helake sürüklenip atılmaması için Ktır’ıııı ile öğüt ver. O kimse bütün varını fidye olarak verse yine kabul olun maz»...
Herkes bir tarz üzerine kazandığından dolayı sürüklenip lir. Ama bu öyle bir haldir ki, Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Ne de ondan başını kurtaracak kurtuluş akçeni kabul edilir.
O dinlerini eğlence ve alay mevzuu yapanlar ve dünya haya tının gururuna kapılanlar işte bunlardır kazandığından ötürü lıelA ke sürülenler. Ve işte bunlardır âyeti kerîmede geçenleri hak edenler. En sonunda da başlarına gelecek âkibet aşağıdadır
«Kazandıkları günahlardan ötürü yok olanlar işte hunim d ıı Nankörlük ettiklerinden dolayı kaynar su ve acıklı azfib onlar Içlıı dir»...
Yaptıklarından dolayı tutulmuştur onlar. Ve işte cezaları l>" ğazları ve karınları yakıp kavuran kaynar su... Ve küfrHmeleri yüzünden düçâr oldukları elîm azap. Dinleri ile alay etmeleıldiı, işte onların küfrüne delâlet eden husus...
3 — Allah’ü Taâlâ müşriklerden söz ederken «dinlerini oyun ve eğlenceye alanları» diye bahsediyor.
Onların dini bu mudur?
Âyeti kerîme İslâm’a girip de bu dini eğlence ve alay mevzuu eden herkese intibak ediyor. Bu nevi kimseler İslâm saflarında yer almış ve münafıklar adiyle bilinmişlerdir. Ancak münafıklar M e d i n e ’de ortaya çıkmışlardı. Yoksa bu hükmü İlahî İslâm’a girmemiş olan müşriklere mi hastır? Gerçek mânâsıyla yegâne din İslâm’dır... İslâm, bütün beşeriyetin dinidir. İster inansın, islet inanmasın bütün insanlık için gelmiştir. Onu terkeden kişi gerçek fıtratının dinini terketmiş olur. Zirâ Allah’ın din adını verdiği ve
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder