21 Nisan 2016 Perşembe

Putperest Araplar insanlara doğrudan doğruya tapınmıyorlardı ama, gerek toplulukları için, gerekse ferdleri için hüküm koyma yetkisini bazı kimselere veriyorlardı. Kendilerine hükümleri onlar vazediyorlardı.

Aslında müşrikler Resulullah’ı kendi dinlerini kubul etmeye çağırıyorlardı. Bu takdirde kendilerinin de peygamberin dinini kabul edeceklerini söylüyorlardı. Kendi ilâhlarına secde ettiği takdirde kendilerinin de O’nun ilâhına secde edeceklerini ileri sürüyorlardı. Sanki ileri sürdükleri bu iddialar kabulü mümkün iddialarımış gibi!.. Sanki putperestlik ile Islâm’ın bir kalbte birleşmesi mümkün imiş gibi! Sanki Allah’a kulluk ile, Allah’tan başkalarına kulluğun bir gönülde yer etmesi imkân dahilinde imiş gibi!.. Şurası katiyetle bilinmelidir ki, bu husus asla mümkün değildir. Allah kendisine ortak koşulmaktan çok uzak ve münezzehtir. Allah’ü Taâlâ kullarından doğrudan doğruya kendisine kulluk etmelerini dilemektedir. O’nun dışında her hangi birisine kulluk etmekten uzak olmalarını belirtmektedir. Gerek az, gerekse çok ondan başka herhangi birine ibadet etmekten kesin şekilde men etmiştir.

Bununla.birlikte âyet ile murad edilen, peygamberin onların, Allah’tan başka andıkları veya kulluk ettikleri şeylerden tamamen imtina edip, bu hususu onlara belirtmesidir.

Hak Taâlâ’nın ( -ut1 jî j' Ji ) kavli

,7< m İ findeki ( -âl' ) kelimesi, dikkat nazarlarını celb eden bir kelimedir. ( <>-*1' ) kelimesi umumiyetle akıl sahibi olan varlıklar

içitı kullanılır. Âyeti kerîme de kasdedilen mana putlar veAllah’a * »J koşulan şeyler olsaydı âyeti kerîmede ( â-i)' ) yerine ( 1* )

kullanılırdı. Şu halde âyeti kerîmede kullanılan ( ââl' ) kelimesi İle — putlar ve Allah’a eş koşulan şeyler ile birlikte— ismi mev-ııUİ ile ifade edilen akıl sahibi canlılar kasd edilmiştir. Ekseriyeti *»kıl sahibi varlıklar teşkil edince cemileri tavsif edildiği zaman da ayın husus göz önünde tutulur.

Bu anlayış bir yandan realiteye intibak ettiği gibi diğer yandım da burada zikri geçen İslâmî İstılahlara uygun düşer.

Bu hususu realite yönünden araştırdığımız zaman, Arap putperestlerinin sadece ağaçtan ve taştan putlara tapınmakla kalmayıp, bunların yanı sıra bir takım insanlara, cinlere ve şeytanlara da tapınmakta olduklarını görürüz. Putperest Araplar insanlara doğrudan doğruya tapınmıyorlardı ama, gerek toplulukları için, gerekse ferdleri için hüküm koyma yetkisini bazı kimselere veriyorlardı. Kendilerine hükümleri onlar vazediyorlardı. Geleneklerini onlar tanzim ediyor idiler. Kendi aralarındaki anlaşmazlıklarda da onlar cari olan örfe ve kendi görüşlerine göre hükümler veriyorlardı.

İşte bu noktada meselenin İslâmî İstılahlar ile alâkalı kısmına gelmiş bulunuyoruz. İslâm bu şekilde kendiliğinden hüküm
koyma hususunu doğrudan doğruya şirk olarak kabul eder. İnsan larm arasındaki hususlarda hüküm vazetme yetkisinin yine insanlar arasından başka birisine verilmesini ve kişiyi ilâhlaştırmnk ola rak değerlendirir. Böylece o kimseye bu hakkı tanıyan kimselot İn onu ilâhlaştırmış olduklarını kabul eder. Ve bu hususu AlUlı’O Taâlâ puta ve taşa tapınmaktan nehy ettiği gibi nehyeder. lal Anı örfünde her ikisi de aynıdır... Her iki şeklide putperestliktir Allah’tan başka birisini O’na eş koşmaktır...

Bundan sonra birinci dokunuşa bağlı ve onun tamam 1 ııyiçimi mahiyetindeki ikinci bir dokunuş yer alıyor:

«De ki: “Ben Rabbimden bir hüccete dayanmaktayım. Halbuki siz O’nu yalanladınız. Acele istediğiniz azab da elimde delildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır.”»...

Bu emir Allah’tan gelmektedir. Yüce Peygamberin, tek/.llı eden putperestlere açıkça karşı koyması için varid olmaktaılıı Peygamberin nefsinde açık ve seçik olarak bir hakikatin yur el tiğini ve kendi içinde apaçık bir hüccete sahib olduğunu İnini mek içindir. Rabbi Zülcelâli’ne karşı sonsuz güven ve tevekkülünü ihsas ettirmek içindir. Allah'ın mevcudiyetine, vahdaniyetine ve kendi gönderdiği vahyine olan bağlılığını belirtmek ıçuıdiı 1$ te bu duyguyu bütün peygamberler Rableri huzurunda hlnnotıniş lerdir. Ve bütün peygamberler bu şuûr hâletini aşağı yııluuı ay m şekilde ifade etmişlerdir... Meselâ Nuh (A.S.) bu duygusun.ı şöyle dile getirmiştir : 1

‘«De ki: “Ya ben Rabbimden apaçık bir burhan üzerinde İneni, O bana kendi katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gl/ll bırakılmışsa, söyleyin bana ey kavmim sizi ona kendiniz boş gör meyip dururken de zorlayacak mıyız?”»...

Salih (A.S.) ise bu duygusunu şöyle ifade eder :

«Dedi ki: “Ey kavmim, ya ben Rabbimden apaçık bir mucizenin üzerinde isem ve O, kendinden bana rahmet vermişse ne dersiniz? O halde şayet O’na isyan edersem Allah’tan başka baıııı kim yardım eder? Demek siz bana hüsrandan başka bir şey artırııııyor-sunu.”»...

İbrahim (A.S.) du bu duygusunu şöyle belirtir :

1 yorum:

  1. Bu hususu realite yönünden araştırdığımız zaman, Arap putperestlerinin sadece ağaçtan ve taştan putlara tapınmakla kalmayıp, bunların yanı sıra bir takım insanlara, cinlere ve şeytanlara da tapınmakta olduklarını görürüz. Putperest Araplar insanlara doğrudan doğruya tapınmıyorlardı ama, gerek toplulukları için, gerekse ferdleri için hüküm koyma yetkisini bazı kimselere veriyorlardı. Kendilerine hükümleri onlar vazediyorlardı. Geleneklerini onlar tanzim ediyor idiler. Kendi aralarındaki anlaşmazlıklarda da onlar cari olan örfe ve kendi görüşlerine göre hükümler veriyorlardı.

    YanıtlaSil