24 Nisan 2016 Pazar

Hesap, ceza ve âhirette verilecek hüküm; insanların dünyadaki amellerine göre olacaktır. İnsanların dünyada hesaba çekilebilmeleri için kendi hayatlarına hükmeden, Allah tarafından gönderilen bir şeriata bağlanmış olmaları şarttır.

kendi vazifesini ifa eder ve elçi elçilik görevini yerine getirir. Bu duygu bile —daha önce belirttiğimiz gibi— insan varlığının titreyip kendine dönmesi için kâfi bir teminattır. İnsan kader denilen ğayb muammasının etrafını sardığını hisseder, her saniye aldığı nefesin kaydedildiğini anlar ve içine çektiği her nefesin kaderi İlâhîde kesinleşmiş olan eceli bir adım daha yaklaştırdığını kavrar.

«Sonra gerçek Mevlâları olan Allah’a döndürülürler.»...

Çağırılan çeşitli ilâhlar yerine Hak Taâlâ’dır onların Mevlâsı. Onları yeniden meydana getiren ve kendilerine diledikleri kadar hayat bahşeden Mevlâ. İnsan her an O’nun asla şaşmayan ve yanılmayan murakabası altındadır... Sonra dönüşleri yine O’nadır. Ama O, ne zaman dilerse döndürür. Hiç bir takipçisi olmadan O, insanın üzerinde hükmünü icra eder.

«Doğrusu hüküm O’nundur. O, hesab görenlerin en suretlisidir.»

Tek başına hükmeden O’dur. O’dur yalnız hesaba çeken. Hükmünü geciktirmez O. Cezasını da asla uzatmaz. Cezanın çabucak verilmesinin burada zikredilişinde de insan kalbine dokunan bambaşka bir tesiri vardır. Şu halde insanoğlu başıboş bırakılmamıştır. Hesap zamanına kadar bile olsa kendi haline terkedilmemiştir.

Müslümanın meseleyi böylece düşünmesi, ölüm, ölümden sonra dirilme, hesap ve hayatla ilgili İslâm akidesinin kendisine takdim ettiği şekilde değerlendirmesi, hâkimiyet mevzuunda, yeryüzünde kulların bütün meselesine hâkim olma hususunda hiç tereddüt etmeden tek başına Allah’a bağlanmak için yeter bir garantidir.

Hesap, ceza ve âhirette verilecek hüküm; insanların dünyadaki amellerine göre olacaktır. İnsanların dünyada hesaba çekilebilmeleri için kendi hayatlarına hükmeden, Allah tarafından gönderilen bir şeriata bağlanmış olmaları şarttır. Ki o şeriat, kıyamet gününde hesaba çekilecekleri esas prensipleri ihtiva eder ve dünya hayatında neyin helâl neyin haram olduğunu tayin eder. Hem dünyada hem de âhirette hâkimiyet ancak bu esasa mebni olarak birikebilir.

İnsanlar yeryüzünde Allah’ın şeriatından başka şeriatlarla hükmetlikleri zaman, öbür dünyada neye göre hesaba çekileceklerdir?
Kendilerine hükmeden ve hükmolunmaları mecburi olan, yeryüzündeki beşer kitlesi tarafından konulmuş hükümlere 
göre mi? 
Yoksa yeryüzünde iken, hükmetmedikleri ve hükmolunmakla mecbur tutulmadıkları, Allah tarafından gönderilen semavî şeriata göre mİ hesaba çekileceklerdir?
+
Şurası bir gerçektir ki, insanların Allah’ü Taâlâ tarafından kendi şeriatının esaslarına göre hesaba çekileceklerini yakınen bilmeleri bir zarûrettir. Yoksa kulların şeriatına göre hesaba çekileçeklerini değil. Kullar, hayatlarını ve İçtimaî muamelelerini ibadet ve amellerinde olduğu gibi— dünyada Allah’ın şeriatına uygun olarak tanzim edip yürütmezlerse işte Allah’ın huzuruna çıktıkları gün ilk hesaba çekilecekleri sual muhakkak bu olacaktır. Ve o gün mutlaka dünya hayatında Allah’ü Taâlâ’yı ilâh olarak kabul etmeyişlerinin, ondan başka ayrı ayrı tanrılar edinmelerinin hesabını vermek mecburiyetinde kalacaktırlar. Binaenaleyh Allah'ın ülûhiyetini inkâr suçundan dolayı hesaba çekilmiş olacaklardır. Yahut ta, Allah’a şirk koşarak ibadet ve amellerinde Allah'ın şeriatına uyup siyasî, İçtimaî, İktisadî sistemleri itibariyle Allah'ın şeriatından başkasına tabi olmalarından dolayı muhasebe edilecekler. Ve şüphesiz ki Allah kendisine şirk koşulmasını afletmez. (Birinci kural)
Bunun ötesinde dilediğini affeder...

DEHŞET VE FITRAT

Sonra âyeti kerîme ülûhiyetin hakikatim ifade eden kemli lıl ratları ile muhakeme ediyor onları. İnsan fıtratının şiddet anında gerçek ilâhına iltica edişini onlara anlatıyor. Ve bu fıtratın şlddei ve dehşet anındaki halini tasvir ediyor. Rahat ve huzur anında lıı sanın gerçek fıtratından nasıl uzaklaştığını çabuk, kısa ama İtenin ve açık ilham tesirlerle dolu bir manzara halinde sunuyor... tnıaı nın bütün benliğiyle tiril tiril titrediği dehşet ve sıkıntılar hep malı şer gününe ve hesap anına bırakılmış değildir. İnsan karaların ve denizlerin karanlığı içerisinde de aynı dehşetle karşılaşabilir I h o anda böyle bir sıkıntı sırasında Allah’tan başkasına yönelemez Ve onları bu sıkıntıdan kurtaracak ta sadece Allah’ü Tafilâ’dıı Ihı tün bunlara rağmen rahat ve kolaylık anında insanlar Allah'a bu




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder